• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -5 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Dersimiz başörtüsü

Murat Kayacan

Danıştay, AİHM'e göre türban yasağının Avrupa insan hakları sözleşmesine uygun olduğunu belirterek, "Dinsel kaynaklı düzenleme ve girişimlerin" laiklik ilkesi doğrultusunda demokratik olmayacağı vurgusunu yapıyor. Açıklamada, mevcut girişimlerin cumhuriyetin kazanımlarına aykırı olduğu da belirtiliyor (Posta). Hukukçuların anlamsız bir yasağı “Cumhuriyet kazanımı” olarak görmeleri ne kadar tuhaf! Danıştay bu kazanımını küresel alanda sürdürmek ve tüm dünyaya “Yasakçı bir cumhuriyet” hediye etmeyi düşünür mü? Evet ise, işte fırsat! Hedefiniz ABD ileri! Zaman haberi: “ABD kamuoyu ve basınından büyük destek gören lise öğrencisi Juashaunna Kelly, başı, kolları ve bacaklarını kapatan özel kıyafetiyle yarıştı. Juashaunna Kelly, çarşamba günü piste geri döndü. 300, 500 ve 3.200 metrede mücadele eden Kelly, kendine ait üç rekoru kırarak bütün yarışlarda birinci oldu.”

Başörtüsü tartışmaları, İslam dinine saygısızlık boyutuna taşındı. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, başörtüsünün İslam'la ortaya çıkmadığını savunurken, Asurlularda fahişelerin örtündüğünü söyledi. (Haberin devamında Arıtman’ın Sümerler’de fahişelerin örtündüğünü söylediği ifade edilmiş.)” (Zaman). Sayın Arıtman’a soralım günümüzdeki fahişeler örtünmüyor bu durumda mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendini modern hissedenlerin tümünü zan altında bırakma hakkını nereden alıyorsunuz?

"Atın örtülerinizi, özgürleşin" diyen Arıtman, İslamiyet'te kadının örtünmesinin 'cinsel tacizden korunması' amacıyla öngörüldüğünü savunmuş! İyi de siz kadınlardan yana mısınız, tacizcilerden yana mı, onu söyleyin! Arıtman, yakında “tacizciler bayramı” ilan ederse şaşırmamak lazım!

İşçi Partisi lideri Perinçek de İzmir’de, başörtüsü konusunda şöyle demiş: "Türban rahibe kıyafetidir. Siyasal maksatlı bir kara bayraktır. Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi siyasetinin bir simgesidir. Müslümanlara ait bir giysi değildir. Türban, çalışma hayatında olamaz. Kadın, türbanla toplumdaki yerini alamaz." Karşımızda sanki laik bir müftü var! İyi de sayın Perinçek, Müslümanlar ayetleri nasıl anlayacağını size mi soracak? Sizin başörtüsünü Müslümanlara ait görmemeniz ayetin (Nur, 24: 31) hükmünü ortadan kaldırmaz ki! Siz ayetlerin bir kısmını inkâr edebilirsiniz (Aslında bu, ABD’nin projesidir ya, bunu geçelim!) ama bu inkârı inananlara iman gibi sunmanız ve bâtıl yorumunuzu Müslümanlara dayatmanız ne kadar doğru olur?

Diğer bir yasakçı Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök: "Başbakan çıkıp kamuoyunun önünde, ben ilkokul ve orta öğretimde, devlet dairelerinde türbana kesinlikle izin vermeyeceğim" desin.” diyor. İyi de bu yasak üniversitede kalkınca diğer alanlarda yasak olması anlamlı mı? Bu serbestlik üniversitede sağlanınca diğer alanlarda serbest olması hangi akli gerekçeye dayandırılabilir ki?

Yine Özkök, “AKP, durmadan "değerlerden", "geleneklerden" söz ediyor. Ama değer ve gelenek dendiğinde akıllarına sadece dinle, inançla ilgili değerler geliyor. Oysa bir ülkenin başka değerleri de vardır. Mesela 85 yılda kazanılmış "Cumhuriyet değerleri". Hayat tarzlarımız. Laik değerler... Bunlar da demokrasinin değerleridir.” Özkök acaba kendisini laik hissedenlerin dinden bağımsız olan ve bu kesimin üzerinde ittifak ettiği birkaç tane laik değer sayabilir mi?

Özkök başörtüsü konusunda itirazlarını şöyle sürdürüyor: AKP’de hálá sağduyulu sesler kalmışsa onlara seslenmek istiyorum. Vazgeçin bu anayasa sevdasından... Rektörlere de seslenmek istiyorum. Siz devreye giriniz ve ülkeyi belirsiz bir kaosa götürecek siyasi şımarıklıklardan kurtarınız. Bir sözüm de demokrasi istediğini söyleyen aydınlara. Sizler de itirazınızı dile getiriniz. Bu anayasanın "Milli Görüş Anayasası" haline gelmesine karşı çıkınız...” Hatırlarsanız Nokta dergisinde bu çağrıların ne amaçla ve nasıl yapılacağına dair ayrıntılı şemalar yayınlanmıştı. Sonuç ne oldu? Darbe planlayıcıları yargılanacağı yerde Nokta dergisi kendi kendini kapatmak zorunda kaldı.

Gördüğünüz gibi yasakçıların karnesi zayıf, bu dönem insan hakları dersinden sınıfta kalacaklar. Nasipse ikinci dönem kendilerini gözden geçirirlerse kendileri için de Türkiye için de iyi ederler!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim