• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Konya 35 °C
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!

Doğu Türkistan- Çin meselesinin iç yüzü

Sami Gediz

 

Günlerdir kafama takılan bir şey var. Çin işgalindeki Doğu Türkistan'da katliam olduğuna dair sosyal medya çalkalanıyor. İç parçalayıcı fotoğraflar boy boy paylaşılıyor. Kocaman haber sitelerinde manşetlerle süslenerek haber oluyor. Ve ben ne zaman bu katliama bir tepki vermek için bir yazı yazmak istesem fotoğrafların haberle alakasız olduğunu öğreniyorum. Fotoğrafların gerçek olmaması orada zulüm olmadığı anlamına geliyor mu? İşte bu ikilemin içindeyim günlerdir.

Tarih boyunca Çin yönetimi özellikle 1980’e kadar Uygur Türklerine ve bölgedeki Müslüman halka baskı ve zulüm yaparken, camilerini kapatır, Kuran-ı Kerimlerini toplatılırken, Müslüman din âlimleri tutuklanırken, Batılı devletler tarafından yok sayılan Uygur Türkleri ne olmuştur da başta ABD olmak üzere Batılı emperyallerin aklına gelmiştir? Batılı devletlerin birden insafa gelmesinde, Doğu Türkistan’daki PETROL alanlarının yüzölçümünün Fransa ve İngiltere’nin toplam yüzölçümünden daha fazla olmasının bir sebebi var mıdır?

Doğu Türkistan olarak bilinen Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin bir gün bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesindeki yerini almasını isteyen milyonlarca kişiden birisi de benim. Lakin Uygur Türkleri bağımsızlığa giden yolda Batılı emperyalist güçlerin maşası olmamalıdır. Aksi halde batıda birileri viskisini yudumlarken ölüme gidenler başta Uygur Türkleri ve Çinliler olacaktır.

Bizler her şeyden önce, sosyal medyadaki kaynağı belirsiz, yalan yanlış bilgilerle Çin halkına ve devletine karşı tavır almamalıyız. Beş bin kilometre uzağımızdaki yaşananlar hakkında daha doğru bilgilerle soğukkanlı hareket etmeliyiz.

Netice itibariyle Çin özerk bir yönetim olan Doğu Türkistan üzerinde baskılar uygulamaktadır. Mao yüz binlerce Müslüman'ı devrimin ilk yıllarında katletmiştir. Bu gerçeğe gözümü kapayamam. Bu bir gerçek. Ve bununla yüzleşmek, tarihin bu karanlık sayfasıyla ilgili tıpkı tüm soykırımcı devletlerden sorulması gerektiği gibi hesap sormak gerekiyor. Bu ayrı. Ancak konumuz başka. Başka bir hesap yapılıyor olabilir mi? Çin'e karşı başka bir politikanın işliyor olması mümkün mü?

Türkiye'de artan tepkilere bir bakalım. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara bir bakalım. Deprem, trafik kazası, otopsi, eski günlere ait bir olay fotoğrafı paylaşılarak Doğu Türkistan'da katliam var deniyor. Haberlerin hiçbir kaynağı yok. Oruç tutmanın yasaklandığına ve oruçlulara zorla içki içirildiğine dair bir haber de Çin'de düzenlenen bira içme festivalinin görüntüleriyle paylaşılıyor. Evet, Çin yönetimi öğretmenlerin ve 18 yaşından küçük öğrencilerin oruç tutmasını yasaklamıştır. Ancak 18 yaşından büyük öğrencilerin ve sivil Uygur halkının oruç tutması yasak değildir’ deniliyor.

Peki, bu neden yapılıyor?

Bunun Türkiye'deki zamanlaması manidar. Çünkü en son Kobane'de tanık olduğumuz IŞİD tarafından yapılan katliama tepkilerle aynı anda bu haberler çıkıyor. Yaratılan milliyetçi ortamla "Türk'ün ölümüne tepki göstermeyip Kürt için mi ağlıyorsun?" denmek isteniyor. Zaten buna benzer reaksiyonlar hep geliştirilir.

Çin'deki köpek yeme ritüeli üzerinden geliştirilen Çin düşmanlığı da bunun zemini miydi sizce? Olabilir. Önce nefretin tohumları atılıyor. Sonra asıl meseleye geliniyor.

 

Sonuç olarak ise İstanbul'da bir Çin lokantasına saldırılar düzenleniyor. Turancılar olduğunu söyleyen grup Çinli diye bir Japon'u ve sonra Uygurluyu dövüyor. Bu kadar bilgisiz bir toplumu yönetmek işte bu yüzden çok kolay. Sosyal medya üzerinden algı operasyonu yapılarak hedefe ulaşılmak isteniyor.

 

Çin'e karşı bir süredir antipropaganda yürüten ABD'nin bu süreçte önemli rolü olduğunu düşünüyorum. Çin'i alt etmek için Uygur kartını oynuyor olabilir mi? Çok mümkün.

Çinde yaşayan bir Türk ise bölgede yaklaşık 100 Milyon Müslüman bulunduğunu ve özgürce ibadetlerini yerine getirdiklerini ifade ediyor. Ben 10 yıldan uzun zamandır Çin’de yaşıyorum diyen vatandaşımız, “bu ülkenin hiçbir coğrafyasında ne tecavüz, ne hırsızlık nede gasp gördüm. Bu ülkede gecenin bir yarısı bir bayan hiç tedirginlik duymadan evine gidebiliyor. Bu ülkede poliste silah yok. Din, dil, ırk, renk ayrımı yok” diyor.

Bu vatandaşımızın Facebook ve Twitter’ın ülkeleri karıştırmak ve algı operasyonu yürütmekte 1 numaralı etken olduğunu ifade etmesi kesinlikle doğru bir analiz. Bunun dışında Rusya’ya karşı olan bir grup, Rusya ve İran’a destek veren Çin’i karıştırıp ortalığı kana bulamak istiyorlar. Bununla beraber Rusya ve İran’ı yalnızlaştırma politikası uygulayarak hedeflerine ulaşmış olacaklar. Dolayısı ile halkımıza önerim sosyal medya üzerinden her gördüğünüze inanıp hemen gaza gelmeyin. Kaybeden hiçbir zaman Çin olmaz. Yine bizim halkımız olur. Unutmayın… 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
harbi
06 Temmuz 2015 Pazartesi 13:44
13:44
Güzel bir tesbit. Angutluktan kurtulmadığımız sürece ensemizde boza pişiren çok olur.Türkiye ye bakmak gerek. Tüm mazlumların gözü Türkiye de iken cambaza bak ayaklarına gelmemeliyiz. Türkiye ye, istikrara, milletin adamlarına sahip çık. 200 yıldır ilk defa yakalanan milli irade kazanımını elden bırakma..
78.167.252.206
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim