• BIST 102.919
  • Altın 231,016
  • Dolar 5,4542
  • Euro 6,2128
  • Konya 15 °C
  • Bugün başladı... E-Devlet üzerinden yeni hizmetler!
  • İkinci el otomobilde ekspertiz zorunluluğu başlıyor
  • 6 adımda oy kullanma rehberi
  • Bugün başladı... E-Devlet üzerinden yeni hizmetler!
  • İkinci el otomobilde ekspertiz zorunluluğu başlıyor
  • 6 adımda oy kullanma rehberi

Dünya Derdi

Av. Yasemin Bezirci

Herkesin derdi kendine göre, herkesin derdi kendine büyük. Herkes bir şeyleri dert etmiş; kiminin derdine koşan koşana, kiminin derdini soran yok… Herkesin derdi kendine dert olmuş, herkes kendi derdine düşmüş… Komşusu aç mı tok mu bilen yok!

Herkes dünyayı kendisi için dönüyor zannediyor zannetmesine de; bir zamanlar öyle zannedenler şimdi toprağın altında yatıyor. Ve inanır mısınız; dünya dönmeye devam ediyor…! İnsanın fendi de hâlâ kendini dünyanın merkezi zannediyor. Ne kadar garip değil mi?

Dünya derdi bu, derdi dünya olanın derdi biter mi hiç? Bir de istekleri çok ise; isteği kadar da derdi var artık demektir. Bir düşünün neleri kendimize dert ediyoruz. Kimisi çocuğunun geleceğini kurtarma derdine düşmüş, kimisi zengin olma düşünde, kimi sınavdan nasıl kaytaracağını düşünüyor, kimisi iç dünyasında ki çalkalanmalarla boğuşuyor. Herkesin derdi farklı, herkesin derdi kendi derdi… Dert bizim de reva kimde?

Bir ev kiralıyoruz; ‘nasılsa bana ait değil’ diyerek çok fazla masraf etmiyoruz. Bir evi kiraladığımız da o evde geçici olduğumuzu bilerek ‘o kadar masraf etmeyelim’ diye düşünürken; bu dünyada ebediymiş gibi davranıyoruz. Dünya istediğimiz gibi olsun istiyoruz. İyi de burası dilek tut- gerçek olsun yeri değil ki! Burası dünya; geldik ve de gidiyoruz. Bir geçiş yeri burası, ne çok anlam yüklüyoruz…

Ne çok şeye bağlanıyoruz. ‘Şu olmadan asla’ dediğimiz ne çok şey var. ‘Onsuz asla!’ dediğimiz her şey oluyor ayağımızda pranga. Prangalarla yaşıyoruz, bağımlıyız bir şeylere. Bağımlı olduğumuz şeyler yüzünden hayatı zehir ediyoruz kendimize. ‘Ben olmazsam evladım ne yapar?’ diyoruz, sanki garantimiz varmış gibi… Kendi ayakları üzerinde duran değil de; bizim el-ayak olduğumuz çocuklar büyütüyoruz. Hayat zehir değil de, biz hayatı kendimize zehir ediyoruz.

Düşünmek gerek değerli dostlarım; neden geldik bu dünyaya? Ne kadar yaşayacağımız belli olmayan bu dünyada işimiz ne? Amaçsız yaşar mı insan azizim? Peki; hangi amaç için yaşamalı?

Doğduk ve ölüme doğru hızla ilerliyoruz. Sonu olan hayatta sonsuz olmak için nahoş bir çabaya bürünüyoruz. Kendimize o kadar tahammülsüzüz ki; kendimizi oyalamak için ne kadar şey varsa hepsine sıkı sıkı bağlanıyoruz. Bağımlısı olduğumuz ne kadar çok şey var; neye bağımlıysak o kadar dert büyütüyoruz.

Prangalarımızdan kurtulduğumuz bir ömür yaşamak dileğiyle değerli okuyucularım. Haftaya görüşmek üzere…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim