• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Konya 19 °C
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması

Ensar olmak şart!

Ahmet Demirel

Alan olmak mı veren olmak mı?

Hangisini tercih edersiniz?

İstemek mi zordur yoksa vermek mi?

Vermesini beklemek mi yoksa veren olabilmek mi?

Muhtaç olmak mı istersiniz muhtaca yardım eden mi?

Ensar mı olmak istersiniz muhacir olmak mı?

Her şeyinizi kaybetmişsiniz bir canınızı kurtarmışsınız başkalarının vereceği bir lokma ekmeğe muhtaç olmuşsunuz. Ailenizden bazılarını kaybetmişsiniz. Başınızı sokacak bir evi boş verin bir çadır bile bulamamışsınız.Mevsim kış. Geleceğinizle ilgili hiç bir umudunuz kalmamış yarının korku ve tereddütlerle dolu. Her ülke kapılarını kapatmış kocaman yeryüzünde sığınacak bir yer bulamamışsınız.

Böyle bir durumda olmak mı istersiniz böyle bir durumda olana yardım etmek mi?

Ensar olmak yukarıda ifade etmeye çalıştığım tabloya göre çok daha kolay bir haslet ve mertebe.

Bu fırsat her zaman ele geçmez. Ele geçen bu fırsatı milletimiz en iyi şekilde değerlendirmelidir.

Yarın bizim başımıza böyle bir durumun gelmeyeceğine hiçbirimizin garantisi yok. Öyle bir zamanda bize kapılarını açacak bir milletin veya devletin olmasını istiyorsak bugün kapı arayan kardeşlerimize kapılarımızı açmalıyız ve ekmeğimizi paylaşmalıyız.

Neden mi?

Çünkü Efendimizin ifadesiyle " Veren el alan elden üstündür."

Burada Sevgili Peygamberimizin şu güzel sözünü de  hatırlayalım mı? "Kim bir mü'minin dünya sıkıntılarından birini giderirse Allah da onun hem dünya hem de ahiret sıkıntılarından birini giderir."

Yine Efendimizden muhteşem bir söz: "Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin."

Peygamberimizden harika bir söz daha: "Mü'minler bir vücudun organları gibidir. Onlardan birinde bir ağrı olsa vücudun diğer organları ona iştirak ederler ve uykusuz gecelerler."

O zaman şu güzel ayeti zikretmenin vakti geldi: "MÜ'MİNLER, ANCAK KARDEŞTİRLER."

Aslında bu güzel davranışın ilk muhteşem örneğini Peygamberimizin öğrencileri göstermiştir. Hiç tanımadıkları Mekkelilere ellerindeki tüm imkanları seferber ettiler. Neleri varsa paylaştılar. Ve bunlar yeni müslüman  olmuş ve Peygamberimizle fazla bir birliktelikleri de olmamıştı.

Onlar, kardeşliğin farkındaydılar.

Onlar, kazanmanın farkındaydılar.

Onlar, İman kardeşliğinin bilincindeydiler.

Onlar, Önlerine gelen fırsatı iyi değerlendirdiler ve ENSAR oldular.

Ensar olmak en güzel rütbelerden olsa gerek.

Allah'ın dininin yardımcısı olmak ENSARULLAH olmak ne güzel,

Allah'ın verdiklerini Allah için paylaşabilmek.

 Çok daha fazlasını vereceğini va'deden Allah ver dediği için verebilmek ne büyük bir bahtiyarlık.

VEREN OLMAK ŞART!

Ülkemiz müslümanlarıyla onur duyuyoruz.

Son yıllarda Anadolu insanının yaptığı en büyük ihracat İYİLİK ihracatıdır.

Dünyanın her bir yanındaki islam ve insan kardeşlerine yardım elini ulaştırmaktadır.

Hiç tanımadığı ve gitmediği yerdeki kardeşlerine su kuyusu açarak ensar olmaktadır.

Hiç bilmediği insan kardeşlerine deprem sonrası yardım elini uzatarak ensar olmaktadır.

Sevgisini ve muhabbetini yüzbinlerce kurbanla dünyanın dört bir tarafına serpmektedir.

İyilik medeniyetini yeniden kurmak için STK'lar dünyanın dört bucağında koşturmaktadırlar.

Batılılar, yavrularımızı, yetim bırakırken Anadoluda'ki kardeşleri o yetimlere kardeş olmaktadırlar.

Biz verdikçe Allah bize daha çok verecek ve Allah'ın "Onları hiç ummadıkları yerden rızıklandırır." ifadesine mazhar olacağız.

Şu müjde ayetiyle bitireli mi? "Her ne infak ederseniz Allah onun yerine yenisini verir."

Muhabbetlerimle

ALİ FUAT BAŞGİLDEN GENÇLERE ÖĞÜTLER

1) Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.
2) Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir.
3) 
Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver.
4) Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur.
5) Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri getiremez.
6) Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.

7) İşinde rastladığın güçlüğü evvela parçalara ayır. Her parçayı birer birer sırayla yen. Mesela bir dersi en basit elemanlarına; kısım, fasıl ve bahislere ayır. Sırayla her bahsi iyice noksansız öğrenip anlamadan, diğer fasıla geçme. Yani attığın adımı iyice basmadan, diğerini atma.

8) Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır.

 

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim