• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Dünya süt günü ve süt inekçiğinin bitişi

Ufuk Karadavut

Dünya süt günü ve süt inekçiğinin bitişi


Sağlıklı bir toplum olabilmenin temel şatlarından birisi kuşkusuz sağlıklı beslenmek ve sağlıklı beslenmiş sağlam çocuklar yetiştirebilmektir. Yediden yetmişe sağlıklı beslenme içinde sütün önemi tartışılmaz. Bunun en önemli nedeni ise sütün “bütün zamanların en iyi içeceği” unvanını almış olmasıdır. Sütün önemini anlatmak ve insanları daha bilinçli hale getirmek için her yıl 21 Mayıs tarihi dünya süt günü olarak belirlenmiştir. Süt, içerdiği besin öğeleriyle insanlar için mükemmel bir gıda maddesidir. Eğer süt sağlıklı ve besili sığırlardan elde edilirse sağlık açısından oldukça faydalı bir besin olacaktır. Sütün büyüme ve gelişmeyi sağlamasından, nefes darlığı ve akciğer rahatsızlıkları, halsizlik ve yorgunluktan psikolojik rahatsızlıklara kadar sayısız yararları bulunduğu uzmanlar tarafından sürekli olarak vurgulanmaktadır. Özellikle çocuklarımızın 3 yaşına gelene kadar her gün 1 su bardağı süt içmeleri de sağlıklı gelişim açısından çok önemlidir.  Yalnızca çocuklar için değil aynı zamanda yetişkinlerinde mutlaka tüketmesi gereken bir gıda. Bir litre sütün günlük gıda ihtiyacının %25’ini karşılamak için yeterli olduğu ifade edilmektedir. Elbette burada sütün faydalarını tek tek sayacak değilim. Sayısız faydası içinde bir kaçını hatırlatmak faydalı olacaktır.

Süt kullanım istatistiklerine baktığımızda Türkiye’de, yıllık kişi başı süt tüketimi 10 kg dolayında iken, gelişmiş ülkelerde bu oranın 70-100 kg olduğu bilinmektedir. Bunda ekonomik nedenlerin yanında kültürel etki de önemli rol oynamaktadır. TÜİK 2009 yılı rakamlarına göre ülkemizde 12,54 milyon ton olan süt üretiminde sığırın payı % 90 olup, 10,72 milyon başa yakın sığır popülâsyonun %40’ı sağmal konumdadır. Ortalama hayvan başına 2,8 ton süt elde edilmektedir. Türkiye’de üretilen sütün ancak % 21.8’i modern işletmelerde, geri kalanı ise hijyen şartlarının ne olduğu bilinmeyen ve denetlenmeyen mandıralarda işlenmektedir. AB ülkeleri ve ABD’de üretilen sütün % 90-95’i modern tesislerde işlenmektedir.

Ancak son yıllarda süt üretimi ülkemizde ciddi anlamda azalmaya başladı. Yapılan bütün yatırımlara ve desteklere rağmen üretim yeterli olmuyor. Sürekli olarak açıklar veriliyor. Yerel olarak üretilen sütlerin miktarı yeterli olsa bile kalite bakımından oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır. Yanı başımızdaki Ereğli ilçesinin süt ürünleri işlem konusundaki ilerlemesi ve potansiyelini bilmeyenimiz yoktur. Ülke genelinde değerlendirildiğinde oldukça önemli bir konuma sahiptir. Geçenlerde Ereğli de görüştüğüm bir üretici kapasitelerinin çok altında bir seviyede süt işlediklerini belirtti. Sütün bölgede üretiminin çok azaldığı ve yeterli miktarda süt işleyemediklerinden bahsetti. Süt bulan fabrikaların ise kalite sorunu ile karşılaştıklarını öğrendim. Yani ya süt bulunamıyor ya da bulunsa dahi kalite bakımından oldukça düşük seviyede. Bazı fabrikaların hemen her gün süt alabilmek için yüzlerce kilometrelik yola araç gönderdiklerin söyledi. Aksaray, Nevşehir, Niğde, Kırşehir ve hatta Tokat’a kadar araçlar gidip süt topluyorlarmış. Ne duruma gelmişiz. Konya gibi oldukça büyük bir ilde yeterli ve kaliteli süt üretemiyoruz. Oluşan açığı kapatabilmek için ise dışarıdan süt getirerek kapatmaya çalışıyoruz. Aslında bunun böyle olmasında hemen herkesin hatası var. Yıllardan beridir hayvancılığın geliştirilmesi için destekler yapılır. Eğer bu destekler gereği gibi değerlendirilmiş olsaydı ülkemiz şimdi hayvancılıkta dünyanın sayılı ülkelerinden biri olurdu. Oysa böyle değil tam tersi hayvancılığı bitmiş bir görüntü vermekteyiz. Görüntü iyice incelendiğinde ise aslında tamamen doğruyu gösterdiğini anlayabiliriz.

Süt üretiminin azalmasındaki en büyük sebep uygulanan yanlış politikalardır. Yapılan desteklerin kontrol edilmemesi ve desteği alanında desteği başka işlerde kullanması sorunların başında gelmektedir. Ayrıca AB sürecinde verilen sözler ile kırsal nüfusun 25 milyondan 9 milyona indirilmesi gerekiyor. Bunun için şehirler özendiriliyor. Köydeki yaşam şartları iyileştirilemiyor. Kırsal alanlardan kente yaşanan göç sonucu kırsal-tarımsal nüfusun azalması, sosyal yapı değişimleri, tüketici alışkanlıkları gibi birçok etkenin değişim göstermesiyle birlikte süt üretiminde azalmalara neden olmuştur. Hayvancılık yapan işletme sayısının bilinçli olarak azaltılması hayvancılığı ciddi yönde olumsuz olarak etkilemiştir. Özellikle küçük ölçekte hayvancılık yapılmasının önü kesilmek istenmekte ve piyasanın kontrolünün büyük firmalarca yapılması istenmektedir. Bu nedenle oldukça dikkatli olunması ve hayvancılığı bitirilmemesi gereklidir. Küçük işletmeler her alanda olduğu gibi süt üretiminin de sigortasıdır. Sigorta sürekli atmakta ve tamir edilemez noktaya gelmiştir. Dünya süt gününde süt inekçiliğinin bitişini kaygı ve üzüntüyle izliyoruz.

Kutlama: Konya spor’a süper ligde başarılar dilerim…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim