• BIST 82.433
  • Altın 147,585
  • Dolar 3,7838
  • Euro 4,0445
  • Konya -2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Dolaylı sömürgecilik

Ufuk Karadavut

Sömürgecilikte evrim; dolaylı sömürgecilik

 

Sömürgecilik bir ülkenin diğer ülkenin kaynaklarını kendi amaçları doğrultusunda kullanmak olarak bilinmektedir. Bilimsel yayınlarda ise; daha çok ekonomik, ticarî, siyasi ve dinî amaçlarla güçlü bir devletin diğer devlet veya toplumlar üzerinde maddî, manevî bir kontrol ve nüfuz kurması veya üstünlük sağlaması hareketi olarak tanımlanıyor.

 

Sömürgecilik tarih boyunca daha açık bir ifade ile insan var olduğu sürece adı değişse de var olmuştur. Osmanlı devleti zamanında sömürgecilik yapan devletlere ya da toplumlara “müstemlekeci” tanımı kullanılırken, aynı dönemde batı devletlerinde “kolonyalist” olarak tanımlanmışlardır. Araştırmacı İhsan Süreyya Sırma içerik olarak sömürgeciliğin Habil’in Kabil’i öldürmesinden bu yana var olduğunu belirtmektedir. Sayın Sırma’ya göre Kabil, Habil’e ait olanı almak istemiş ve alamayınca kardeşini öldürmüştür. O zaman belki bunun adı sömürgecilik değildi ama fiilen sömürgeciliğin ilk adımı olduğu ifade etmiştir. Günümüzde de kapsamı değişse de sömürgecilik büyük bir hızla devam etmektedir.

 

Hemen her alanda yaşanan değişim gibi sömürgeci anlayışta da bazı değişimler yaşanmıştır. Son zamanlarda da globalleşme ya da küreselleşmenin etkisi ile yeni bir değişim rüzgârı esmektedir.  Avrupa'da eski totaliter rejimler dünyanın çeşitli yerlerinden topladıkları ve köleleştirdikleri insanları önce bir dilim ekmek karşılığı ağır şartlarda çalıştırdılar. Sonra kapitalist yapılanmaların güçlenmesiyle birlikte tüketimi teşvik anlayışı etkili olmaya başladı. Bunun üzerine kölelerin de toplumda tüketici bir kitle olması bunun için onların da belli bir kazanca sahip olmaları gerektiği düşünüldü ve kölelik kurumu kaldırıldı.

 

Bu kez eskinin köleleri sanayi toplumunun işçi sınıfına dâhil oldular ve belli bir emek sarf ederek hem üretime katkıda bulunmaya hem de aldıkları ücretle tüketime katkıda bulunmaya başladılar. Daha sonra işçi sınıfının toplumda etkin bir grup olmaması için bunların bir kısmının büyük sanayi kuruluşlarına mal üretecek destek sanayi diyebileceğimiz küçük sanayi kuruluşları kurmalarına fırsat verildi. Zaman içerisinde teknolojinin gelişmesiyle ve otomasyonun ilerlemesiyle birlikte bu tür kuruluşların bir kısmını yine büyük sanayi kuruluşları yuttu ve bu kez işsizlik sorunu kendini hissettirmeye başladı.

 

Sömürülen devletlerin yönetilmesi zaman içinde içeride oluşan muhalefetten dolayı zorlaşmaya başladı. Hatta sömüren devletlerin gelirlerinde bir azalma ve bazı alanlarda güvenlik riski oluşmaya başladı. Bunun üzerine doğrudan sömürgecilik yerine dolaylı sömürgeciliğe geçilmeye başlandı. Dolaylı sömürgecilikte sözde bağımsız devletler ve devletçikler oluşturulmaya başlandı.

 

Sömürgeci ülkelerle iyi geçinebilecek, onların sözünden çıkmayacak insanlar bulunup ya da yetiştirilip yönetime getirildi. Bu yönetimler ülkenin öz kaynaklarını çıkarmak ve işlemek için kendi insanlarını kullandı. Çıkarılan bu kaynaklarda cömert bir şekilde bedava gibi sömürge devletlerine verilmeye başlandı. Bu işten hem sömürenler hemde sömürülenler memnun oldu. Sömürenler memnundu, çünkü en az risk ile istediğini alıyordu. Az bir para verse de sonuçta verdiği para o ülkede yaşayan insanların cebine gitmiyordu. Parası olanlar tüketime teşvik edildiği için mal alıyorlardı. Alınan mallarda sonuçta sömürge ülkelerinin mallarıydı. Sömürülen ülke yönetimi ve insanları da bu işten memnundular. Çünkü ürettikleri malları dışarıya ihraç ediyorlar ve ülke içine bir miktar para giriyordu. Hatta bu para yaşam standartlarının bir miktar yükselmesine neden oluyordu.

 

Ekonomik sömürge tak başına yetmemeye başladı. Bir yanı eksik kalıyordu. Bir şeyler yapılmalı ve bu eksik yönlerin giderilmesi gerekliydi. Bunun için sömürge düzenine yeni bir boyut kazandırıldı; ‘Kültürel sömürü’. Adı değişti ama aynı işlemler devam etti. İnsanların kafaları gereksiz olaylar ve yaşam tarzlarıyla doldurulmaya başlandı. Özellikle batı tarzı yaşam biçimleri özendirildi. Aile kavramının yok edilmesi temel amaçlardan birisiydi. Kültürel olarak zıtlaşma ortamı oluşturularak insanların birbirleri ile uğraşması sağlandı. Böylece insanlar başka olaylar ile uğraşamaz ve ilgilenemez oldular. Her şey paraya dayandı. Kolay yoldan para kazanma hırsı bütün değerleri sildi süpürdü. Ortalıkta anlamsız, duygusuz ve amaçsız insanlar dolaşmaya başladı. Ülke ellerinden gitse bile önemsiz gören, hemen hiçbir olaya tepki vermeyen, ülke satılsa bile önemsemeyen, ahlaki değeri yozlaşmış olsa bile görmezden gelen, varsa yoksa amacı para kazanmak olan insan siluetleri.
Kısaca sömürgecilik devam ediyor. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde yoğun olarak bu yaşanıyor. Adı değişiyor ama içerik olarak aynı. Lütfen düşünün biz ülke olarak sömürgeciliğin ve sömürülmenin neresindeyiz…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim