• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -5 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Dört Saatte Bir Tecavüz ve Özgecan

Ufuk Karadavut

Son bir kaç haftadır ülkemizdeki vahameti ve kötü gidişatı rakamlar vererek anlatmaya çalışıyoruz. Aslında oldukça ciddi rakamların görüldüğü ve tedbir alma sınırının neredeyse aşıldığı bir noktaya geldiğimizi görüyoruz. Ancak Müslüman olan ülkemizdeki yöneticilerimizin bu konudaki çalışmalarının da yetersizliği gözden kaçmıyor. Neden yetersizler onu anlamak zor. Son 12 yıldır her istediklerini yapanların bu konuda yetersiz kalmaları gerçekten düşündürücüdür.  Özgecan isimli kızımız vahşice bir saldırıya maruz kalmış ve hepimizi yürekten yaralayacak şekilde ağır muamelelerden sonra katledilmiştir. Saldırganların yakalandıktan sonra verdikleri ifadelerdeki anlatımlar ise daha da iç kararıcı. Allah ailesine ve yakınlarına yardım etsin.

            Ancak şu noktada itirazım olacak. Ülkemiz gerçekten her alanda tam bir batağa doğru giderken ve özellikle de cinsellikle ilgili olarak bataklığın tam merkezinde yaşarken bu olayı neden bu kadar ön plana çıkardılar. Özellikle “havuz medyası” olarak adlandırılanların burada ön plana çıkması ise dikkat çekicidir. Bu kişilerin ve grupların hatta bütün hükümet yetkililerinin bu olaylar olmadan önce gerekli ve yeterli tedbirleri almaları gerekirdi. Geçen haftaki yazım da belirttiğim gibi ülkemizde her dört saatte bir cinsel saldırı oluyor. Bunların yarıdan biraz azı tecavüz ile sonlanıyor. Diğer kısmı ise yaralanma ve psikolojik tahrip meydana getiriyor. Adalet Bakanlığının verilerine göre cinsel istismar suçlarındaki artış yüzde 290’ı geçti. Tecavüze uğrayanlar kişilerin % 50’si 18 yaş altında bulunuyor. Ayrıca bunlardan % 10’u erkek çocuktur. Her 4 kız çocuktan biri cinsel şiddete uğruyor. Daha ilginci bu şiddeti daha 7–9 yaş arasında uğruyor. 5–10 yaş arası çocukların % 55'i ensest (aile içi-kan bağı olanlar) mağdurudur. 10–16 yaş arası çocukların % 40’ı ensest mağdurudur. Cinsel saldırganların % 75'i tanıdık biridir. Ensest olaylarında faillerin % 50'si öz baba, sırasıyla da amcalar enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılardır. Acil yardım hattını arayan kadınlardan % 57'si fiziksel şiddete, % 46,9'u cinsel şiddete, % 14,6'sı enseste ve % 8,6'sı tecavüze maruz kalmıştır. Türkiye'de 10 yıl önce 8 binlerde olan cinsel saldırı suç dosyası sayısı, geçen yılın rakamlarına göre yüzde 400'lük artışla 30 binin üzerine çıkmıştır.

Beykent Üniversitesinde Nur Yalçın’ın Türkiye’de 8 ilde yaptığı bir araştırmada yaşları 4-12 arasında toplam 16100 çocukta %34,6 kız; % 32,5 erkek çocuğun fiziksel istismara uğradığı saptanmıştır. İstismarı uygulayanların % 77’si aile üyelerinden, % 11’i akrabalardan, % 2’ si çocuk ile irtibatı olan diğer kişilerden (öğretmen, bakıcı vb.) oluşmaktadır. Emniyet Bilişim ve Telekomünikasyon İzleme Birimleri tarafından 2010 yılında şikâyete dayalı kapatılan 23.000 porno siteden 15000 tanesinin çocuk pornosu olduğu kaydedilmiştir. Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi'ne başvuran çoğunluğu 12 yaş altındaki çocukların yüzde 45'inin fiziksel, yüzde 40'ının cinsel, yüzde 10'unun ihmal, yüzde 5'inin duygusal istismara uğradığı belirtilmektedir. Yine Türkiye’de Adli Tıp Kurumunda yapılan bir araştırmada ise cinsel istismar iddiası ile başvuran olguların % 87’si kız, % 13’ü erkek çocuklar olup, faillerinin % 55 oranında baba, erkek kardeş, dayı, amca vb. birinci derece aile bireyleri olduğu saptanmıştır. 11. sınıf öğrencileriyle yapılan bir çalışmada % 1.8 oranında ensest bildirilmiş, öğrencilerin % 11.3’ünün çocukken özel bölgelerine istemedikleri şekilde dokunulduğunun, % 4.9’u ise cinsel ilişkiye zorlandıklarını belirtmişlerdir.

Aile Bakanı "Cezasının idam olabileceğini düşünüyorum" diyordu. İdam cezasının, altında imzamız bulunan Avrupa İnsan Hakları Anlaşması'na ve Anayasamıza aykırı olduğunu düşünmeden. Anlaşmadan imzamızı çeksek, Anayasa'yı değiştirsek bile, ceza hükümleri geriye işlemeyeceğinden, Özgecan'ın katilinin gene de asılamayacağını bilmeden konuşuyor. Eski Aile Bakanı, "Hadım etme" cezası istiyor. Bu ceza da Avrupa İnsan Hakları Andlaşması'na ve Anayasamıza aykırıdır. Bunlar da bir şekilde aşılsa bile çıkacak yasa geriye yürümeyeceğinden Özgecan'ın katiline uygulanamayacağını eski Bakanın bilmesi gerekirdi. Ekonomi Bakanı da bu "İdam ve hadım" fikrindeydi. Ve dahası.. Hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Başkanı, yani Meclis'te hukuku, yasaları, Anayasaları ve imzamız olan uluslararası anlaşmaları en iyi bilme durumundaki uzman, yazılı açıklamada aynen şöyle diyordu: "Kadına karşı şiddete ve vahşete dayalı öldürmelerde idam cezası, ölümle sonuçlanmayan cinsel şiddette niteliğe göre süreli veya sürekli olarak erkeklik gücünü yok etme cezası seçenekleri yeniden tartışılmalıdır." Kısaca sadece seçim öncesi göz boyama ve son olayı kullanarak gündem saptırma işiyle uğraşıyorlar. Çözüm yok. Eminin ki –Allah Korusun ama- bu kafa ile biz çok Özgecanlar göreceğiz…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim