• BIST 89.940
  • Altın 145,207
  • Dolar 3,6228
  • Euro 3,9026
  • Konya 10 °C
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı

Dün’ya...

Fatıma Nur Mücevher

Uzun suskunlukların arasına serpiştirdiğimiz  kısa cümlelerin hatırına dönüyorsa dünya…

İçimizdeki susmak bilmeyen avaz avaz bağıran ne kadar nida varsa hepsini toplayıp gitme fikri sizin de  aklınıza gelmiyor mu?

Adres vermeyen nidalar, gidilmesi gerektiği yeri söyleyip gidilecek yeri göstermeyen…

Yaşadıkça sıkan, bunaltan, daraltan hatta bazen bıktıran  ne kadar çok sıkıntı var. Ne kadar çok sıkılacak bir enden var ve ne kadar çok acımız, ağrımız, sancımız var.

Senin, benim, onun derdi aslında aynı. Evet aynı dertten mustaribiz, aynı dertten perişanız. Aynı dertten dolayı  birbirimizi dert olarak görüyoruz. Aynı dertten dolayı  ölümler var, savaşlar var.

Hepimizin derdi aynı ve o dert bizi parçalıyor. O dert anne rahmine düştüğümüz an, peşimize takılıyor ve bilmem kaç yaşımıza kadar bizimle gönül eğlendiriyor.

Mesela çok sevdiklerimiz oluyor, ayrı düşüyoruz. Çok sevdiğimizin sevmediğimiz pek çok yönü çıkıyor ve savaş başlıyor.  Biz hep unuttuğumuz için yeniliyoruz.  “Aklıma gelecek en son şey.” Dediğimiz cümlenin dahi en sonunda yer almıyor.

Yıkıyor, yeniyor, yenilenemiyoruz. Çünkü biz derdimizin dermanı olamıyoruz. Derdimizin ne olduğunu bilmiyorum.

Sahi derdimiz ne?

“Dünya”… Ey dünya…

“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.”  (Yunus EMRE)

Derdimiz dünya olmuş ve dünya kadar derdimiz oluvermiş.  Gözümüzde ,  gönlümüzde büyüyen dünya kadar derdimiz var. Aman Ya Rab! Bu denli ağır derdin ağırlığı bize pek ağır geldi. Kaldır Rabbim, kamburlaştıran dertlerimizi. Rahmetinle dokun  duamıza, merhametinle dokun ruhumuza.

“Dündü ya…”  “Dün’ya” diyeceğimiz şu ömrüzü yolunda ve rızanda koştur. Oyalananlardan ve sonunda hayıflanacaklardan beri tut bizi Rabbim. Senin rızan için koşturanlardan, senin rızan ile koşanlardan kıl bizi.

Zira, özlediğimizi dahi fark edemeden,  biz kullar en çok seni özledik Rabbim.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Akıltepe
10 Kasım 2015 Salı 10:28
10:28
Çakıltepe: "Muztarip" değil "muzdarip". ne o seni yazar yapmadılar mı? Basit bir hatada dilci keslmişsin ama sen de yanlış yazmışsın. Seni de üniversiteye eğitimci mi yaptılar, ne yaptılar?
88.248.245.146
Çakıltepe
08 Kasım 2015 Pazar 12:57
12:57
Mustarip değil "muztarip" diyeceksin hanımefendi. İşte bunları da yazar diye ortaya çıkarıyorlar.
88.252.255.230
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim