• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 12 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Erol Güngör ve Milliyetçilik

Murat Kayacan

Öğrenci olarak Konya’da bulunduğum dönemde (1988-1992) Selçuk Üniversitesi’nde hocalarımdan biri olan önceki Talim Terbiye Kurulu Eski Başkanı Ziya Selçuk, “Mümkün olsaydı biraz daha yaşasınlar diye yaşam süremin bir kısmını iki kişiye vermek isterdim: Birisi İranlı Ali Şeriati diğeri de 1982-1983 yılları arasında Selçuk Üniversitesi rektörlüğü yapmış olan Erol Güngör” demişti. 20. yy.’da yaşamış, ilki 44 ve diğeri de 45 yaşında hayata gözlerini yuman iki yazarı sahiplenen çevrelerin farklı oluşu dikkate alındığında “muhal de olsa bu fedakârlığı” anlamak doğrusu beni aşıyordu. Milliyetçilik de ilgimi çekmediği için Erol Güngör’ün eserlerini okuma ihtiyacı hissetmemiştim. Şimdi anladım ki, entelektüel açıdan onun eserlerini okumamak büyük bir eksiklik imiş ve “Onun milliyetçiliği var mı ki?” dedirtecek kadar da meseleleri bilimsel açıdan ele alabilen bir kişilik imiş.

Yakın zamanda onun Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik adlı eserini okudum ve milli duyguları kuvvetli tanıdıklarıma ondakinin ne tür bir milliyetçilik olduğunu sorsam da makul bir cevap alamadım.

Güngör’e göre, Cumhuriyet’ten önceki ıslahat hareketlerinin teknolojik medeniyeti kazanma bakımından daha şuurlu ve daha isabetli olduğu söylenebilir. Osmanlı ıslahatçıları pratik meselelere önem veriyorlar, Türk cemiyetinin Avrupa’ya benzemesinden ziyade, Avrupa gibi kuvvetli olmasını hedefliyorlardı. Garpçılar gibi Türkçüler de Tanzimatın klikleri arasında bocaladığını, mektebin yanında medreseyi, Avrupa hukuku yanında İslam hukukunu vs. yaşattığını söylüyorlardı. Çağdaş medeniyet denince daha ziyade laiklik ve pozitivizmi anlayan, daha önceki sıkıntıların esas amilini Osmanlı klerikalizminde, Arap harflerinde, feste vs. bulan bir düşüncenin sanayi medeniyeti üzerinde fazla durması beklenemezdi.

Güngör’e göre, geleneğe saygılı olmak milliyetçilikle eş değer bir şey değildir. Milliyetçi aydınlar geleneklere saygılı olmayı halka yakın olmak için yeterli görürlerse yanılırlar. Geniş görüşlü bir Avrupalı da geleneğe aynı saygıyı ve sempatiyi gösterebilir.

Eserde milliyetçi çevrelerin hiç de hoşuna gitmeyecek bir “geçmiş eleştirisi” mevcut. Yazara göre geçmişe hasretle bakmak ve sıkça geçmiş üzerinde durmak bizde hem bugünden duyduğumuz sıkıntıyı, hem de gelecekten duyduğumuz endişeyi gösterir. Dünyanın hep iyiye gittiğini söylemek de onun hep kötüye gittiğini söylemek kadar dogmatik bir inançtır. İnsanın hasretle andığı geçmiş o insanın zihninde var olan “subjektif geçmiş”tir. Böylece bilmediğimiz veya benimsemediğimiz bir tarih bizim için geçmiş olamaz. Geçmişte özlenen şeyler bizim bugünkü hayatta mahrum kaldığımız kıymetlerdir. Hiçbir Müslümanın İslam’dan önceki cahiliye devrini veya İslam’dan sonraki fetret dönemlerini özlediği görülmemiştir.

Peki, geçmişe nasıl yaklaşmalıyız? Yazara göre geçmişin bütünü içinde yeri olan şeylerin yeni hayata olduğu gibi aktarılması mümkün değildir. Ancak yeni hayat içinde o özelliklerin nispeten farklı bir anlam kazanacağı, bazı noktalarda değişeceği, bazı noktalarda ise tamamıyla kaybolacağı bilindiği takdirde, geçmişe gerektiği gibi yaklaşabiliriz.

Güngör’e göre, geçmişte mevcut çok farklı zaman ve mekânlara ait şeyleri bir bütünün parçaları gibi görmek bir yanılsamadan ibarettir. Bütünlüğü olmayan olaylara bizim zihnimiz tarafından bir bütünlük empoze edilmektedir. Bu yüzden geçmişten istediğimiz her şeyi alıp bugüne aktarmamız kafamızda kolay görünse bile gerçekte imkânsızdır.

Anladığım kadarıyla Güngör, “tarih şuurunun hakikat oluşuna” da gayet mesafeli: “Tarih şuuru, millet fertlerinin kendi tarihleri hakkındaki düşünceleridir. Bu düşünce bazen gerçek tarihe uygun olur bazen de olmayabilir. Fakat millet fertlerinin milli şuur sahibi olmaları gerçek tarih ortaklığından daha çok bu tarih şuurunun herkeste veya büyük çoğunlukta bulunmasına bağlıdır.” Yani yazar, mühim olanın milli şuurun hakikat üzerine kurulu olmasının değil mevcudiyetinin olduğunu ifade ediyor. Öyle ki ona göre, tarih şuuru tarih birliği ve eskiliğinden daha önemli.

Ne dersiniz, bu görüşler milliyetçilikle ne kadar bir ilişki içerir?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Değer
25 Şubat 2011 Cuma 23:24
Erol güngör
Sayın hocam,Erol GÜNGÖR ün ve tüm milliyetçilerin milliyetçilik anlayışı vatan,millet için çok çalışmaya milletimizi iyi yerlere taşımaya yöneliktir.bu açıdan bakarsanız Erol GÜNGÖR ün milliyetçiliğini daha kolay anlarsınız.
178.233.235.200
Bilge Ataman
24 Şubat 2011 Perşembe 22:39
hangi dünyanın
Nuri bey Erol Hoca'nın Dünya'nın ileri gelen 5 sosyoloğundan birisi olduğunu yazmış. Her görüşüne katılmasam da Erol Hoca benim dünyamın bir nımaralı sosyoloğudur. Acaba Nuri beyin kastettiği dünya kimin dünyasıdır? Batı'nın dünyası ise söylediğine o dünyadan bir kaynak göstermesi aydınlatıcı olacaktır.
88.252.243.33
Nuri Demir
24 Şubat 2011 Perşembe 11:20
Millyetçilik
Günümüzde, Afrika'daki Hotanto'larda bile milli bir kimliğin oluşması, sosyoloji bilimi açısından "millet" kavramının bir vak'a olması ve Türk Milliyetçiliğinin Avrupa ve Batı referanslı ırkçı millyetçilikten farklı olarak dayanağını vatandan, topraktan aldığını bilememek, işte böyle Erol Güngör'ü ve onun millyetçiliğini anlamamaya neden oluyor, Sayın Yazar. Bırakın rahmetli mirasıyla rahat uyusun.Yaşadığı dönemde Dünya'nın ileri gelen beş sosyoloğundan birisi olan Erol Güngör'ü farklı mecralara çekmek size ve temsil ettiğiniz dünya görüşüne birşey kazandırmaz. İnsaf lütfen !
88.254.47.64
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim