• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Konya 19 °C
  • Bylock nasıl yüklenir? Kullanan anlattı:  Yanlışlıkla oldu, bilmiyordum...Yok öyle birşey!
  • Darbe sanığı erbaş, terörist başı Gülen'den şikayetçi oldu
  • İki amirali gözaltına alan İmren'den 'darbeden haberim yoktu' savunması
  • Bylock nasıl yüklenir? Kullanan anlattı:  Yanlışlıkla oldu, bilmiyordum...Yok öyle birşey!
  • Darbe sanığı erbaş, terörist başı Gülen'den şikayetçi oldu
  • İki amirali gözaltına alan İmren'den 'darbeden haberim yoktu' savunması

Eski karakışlardan anılar

A.Cenap Kendi

       Kara kışın tam ortasındayız. Konya’da yaşanan eski kışlardan yaşananları  sizlerle paylaşmak üzere o günleri yaşamış bir yazar olarak anılarımı kaleme almış bulunuyorum.

       Bu sene sizlerin de bildiğiniz üzere Konya’da “Kış” çok güzel geçmekte, yağışlar ve de soğuklar mevsim normallerini zorlamakta Ortalık güllük gülistanlık.

       Şimdi yüzyıllar öncesini beraber okuyalım. Ve hatırlayalım.. Öteden beri tutup geldiğim bellekteki kayıtlara göre 1944 yılı Şubat ayının birinci Perşembeyi  Cumaya bağlayan gece de başlayan “Kar yağışı”  hiç ara vermeden lapa devam ettiğinden kar kalınlığının altmış santimi bulması nedeni ile karın ağırlığını taşıyamadığından Sarrraflar Çarşısı,  Bedesten, Attarlar İçi ve Türbe Caddesi gibi dükkanların saçakları olduğu gibi  çökmüş bir gecede yere dökülmüştür.

       Bu doğa olayını zaten benim yaşımda olan her kim olursu olsun hatırlayabilir. O tarihlerde yani seksen yıl önce Konya’da ki evlerin yüzde doksanında bugünkü çatı sistemi olmadığından evlerin üzeri toprak dam ile korunuyordu. Kar yağdığı zaman dama zarar verip su akıntısının evlere sızmaması için her ev halkından birisi dama çıkar eline aldığı ahşap kar küreği ile karları kürür yerlere atardı.

       Sokaklar damlardan atılan karlarla dolar taşardı. Zaman zaman komşudan komşuya tünel kazılarak geçildiği görülürdü. Meram Dere’deki barajdan üretilen akar sular donduğundan elektrikler kesilmişti.  Mum ve lambalar kullanılmaya başladı. Telefon bilinmediğinden iletişim telgrafla halledilirdi. O kış soğuğunda evler odun sobası ile ısıtılıyordu. Mangal ateşinde yemekler pişirilir, evin ahalisi toplu olarak sobanın bulunduğu tek bir odada oturur yerine göre yatılır, ulaşım hayvan üzerinde at eşek deve ve at arabası ile sağlanıyordu.

       Fakat Allah’a şükür yiyecek sıkıntısı olmazdı. Sabahları ev halkı kahvaltıya oturduğunda çay eşliğinde küflü tuluk peyniri, yoğurt, bal, pekmez, eksik olmazdı sofralardan. Diğer övün zamanları bulgur pilavı, tirit, yaz aylarında kuruttukları patlıcan, fasulye, kabak, biber, lahana gibi yiyecekler her evin ihtiyacını gideriyordu. Ayrıca hamur işleri yapılır, höşmerim, saç böreği imdada yetişir bu meşakkatlere rağmen kimse hayatından şikayetçi olmazdı, kolay kolay hastalanmazdı bile.

       Hele hele komşular arasında geceleri sıra oturmaları başlar her gün bir evde toplanılır gramofon dedikleri bir çalgı aleti ile musiki  ihtiyacı karşılanırdı. Bu arada gündüzden hazırlanan yiyecekler sunulur, arabaşılar çekilir, kenevir helvası, mısır göllesi, kış karpuzu, elma, armut, kayısı kurusu, Konya’nın meşhur hevenk üzümü  bazı günler çeşit değişir, odun sobası külünde patates, kestane, pelit kebabı, unutulmazdı. Semaver kaynar tandır ekmeği mangalda kızartılır, yağlı mısır kavurgası yanında pekmez sucuğu unutulmazdı asla.

….

       İçtenlikle söylüyorum o günleri arıyorum. Yediklerimizin hatta içtiğimiz Çayırbağı suyunun bir tadı tuzu vardı. Kolay kolay kimse hasta olmaz, işinin gücünün üstünde olurdu. Konya deyimi ile bir evde gelinin kayınnanın kayınlasının yaşadığı  evlerde bile mutluluk vardı.

      O günlerin kadınları cidden çok hamarat kadınlardı. Envai çeşit yemeklerini şu şekilde özetleyebiliriz: Su böreği, Saç böreği, Saç Arası, Baklaca, Kayısı Yahnisi, Sarı Erik Yahnisi, Pilav Çeşitleri,  Calla Kabak Tatlısı,  Çullama, Sündürme,  Papara Çorba çeşitleri, Katmer, Kaygana, Höşmerim, Saç Arası,  Sütlü, Melemen, Kabak Tatlısı, Kifaye, Kavurma çeşitleri,  Kavut Ütme, Termiye. Envai çeşit yiyecekler misafirlere sunulurdu.  Ve isteyen tombala oynar isteyen minik yavrulara hikayeler anlatır,  beceren şarkılar okuyarak geceye renk katarken ikinci günün programı yapılırdı.

O günlere ait bir şiirimi sunuyorum:

KÖYDE BİR AKŞAM

Morardı Lorasın karlı zirvesi

Nakşetti semayı penbe bulutlar.

Gelmiyor yamaçtan bir kaval sesi

Etrafta akşamın bin melali var.

 

Suyu buz pınarlar donmuş yok olmuş,

Çaylaklar gideli köyden çok olmuş

Bir kobay sıçrıyor sanki ok olmuş,

Aciz tavşanların hazin hali var.

   

 Meşeler ses verir keklik uçmuyor,

Upuzun yol sakin kimse geçmiyor,

Şen bülbül etrafa nağme saçmıyor,

Titriyen kalbinin  itidali var.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim