• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 5 °C
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!
  • Araç sahiplerine müjde! İndirim geldi
  • İsmailağa Cemaati referandum kararını açıkladı
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!
  • Araç sahiplerine müjde! İndirim geldi
  • İsmailağa Cemaati referandum kararını açıkladı

Entegrasyon mu Bölünme mi?

Yücel Kemendi

Son günlerde yazılan çizilenlere göre “Amerika, bölgede Türkiye'nin güçlü olmasını istiyormuş, onun için bölünmesine izin vermezmiş”.

Bunlara bende İnanmak istiyorum.

Sevindiğimiz ve inandığımız şeyin Amerika’nın bizi koruyacak olması. Yıllar önce biz Amerikan mandasını istemeyiz diye kurtuluş savaşında binlerce şehit verdik.. Şimdi Amerika’nın kurtarıcı olmasına seviniyoruz.

 

Gündemin bir başka konusu da  "Barzani, Türkiye siz olmayacağını biliyormuş”

Bunların ikisi da doğru olsa bile vallahi bunlar bir dakikada Türkiye’yi satarlar. Bende onu bilir ve söylerim.


Dış politikayı yönetmek o kadar kolay değildir, dış politikada küçük bir taşın oynaması büyük sonuçlar doğurabiliyor. En önemlisi de domino etkisi yapar.


Suriye'de olanlara bakıldığında burada tek oyuncu biz değiliz. Biz Suriye’deki olaylara ne kadar insani bakarsak bakalım, batıdaki müttefiklerimizin, Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in tavırları tamamen menfaat ilişkileriyle anlatılabilir. Ve ölen insanların Müslüman olması onların kararsızlığının tek sebebi olarak söylenebilir.

 

Anadolu’da bir tabir vardır “Bu kış çok çetin geçecek” derler. Dış politikada bizi Çok çetin günler bekliyor


Belki de senaryoda yazılanlar adım adım gerçekleştiriliyor. Önce Kuzey Irak’ta şimdide Suriye’de Özerk Kürt bölgeleri oluşturuluyor.

 

Peki daha sonra sırada neresi var? Karşı karşıya bulunduğumuz gerçek bu ise, bu kış siyaset çok çetin geçecek demektir.

 

Osmanlı devletinin en zayıf zamanında bile bölgede sözü geçen ve kontrolü elinde tutan bir yapısı vardı. Osmanlıdan sonra bölgede perişanlık başladı ve o perişanlık hala devam ediyor.


Tüm Arap dünyasında.. Bağımsızlıklarını aldıkları günden bu yana hâlâ  huzur arayışı hala "Bahar arayışı" bitmedi. Tabiî ki Türkiye'nin sancısı da bitmedi.

Biz dersimize iyi çalışmalı tarihi iyi incelemeliyiz, aksi halde telafisi mümkün olmayan durumlar ile karşı karşıya kalabiliriz. Öncelikle bölgede entegrasyon mu bölünme mi isteniyor? onu iyi tahlil etmemiz gerekir

 

Aslında herkesin ağzından düşürmediği Kürt, Türk, Müslüman ya da gayrimüslim, herkesin temel insan hakkı var sözüdür evet temel insan hakları İslam da bunu öngörür, tüm insani kurumlar, devlet dahil, toprak dahil, insan haysiyetinin korunması için vardır. Ama uygulamada durum aynı değildir.

 

Bu dediklerimizi yapanlar cihan devleti oldular Osmanlı yıllarca eleştirildi ama Dünyada "Osmanlı barışı"  diye bir gerçeği herkese kabul ettirdi 600 yıl Balkanlar'dan Ortadoğu'ya uzanan barış ortamında Kürt, Türk, Müslüman ya da gayrimüslim, herkesin temel insan hakkına riayet etti ve ettirdi.
 

Şu anda  idarecilerimizin yapmak istediği  bölgenin Osmanlı'dan sonra kaybettiği barışı tekrar sağlamasıdır. bunun içinde canla başla çalışmalarını sürdürmektedirler. İstenilen sonuç elde edilirse  Türkiye dahil tüm bölge ülkeleri yükselişe geçecektir



Tabi Bölgeye ilişkin çıkar çatışması sonunda kullanılan taşeronlar bölgede etkin hale gelmesinler


Yukarıda sormuştum bölgede “entegrasyon mu bölünme mi” Tabiî ki  İslami entegrasyon tek çıkar görülüyor.  

 

Bölgedeki Bölünmeye yönelik her çalışma bölgeye ve Türkiye’ye büyük zarar veriyor ve verecektir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim