• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -5 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Dost olmak ve dost kalmak

Ufuk Karadavut

Bu kelimeyi bilmeyenimiz ve tanımayanımız muhtemelen yoktur. Ama bu kelimelerin içerdiği derin anlamı veya bu anlamın bizlere vermiş olduğu sorumlulukları, daha da ilerisi bu sorumlulukları yerine getirenimizin sayısı ise oldukça azdır. Bizim için kulağa güzel gelen kelimeler ama içi boş ve gereksiz kelimeler halini aldı.  Birilerine güvenmek, inanmak bunlar güzel duygular. Her insanın ihtiyacı olan şeyler. Topluluk halinde yaşanılan şu dünyada yalnız kalmamak için dostlarımızın olması ve dostlukların yaşanması gerekiyor.

Yaşanması gerekiyor da nasıl yaşanıyor bu biraz sıkıntılı. Çevremizde yaşıyoruz veya okuyor ya da duyuyoruz; güzel yemek yeme dostu, edebiyat dostu, Türk Sanat Müziği
dostu, çocukların dostu, halkın dostu gibi şeyler. Ama bu tür dostluklar biraz yavan kalıyor ve içi biraz boş konuşmalar. Samimiyetten uzak ve soğuk konuşmalar, insanları hiçbir şey bilmeyen kara cahil gören yukardan bakmaların ışığındaki yorumlar. Dostluğu başkasına bırakmak istemeyen sanatçılar. Dostluk kavramını anlamsızca ve acımasızca kendilerine göre yorumlayarak gerçek dostlukları unutturma gayreti içindeler. Herkes herkesle dost ama ortada ne dostluk ne de adam gibi arkadaşlık kaldı. Dostluk aslında manevi bir duygudur. Karşınızdaki insana karşı saygı duyarak sevmektir. Ama artık karşımızdaki insanı parası varsa seviyor ve parası varsa saygı duyuyoruz. Hani Nasrettin hocanın “ye kürküm ye” hikâyesi var ya işte aynen öyle.

Dostlara ve onların dostluklarına ihtiyacımız var. Dostluk kurmayan ve dostu olmayan bir insan neye benzer. Düşünüyorum ama içinden çıkamıyorum. İçinde bulunduğumuz zaman dilimini dikkate aldığımızda aslında aklımda bazı şeyler oluşuyor ama tam yerine oturmuyor. Dostluk olmazsa düşmanlık olur. Kin olur. Dostluk olmazda bölünme olur parçalanma olur. Dostluk olmazsa insanlık olmaz hayat olmaz. Kısaca dostluk her şeydir. İnsanı insan yapan değerlerdir.

Sahip olduğumuz eşyalar bizleri mutlu ediyor gibi gözükebilir. Yalnız kalma korkumuzu bu şekilde aşıyor da olabiliriz.  Ama dostluk ve dostlarımız her zaman için en değerlisi ve en vazgeçilmezlerimizdir. Dostluk gereğince tanımlanamazlardandır ve ancak yaşamakla anlaşılır. Bu nedenle bazılarının yaptığı gibi şiir yazmakla, şarkı söylemekle dostluk olmuyor. Ucuz arkadaşlıkları dost olmak sananlar kandan öte can kardeşliği olarak gelen dostlukları anlayamaz. Sımsıkı bir yüreği olmayanın, o yüreği her zaman dağıtıp toplayamayan dostluğun tadına varamaz. Dost size ait olanları saklayandır sizin zorluklarınıza ortak olarak onları sırtlanandır hem mutluluğunuzu hemde üzüntünüzü paylaşandır. Dostluk insana iyiyi ve kötüyü gösteren büyük bir boy aynasıdır. Dostluk belli bir mahremiyetin eritilip aynı kaba dökülmesiyle oluşan ortak bir mahremiyettir. Her mahremiyet gibi dostluk da soruların kelimelerin ve sözlerin bittiği yerdir.

Dört tane mum usul usul yanıyormuş... Ortalık o kadar sessizmiş ki, mumların konuşmalarını duyabiliyormuşsunuz... Birinci mum :'ben barış’ım.!,
ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.'
Alevi hızla azalmış ve sonunda tamamen sönmüş. İkinci mum:
'ben vefa’yım. Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.' Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu tamamen söndürmüş. Üçüncü mum, hüzünlü bir sesle: 'ben sevgi’yim!
Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.' vefa'da daha fazla beklemeden sönüp gitmiş... Ansızın. Odaya bir çocuk girmiş ve üç mumunda yanmadığını görmüş. 'Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?' demiş ve ardından ağlamaya başlamış. O zaman dördüncü mum: 'korkma, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben umut 'um!' çocuk parlayan gözleriyle umut mumunu almış ve öteki mumları birer birer yakmış.
Umut ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı... ...ki hepimiz onunla birlikte vefa'yı, barış’ı ve sevgi’yi yaşatabilelim. Kendinizi bir gün için de olsa mutlu, huzurlu kılın. Kırılmayın kimseye, kimseyi kırmayın. Hacı bektaş veli’nin sözünü unutmadan yaşayın ”incinsen de incitme”. Küsmeyin size küsseler de. Affedici olun, affetmek büyüklüktür. Düşman olmak kolay, önemli olan dost olmaktır...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim