• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Konya -7 °C
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!

Euro bölgesi ve borç krizi

Ufuk Karadavut

zmanlar uyarılarını ciddi anlamda artırmaya başladılar. Küresel anlamda, oldukça büyük bir krizin olduğunu vurguluyor ve ülkelerin acil tedbir almaları konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Aslına bakılırsa şimdiye kadar yaşananlar içinde beklide en ağırına girilecek gibi görünüyor. Avrupa Birliği bünyesinde ciddi anlamda “borç krizi” yaşanmaktadır. Bu krizin aşılması yakın zamanda mümkün gözükmüyor. Özellikle bu ülkelerin borç oranları rekor seviyelere çıktı, kısa vadede de düşeceğe de benzemiyor. Küresel ekonominin yavaşladığına dair artan kaygılarla Avrupa hisse senetleri dördüncü günde de düştü. Gösterge Stoxx Europe 600 Endeksi böylece 10 haftanın en düşük seviyesini gördü. Hargraves Lansdown’da yönetici olan Richard Hunter, “Bir yanda Avrupa’ya dair borç endişeleri, diğer yanda ABD’de büyüme verileri var. Bu iki konuya dair endişeler yatışmadan piyasalarda pozitif bir seyir beklemek güç” diye konuştu. Yani endişeler gittikçe artıyor.

Öncelikle Yunanistan, İrlanda ve Portekiz finansal krize girdiler. AB ve IMF’nin kapısına dayanarak finansal destek istediler. Ama umduklarını tam olarak bulamadılar. Bunun üzerine ciddi anlamda huzursuzluk başladı. Hatta Yunanistan ve Portekiz Avrupa Birliği Para Sisteminden çıkmayı planladıklarını açıkladı. AB yöneticileri ise yeniden yapılandırma önerdiler. Bunun ne derece başarılı olacağı şimdiden tartışılır hale gelmiştir. Çünkü ne kadar kemer sıkılırsa sıkılsın borçlar eritilemiyor aksine daha da büyüyor. Bu ayrı bir açmaz olarak yerini koruyor. Hatta yaşananları “yavaşlatılmış tren kazası” olarak değerlendiren uzmanlar bunun nedenlerini ve olası sonuçlarını belirlemek için değerlendirmeler yapmaya bile başladılar. Bunun aşılmasında özellikle borç stokunun ağırlıkla ulusal para cinsinden olmasının önemli olduğu biliniyor. Ülkemizde de bu sistem yoğun olarak kullanılmaktadır. Kamu bankaları bu konuda öncü rol üstlenmektedirler.

Kamu bankaları likidite rasyoları arasında belli oranda kamu kâğıdı tutulması da yer almaktadır. Başta FED olmak üzere dünya genelimde de kamu bankaları yüklü olarak kamu tahvilleri almaya devam ediyorlar. Tahvillerin sürekli olarak alınması borç verenlerden borç alanlara aynı zamanda yeni bir para transferi anlamına gelmektedir. Bu transfer ile paranın geri ödenme süresi de uzayacağından aynı zamanda kısmi bir borç eritme operasyonu olarak değerlendirilebilir. Geçmiş dönemlerde bu başarılı olmuş ama şimdi ne kadar başarılı olacağı ise zamanla anlaşılacaktır.

Avrupa genelinde olmak üzere dünya genelinde ciddi bir sıkıntının olduğu açıktır. Ancak özellikle Avrupa da olabilecek bir sarsıntı ülkemizi de derinden etkileyecektir. Bunun farkında olan Başbakan Yardımcısı Babacan uyarıda bulunma ihtiyacı hissetmiştir. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dün akşam itibariyle Avrupa ile ilgili tüm risk göstergelerinin rekor seviyeye yükseldiğini ifade ederek, Avrupa’da yaşanan son gelişmelerle ilgili, ”Biz Kurumlarımıza aşağı yukarı 3 ay önce her türlü kötü senaryoya hazır olmaları talimatı verdik. İlgili kurumlarımız, karşımıza çıkacak kötü senaryolarla ilgili hazırlıklarını yapmış durumdalar. Burada önemli olan bunun bir yıkıma sebep olmaması, Türkiye ekonomisinin belki hafif sarsılıp, yine ayakta dimdik durabilmesidir.” şeklinde açıklama yapmıştır. Yani yöneticiler de bunun farkına varmışlardır. İnşallah gerçekten gerekli tedbirleri alırlar ve yaşanması kuvvetle muhtemel olarak küresel krizin etkileri azaltılarak etkileniriz. Çünkü görülen o ki, böylesi bir krizden etkilenmeme şansımız yok. Ama bunun etkilerini azaltmak elimizdedir.

Yapılması gereken öncelikle tüketime yönelik olarak yaşanan büyümenin özellikle üretime yönelik olarak değiştirilmesidir. Tüketime yönelik büyüme her zaman hormonlu büyümedir. İkincisi gittikçe artan cari açığa gerekli önem verilerek azaltılması gerekmektedir. Kamu harcamaları son zamanlarda önemli ölçüde artmıştır. Bunların kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunların dışında 600 milyar dolara ulaşan borç miktarının ülkemiz açısından geriye döndürülemez noktaya gelmeden özel sektörün borçları ve borçlanmaları yeniden gözden geçirilmelidir. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim