• BIST 90.906
  • Altın 191,357
  • Dolar 4,8282
  • Euro 5,6481
  • Konya 29 °C
  • CHP'de toplanan imza sayısı 350'yi geçti
  • Adnan Oktar ile Gülen arasındaki 6 benzerlik
  • AK Parti'nin vazgeçmediği milletvekilleri
  • CHP'de toplanan imza sayısı 350'yi geçti
  • Adnan Oktar ile Gülen arasındaki 6 benzerlik
  • AK Parti'nin vazgeçmediği milletvekilleri

"Eşimi ve oğlumu deprem öldürmedi, binalar öldürdü"

"Eşimi ve oğlumu deprem öldürmedi, binalar öldürdü"
Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde eşini ve bir oğlunu kaybeden Ali Esen'in acısı, ilk günkü tazeliğini koruyor- Gerek Anneler Günü gerekse bayramlarda eşi ve oğlunun yokluğunu derinden hisseden Esen, depremden sonra kurdu

SAKARYA (AA) - ONUR ORHAN - Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde 17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi'nde eşini ve küçük oğlunu kaybeden Ali Esen'in acısı, ilk günkü gibi tazeliğini koruyor.

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan Marmara Depremi, birçok ailenin ocağına ateş düşürürken, o acıyı en çok yaşayanlardan biri de eşi ve küçük oğlunu kaybeden Ali Esen.

Büyük can ve mal kaybına neden olan Marmara Depremi'nde eşi ve çocuklarıyla 11 saat enkazda kaldıktan sonra çıkarılan Esen, acı haberi alınca büyük hüzne boğuldu. Acısı ilk günkü gibi taze olan Esen, eşine ve oğluna özlemini "Gerek Anneler Günü gerek bayramlar, onları çok özlüyorum." diyerek özetliyor.

Hayatın devam ettiğini söyleyen Esen, şimdi geride kalan çocuklarına ve ailesine bakmak, toplumu bilinçlendirmek adına kurduğu sigorta şirketinde, doğal afet sigortasının yaygınlaştırılması için çalışanlarıyla büyük mücadele sergiliyor.

- "O gün atom bombası atıldığını düşündüm"

Yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Doğal Afetler Sigortaları Kurumu (DASK) İl Temsilcisi Ali Esen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen acılarının hala taze olduğunu söyledi.

O gün havanın çok sıcak olduğunu, ailesiyle balkonda yemek yedikten sonra uyuduklarını aktaran Esen, "Uyandığımda sağ kolum ve ayağım betonlar altında, bir tek sol elim çalışıyordu, yatak odasında ampul elime geliyordu. Gece uyandığımda binada tüp patladığını düşünüyordum. Gün ışığına kadar oğlumla enkaz altında kaldım. Eşimden ve küçük oğlumdan hiç ses alamadım. Beni kurtarmaya geldiklerinde bir direğin dibine koydular. Sağıma soluma baktığımda bütün binalar yerle bir olmuş, bu sefer tüp patlaması değil de atom bombası atıldığını düşündüm." diye konuştu.

Esen, daha sonra çevredeki vatandaşlardan büyük bir depremin olduğunu öğrendiğini aktararak, "Tarifi imkansız, kelimelerle anlatmak mümkün değil ama şunu net ifade ediyorum; eşimi ve oğlumu deprem öldürmedi, binalar öldürdü. Meydana gelen bütün depremlere bakın, kalitesiz yapılardan kaynaklanmıştır. Bunun sorumlusu bizleriz." dedi.

Depremin ardından sağlık sorunları nedeniyle malulen emekli olduğunu anlatan Esen, bankada çalışırken meraklı olduğu sigortacılık işine başladığını kaydetti.

"Eşimi ve oğlumu kaybettim ama benim 11 ve 12 yaşında oğlum var. Bunların bana ihtiyacı var." diyen Esen, işe başlamasında en büyük etkenin bu olduğunu söyledi.

Çocuklarının bir süre halalarının yanında kaldığını belirten Esen, şu anısını paylaştı:

"Oğlum iş yerime uğradı, kendisine ekmeğin üzerine sürülen çikolata aldım. Bunu halasına götürmesini söyledim. O akşam eve geldiğimde yemekler yenildi, çaylar içildi. Saat 23.00 oldu. Oğlum bana geldi, sarılarak, 'Baba halama söyle de bana çikolatalı ekmek yapsın.' ama ben ablama bunu söyleyemedim. Şunu anladım ki benim derhal bir yuva kurmam lazım, çocuklarımın bir evi, mutfağımız olması lazım. Yuva kurmak için Sivas'tan bir gelin aldım, iki kızım var. Çocuklarımı büyütüp evlendirdim, iki kızımı büyütüyor, okutuyorum. Sakarya halkıma, sigortacılığa gönül vererek, işime dört elle sarıldım ve gerçekten ayakta durabiliyorum. Her şey bizler için ama dört elle hayata sarılmak için muhakkak hedeflerinin olması lazım. Benim de gayem, ailem, çocuklarımdı."

- "Onları çok özlüyorum"

Ali Esen, eşini ve oğlunu çok özlediğini dile getirdi.

Röportaj sırasında zaman zaman gözyaşı döken Esen, "Gerek Anneler Günü gerek bayramlar, onları çok özlüyorum. Maalesef... Yaşadıklarımızı unutmamız mümkün değil. Depremlerde birileri ölüyor ama birileri sağ kalıyor. İşimize, geride kalan ailemize sarılarak yaşantımıza devam ediyoruz." dedi.

Depremin Türkiye ve dünya ekonomisine büyük zarar verdiğini, bunu bir şekilde çalışarak yerine koyabildiklerini fakat giden canları geri getiremediklerini söyleyen Esen, Sakarya'da sigorta yapılabilir sağlam konut stokunun 190 bin olduğunu ancak şu anda 140 bin vatandaşın evlerine sigorta yaptırdığını belirtti.

Esen, insanların sigortasız yaşamaması ve sigorta bilincinin herkese anlatılması gerektiğini vurguladı.

Depreme yönelik çok büyük çalışmalar yapılmadığını gördüklerini ifade eden Esen, her an deprem olacakmış bilinciyle çalışılması, eşyaların da deprem sırasında düşmeyecek şekilde montajlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim