• BIST 82.352
  • Altın 148,034
  • Dolar 3,8356
  • Euro 4,0738
  • Konya 0 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Dostum Şahin Dere’nin aziz anısına…

Ufuk Karadavut

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi dostum Şahin Dere öğrencileri Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsündeki araştırma ve deneme parsellerini gezdirmeden dönerken elim bir trafik kazası sonucu vefat etti. Önde giden kamyonun yedek lastiğinin fırlayarak öğrenci taşıyan arabanın üzerine doğru gelmesi ve buna engel olmak isteyen şoförün gayreti. Sonuç 6 ölü 16 yaralı. Ölenlere Allah’tan rahmet geride kalanlara ise başsağlığı diliyorum.

            İçlerinden birisi de kardeşimiz Şahin’di. Onu kaybettik. Ama inanıyorum ki, seviyeli yaşayışı, kişiliği ve inançlı birisi olması ile tanınan biri olarak hayatını sürdürdü. Bu ülke için, bu ülkede yaşayan insanlar için her zaman kaygılandı ve her zaman bunun endişesini yüreğinde yaşadı. Bunun içinde sürekli olarak gayret gösterdi. Biz insanların birbirimizi doğru yorumlamasını, doğru anlamasını tespitlerinin isabetli olmasını, yargılamaktan çok anlamaya meyilli olmasını, gerçeklere vakıf olabilmesini, empati kurabilmesini ve saygı duyabilmesini isterdi. Toplum olarak sürekli söylediğimiz ama bir türlü yerine getiremediğimiz insani temel değerler ve beşeri münasebetlerinizde hep iyi olunması gerektiğine inanırdı. Şahin’in birey olarak dünya görüşleri vardı, doğruları ve yanlışları vardı. İnsanların kınamaları, kızmaları, ayıplamaları ya da övgü, aferin ve alkışları onu yolundan döndürmezdi. O memleket sevdalısı, Türkiye sevdalısıydı. Milli kimliğini hiçbir zaman bırakmadı. Asla bırakmayacağını ve varlığının olmazsa olmazının  taşıdığı bu milli kimlikte saklı olduğunu ısrarla vurgulardı.

Yaşarken ölümü hiç hatırlamayız. Hatırlamak ta istemeyiz zaten. O adeta yokmuş gibi davranırız. Ama vardır. Hep yanı başımızdadır. Ama biz onu görmeyiz görmek istemeyiz. Sadece hastalandığımızda veya bir yakınımız vefat ettiğinde onu hatırlarız. İşte yine onu hatırladık. Hemde çok acı bir şekilde. Hani güzel bir deyiş vardır; bütün kitaplar aslında yalnızca bir kitabı anlamak için okunur. O kitapta Kuran-ı Kerim’dir. Milletçe temel eksikliklerimizden olan okumamak, okuyormuş gibi yapmak, yüzeysellik, satır aralarına vakıf olamamak, genellemeci olmak, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, diğer insanları olmazsa olmaz temel insani donanımlardan yoksun olmak. Nasıl öleceğinizi, ölümün nasıl bir şey olduğunu, ölürken neler olacağını hiç düşündünüz mü?
Şimdiye dek, önce ölüp sonra da dirilerek insanlar arasına dönen ve neler görüp, neler hissettiğini anlatan hiç kimse olmamıştır. Bu nedenle ölümün nasıl bir durum olduğunu, bir insanın ölüm anında neler hissettiğini bilmemize teknik olarak imkan yoktur. Ölümü ancak ölenler anlayabilirler. Gerçi Yüce Kitabımız bunu ayrıntıları ile açıklamıştır, ama kaçımız bu kitabı okumuşuzdur. Kaçımız bunun üzerine düşünmüşüzdür. Verecek cevabımız yok. Eğer utandıysak başımız biraz öne eğilecektir. Eğer utanmayacaksak farklı bahanelerle karşımızdakini bastırmaya çalışacağız. Ama bir gerçeği asla unutmamak gerekiyor. “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti herkesin yaşayacağı anı açıklıyor. Elbette ölürken yaşarken yaptıklarınız ölümünüzün ağır yada hafif olmasını da belirliyor.

Her neyse fazla derinlere de dalmayalım. Şahin’i kaybetmiş olmak beni fazlasıyla üzdüğü için bu tür kelimeler dilimden dökülüyor ve biraz da duygusallığım arttı. Hoş görün.

Ordu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Dekanı olan sayın Prof. Dr. Zeki BOSTAN’ın vefat eden Şahin DERE ve diğer öğrenciler için yazdığı şiirden birkaç dörtlük vererek yazımı bitiriyorum. Allah rahmet elesin, mekanları arafatta yapılan dualar hürmetine, meşari haramda yapılan dualar hürmetine, haremi şerifte yapılan dualar hürmetine cennet olsun. Amin…

 

BİR ŞAHİN ve DÖRT FİDAN 

Hey gidi Şahin bakışlım…

Seyitgazi’nin şehidi,

Şahin gibi uçtun, dört Fidanımla.

      Gündüzü göremeden soldun Musa’m

Yetim geldin, yetim gittin Yasemin’im

      Özendin hocana sen de gittin Hatice’m

Büyük umutlarla geldin, tadamadan gittin Kübra’m. 

Künyeleri okundu şehitlerimin,

Gözyaşları sel oldu sevdiklerinin.

      Otuz dokuzunda gittiği söylendi Şahin’imin,

      Henüz on sekiziydi Kübra’mın.

      Yirmisiydi Yasemin’imin, Hatice’min,

      Bayramı göremedi, yirmi üçüydü Musa’mın.

Televizyonlar verdi haberi,

Feryatlar, ağıtlar sardı her yeri.

     Eskişehir’e bir acı düştü,

     Yürekler yandı, kül oldu.

     Matemin sesi Türkiye’den duyuldu.

     Acı haber yanlış diye umuldu.

Odalar şimdi boş, sensiz,

Sınıflar ise kimsesiz, sessiz.

Öyle bir acı ki bu emsalsiz

Dilimizde dualar, ellerimiz çaresiz.

      Canlarım soldu, dünyaya doyamadan,

      Fidanlar kurudu, meyvelerini veremeden.

      Dostları, sevenleri hep bir ağızdan,

      Gittiler, dediler “muratlarına eremeden”.

Şimdi her yerde herkes hüzünlü,

Baharda açacak tomurcuk hüzünlü,

Yağmura susayan toprak hüzünlü,

Eller duada, gözler hüzünlü.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yusuf inel
20 Temmuz 2010 Salı 16:52
Hepimizin Başı sağolsun
Değerli ve çok sevdiğim köylümü ve can ciğer arkadaşımı kaybetmenin hala sızısı içimde ALLAH tan rahmet diliyorum şiiriniz güzel olmuş arkadaşım değmiş bu fidanlaraaaaaa
193.255.80.10
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim