• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Dil Bayramında Resmi Dilin Yok Oluşu

Ufuk Karadavut

Dil Bayramında Resmi Dilin Yok Oluşu

‘Dil; ortak bir kimliğin, ortak çaba ve dayanışmayla ortaya çıkan ‘biz' duygusunun temel bir göstergesi ve ispatı olup, millet fertleri arasında aidiyet hissini güçlendiren ve kurumsallaştıran yaşayan bir varlıktır.’ Açılım tartışmalarının temelinde yatan ve sorun olarak bazı bozuk çevrelerin ısrarla vurguladıkları konudur Türkçe. Türk milletinin müşterek duygu, inanç ve kültürünün oluşmasında ve bunların geleceğe aktarılmasında çok önemli bir işlevi olan Türkçemiz; aynı zamanda dünyanın en zengin, en köklü ve en eski dillerinden birisi olması bakımından da büyük bir değere sahiptir. Türkçenin resmi dil olarak kullanılması bazı çevreleri rahatsız etmekte ve bu dilin resmi dil olmaktan çıkarılmasını, başka dil, lehçe ve ağızların da resmi dil olarak kullanılmasını talep etmektedirler. Arkalarına aldıkları Amerikancı azınlıkçı ve bölücü medya ile sanırsınız ki Türkiye’deki hemen herkes bunu destekliyor. Oysa olay bunun tam tersi. Ama öyle bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar ki bizim dışarıdan bakıldığında herkes yanlış anlıyor. Belki de böyle yaparak psikolojik savaş yapılıyor.

Türkiye ve Türk halkı Mustafa Kemal’in 26 Eylül 1932'de "1. Türk Dil Kurultayı"nı toplamasını her yıl "Dil Bayramı" olarak kutluyor. Bu yıllarda özellikle genç cumhuriyetin yerleşmesi ve geliştirilesi için 1930'ların ilk yarısında "tasfiyecilik" yani yabancı kökenli kelimeleri temizleyerek "arı Türkçe" yaratma politikası uygulanıyordu.  Türk Dil Kurultayının yapılması ve aynı zamanda Türk Dil Kurumunun kurulmasıyla Türk dili ve Türkçe üzerinde yapılan araştırmalar daha düzenli ve sistemli bir şekilde yapılmaya başlandı. Bu anlamıyla Türk Dil Bayramı oldukça önemlidir. Bu anlamı ile Türk dilinin,  milletimizin varlığını sürdürmesinde, nesiller arasında kültürel mirasın aktarılmasında, milli kimliğin inşasında ve korunmasında en önemli unsur olması için başlatılan çalışmaların bir bayram halinde kutlanmasının 77'nci yıldönümü idrak etmekteyiz. İçinden geçtiğimiz bugünkü şartlarda Dil bayramının anlamı ve önemi daha da büyümüştür.

Dünya genelinde 500 milyona yakın insanın Türkçe konuştuğu ifade ediliyor. Bu özelliği ile de kültürel etki alanının oldukça geniş olduğu söylenebilir. Siyasi ve ekonomik bağımsızlığın olmazsa olmazları arasında en başta gelenidir.  Ama maalesef gerekli olan ilgi ve desteği gösterilmemiş Türk dili yabancı dillerden ithal edilen kelime ya da kavramlarla melezleştirilmek istenmektedir. Özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yaşanan kültür bozulması önce dilin bozulmasını ve ardından da kişiliklerin bozulmasına neden oldu. Şimdi o zaman kişiliğini koruyamayıp kişiliksizleşenler bu gün Türkçenin resmi dil olmaktan çıkarılmasını istemektedirler. Bu kişilerin isteklerini duyunca acaba dün yapılanlar bir planın parçası mıydı diye düşünmeden yapamıyorsunuz. Önce dil bozuluyor, dil bozulunca düşünce bozuluyor. Düşünce bozulunca davranış bozuluyor, davranış bozulunca yaşayış bozuluyor, yaşayış bozulunca da hayat bozuluyor. Kısaca dil her şeyimiz ve bizim elimizden alıyorlar. Bozmak yetmedi tamamen kaldırmaya gayret sarf ediliyor.

Şu kesinlikle bilinmelidir ki, Türkçe Türk milletinin son savunma hattıdır. Kültürel yaşantısının, milli kimliğinin, milli bilincinin yok edilerek milleti millet yapan temel değerlerden yok edilmiş bir insanlar yığını yaratma gayretine engel olunmalıdır. Kimliği ve kişiliği olmayan insanlar birbirlerini anlamayan ve emir alarak yönetilen esir insanlar olacaktır. Buna izin verilmemeli ve Türkçeye sahip çıkılmalıdır. Anayasanın değiştirilerek Resmi dilin Türkçenin dışında dillere çevrilmesine karşı durulmalıdır. Bu her Türk insanının temel görevi olmalıdır. Dil olmazsa dinde, kültür de hayatta olmaz.

Sayın Yılmaz Özdil’i tanımayanımız azdır. Geçtiğimiz günlerde dil üzerine yazdığı ve maalesef sansürlenerek yayınlanmayan yazının bir kısmını buraya aldım. Neden yayınlanmadığını siz düşünün; “Dünyaya entegreyiz; İngilizce de öğreniriz, Japonca da... Elbette, anadilini de, mesela Kürtçeyi de öğrenmek en doğal hakkıdır yurttaşların... Ama, bu doğal hakkı, ’açılım’ adı altında, ’resmi dil’ haline dönüştürmeye çalışmak, bizi biz olmaktan çıkarmaz mı? ’Bizi bize yabancı’ hale getirmez mi? İki lisanlı toplum olursak eğer... Birlikte yaşamak isteyen, sorunlarını konuşa konuşa çözme iddiasında olan, ancak, birbirinin dilinden anlamayan bir toplumu, hangi tutkal bir arada tutabilir?" Silahla beceremeyen bölücülerin tuzağına düşmemeli Türkiye... Kanın durması için teröriste bile şefkat gösterilebilir; bakarsın, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır... Fakat farklı dil, kardeşi kardeşe yabancı haline getirir ki, terörden tehlikelidir.”

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim