• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

EKİN TARLASI

Yasir Ünlü

Doğup büyüyüp içinde yaşadığımız ve nihayet bir gün veda ederek göçüp gideceğimiz şu dünyayı insanlar farklı farklı değerlendirmişlerdir. Dinine bağlı bir kimse için dünya bir mabed, hırsızlar yankesiciler için her gün yeni insanların çarpılacağı, soyulacağı bir yerdir. Âlim için ilmin geliştirileceği bir kütüphane olurken, tüccar için iyi bir pazar, çiftçi için mükemmel bir tarla ve çiftliktir. Kısaca değişen ruh hallerine, meslek, meşreb ve mizaçlarına göre her insanın farklı bir dünya anlayışı vardır. Bazıları hiç ölmeyecekmiş gibi ona bağlanırken bazıları da onu artık yaşanmaya değmez bularak intiharı bile tercih edebilmektedir.                     

Her şeyin yaratanı ve yaşatanı olan yüce Rabbimiz ise bize dünyayı şöyle anlatmaktadır: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir…” (Hadid, 20) “Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın.” (Fatır, 5) “Bu dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, işte asıl hayat odur keşke bilselerdi.” (Ankebut, 64)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise bu bin bir yüzlü dünyanın bazen iyi bazen kötü olan yüzünden bahsetmiş, bazen abidlerin dindarların dünyasını bazen de sefihlerin kâfirlerin dünyasını değerlendirmiştir. Bu nedenle bir hadiste dünya ahiret için bir ekim yeri, bir kerecik “La ilahe illallah” ile ebedi bir cennet ağacı kazanılacak kadar kıymetli bir yer olarak belirtilirken aynı dünya bir diğer hadiste sinek kanadından da değersiz ve hatta mel’un olarak değerlendirilmiştir.

Bütün bu ve benzeri ayet ve hadisleri nazarı dikkate alırsak şöyle bir sonuca ulaşabiliriz: İnsanda var olan fıtri ve vazgeçilmez duygulardan biri de dünya sevgisidir. Aslında bu gerekli bir duygudur. Ancak gerektiği ölçüde kullanılmalıdır. İnsan kendini bunun galebesine bırakıverirse ahireti unutmaya, terk etmeye götüren aşırılıklara, dünyevi arzuların peşine düşer. Bu da insanı dünyevileştirir ve haramlara sevk eder. Her devirde görülen aşırı kazanç çılgınlıkları bu yolda ortaya çıkan bin bir çeşit hileler, skandallar, sahtekârlıklar, ölmeler öldürmeler, İslam’ın sınırlamaya çalıştığı dünya sevgisi ve dünyevileşmenin eseridir. İslam bu meselede denge istiyor. Dünya ve ahiret, madde ve mânâ, ruh ve beden dengesinin tam olarak kurulmasını ister. Bunlardan biri diğeri için feda edilmez. Ahireti unutturmayacak, ibadetten alı koymayacak, haramlara düşmeyecek ölçüde dünyalık talebini uygun görür. İslam dini, dünya ve dünyalığa sahip olmayı değil, bunlara kul köle olmayı ve ona taparcasına bağlanmayı yasaklamıştır.

Aziz Peygamberimiz bizi şöyle uyarır: “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has çocukları var. Sizler ahiretin çocukları olun, sakın dünyanın çocukları olmayın. Zira bugün amel var hesap yok, yarın ise hesap var amel yok…” (İ.CANAN, Kütüb-i Sitte; 7/246) “Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol.” (Riyazü’s-Salihin; 3/207, Erkam y.)

Dünyasını ahireti için yaşayabilenlerden olabilme dileğiyle. Selam ve dua ile…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim