• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Düşünmeye vakit var mı?

Ufuk Karadavut

Toplumsal yapımız o kadar hızlı bir şekilde bozluyor ki yetişme ve bunu akıllıca değerlendirme imkânını dahi bulamıyoruz. Gün geçmiyor ki akıllara durgunluk veren bir olayla karşılaşmayalım. Bu kadar olay nasıl oluyor ve neden engel olunamıyor. Belki de en önemli soru neden hızla artma eğilimindedir? Artışın olmasının ardında gizli destekçiler mi var yoksa bozulan toplumsal yapı içerisinde bunlar beklenen gelişmeler mi? Genel olarak bakıldığında dünyanın bütün toplumları zaman içersinde değer kaybını yaşamışlardır. Ama ülkemizdeki kadar hızlı ve geniş çaplı bir değer kaybının yaşandığını gösteren bir ülkeye rastlamadım. Esaret altındaki ve sömürge ülkeleri hariç tutmak yerinde olacaktır. Ama biz ne esiriz ne de sömürgeyiz. Ya da öyle olduğumuzu mu zannediyoruz? Yoksa birileri elimizin altından bütün değerlerimiz kaybolurken halen bağımsız olduğumuzu mu düşünmemizi istiyor. Eğer bu isteniyorsa başarılı olduklarını kabul etmeliyiz.

Şimdi hep birlikte ülkenin halini gözlerimizin önüne getirip akıllıca düşünelim. Bugün Türkiye, kim ne derse desin milli birlik ve bütünlüğü açık bir şekilde tehdit altındadır. Bütün kurum ve kuruluşları ile bu tehdidi derinden yaşamaktadır. Tarihimizde hiçbir zaman bu kadar içten içe tehdit almamıştık. Ama bunu kabullenmek bile istemiyoruz. Ağzımızda bir sakız sürekli çiğniyoruz; “Biz büyük ülkeyiz bize bir şey olmaz”. Bu içi boş bir cümledir. Kendimizi kandırmanın ötesinde bir şey de ifade etmemektedir.

Teröristler ve terörü destekleyenler artık çekinmiyorlar. Çünkü onlar el üstünde tutuluyorlar. Baksanıza son günlerde terörist başı ile pazarlığın yapıldığı tartışılıyor. Hükümet yetkilileri de bunu yalanlamıyorlar. Ama bunu hükümetin değil Devletin yaptığını söylüyorlar. Devleti yöneten hükümet değilmiş gibi davranılıyor. Dağdan inenlere törenler yapılıyor. Kahraman gibi karşılanıyor. Buna karşın, askerler aşağılandıkça aşağılanıyor. Askerlerin aşağılanmasından büyük zevk duyanlarda yok değil. Hepsinden öte aklımızın bir köşesindeki “peygamber ocağı” düşüncesi silinmek üzere. Şehit olanların şehadetleri tartışılıyor. Şehit oldular mı olmadılar mı? Bu tartışmaların ardında yatan bence şehitlik makamının açıkça küçültülmesidir. Çünkü ülkemiz insanı için şehadet çok önemli bir makamdır.

36 parçaya ayrılmak istenen bir millet kardeşliğini ısrarla korumaya çalışmaktadır. Ama maalesef birileri ısrarla bunu bozmaya çalışmaktadırlar. PKK projelerini ve terörün başaramadığı toplumsal ayrışma ve kırılmayı ülke içindeki işbirlikçilerinin hevesle uygulamaya koyduğunu görüyoruz. Ne kadar ermeni-rum dönmesi varsa el birliği etmişler ve bölünme çalışmalarını destekliyorlar. Baksanıza öyle bir hale geldik ki, önüne gelen ülkemizi tehdit edebiliyor. Biz bu kadar mı küçüldük ki bu başımıza geliyor.

Kendi başkentimiz yokmuş ve kendimizi yönetmekten acizmişiz gibi, Türkiye’nin milli çıkarlarının başka başkentlerde planlandığını görüyoruz. Planlamalarda milletimiz yok sayılmakta ve bunun üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Planlamalar içinde ülke insanının teslimiyet ve zafiyet duygularının aslında bir erdemmiş gibi algılatılması en başta gelen çalışma olduğunu görüyoruz. Özellikle Avrupa Birliğine uyum ve çağdaş demokrasi yalanları ile ülke insanları teslimiyeti özgürlüğün temel gerekçesi olarak görmeye başladılar.

Ahlâki değerlerimiz temellerinden sarsılmıştır. Bunun en önemli sebebi manevi değerlerimizdeki çöküş sürecinin ve yozlaşmanın giderek hız kazanmasıdır. Hiç kimse bu ülkede manevi çöküşün olmadığını ifade edemez. Ya da kimse çıkıp ta yozlaştığımızı inkâr edemez. Yozlaşma ve dini değerlerdeki bozulma iliklerimize kadar işledi. Ama bunun bir türlü göremiyoruz. Görebilseydik, yoğun bir şekilde yolsuzlukların, hırsızlıkların, yardakçılığın, adam kayırmanın, vurgunun, talanın, ilkesizliğin, her türlü tavizlerin, teslimiyetlerin, gaspların bizi nerelere götürdüğünü görebilirdik. Müslüman bir ülkede olduğumuzu düşünüyoruz ama saydıklarımın hangisi Müslüman bir ülkede yaşanabilir diye düşünmüyoruz. Uzun uzun bu konuları düşünelim diyeceğim ama sanki düşünmeye vakit kalmamış gibidir...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim