• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Konya 13 °C
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi

Dergi Okurları

Zeki Oğuz

Taşrada dergi yayınlamanın üç ana sorunu vardır. Maddi kaynak, aboneye ulaşmak ve kaliteli ürün.

Kimi şehirlerimizde hevesli birkaç kişi bir araya gelerek bir dergi yayımlamaya başlarlar. Ortak amaçlarda sorun çıkmaya başlayınca ya da ortak hesap tükenince derginin yayın hayatı da sona erer. Kimi zaman yayın sürse de iyi ürün gelmezse dergi hep vasatın altında kalıyor.

Önceki yıllarda bazı dergi yöneticisi arkadaşlar, dergi çıkarmanın güçlüklerinden söz ederlerdi. Bunun doğruluğunu ancak Çalı’yı çıkarmaya başladıktan sonra anladım. İlk altı ay hiç abone yapmadım. Bir kapanma durumunda kimseye mahcup olmak istemiyordum. Uzun bir süre iyi ürün sıkıntısı da çekti Çalı. Hatır için çok kötü ürünler de yayınladığımız oldu. Çalı okurları bu tutumu hemen eleştirdiler elbette. Bu şunu öğretti bana, bir dergi yöneticisi her zaman “hayır” demesini bilmeli.

İlginç bir okur kitlesi vardır dergilerin. Bu okur kitlesinin büyük çoğunluğu taşradaki yazar ve şairlerdir. Hatta çoğu beğendikleri, desteklemeye değer gördükleri kimi dergilerin temsilcisi olurlar, dergileri çevrelerinde tanıtmaya, satmaya çalışırlar. Çalı olarak bunu denemeyi düşünmedik çünkü bir yazarımız bu işe gönüllü olsa bile bu iş ona büyük bir yük olacaktır. Hatta satamadığı dergilerin parasını bile yollamaya kalkacaktır.

Kimi dergi okurları yalnızca ürünlerinin yayımlandığı sayıyı alırlar. Diğer zamanlarda ağızlarına bile almazlar derginin adını. Üniversitede öğretim üyeliğine başlayan kimi okurlarımızın yazılarını yayımlıyorduk. Belli bir süre sonra bu ilişki kopuyordu. Sonra öğrendim ki o arkadaşlar bu yazılardan puan alıyorlarmış, puan ihtiyacı kalmayınca, dergiye emek vermenin de bir anlamı kalmıyordu elbette.

En çok şiir gelir dergilere. Çoğu da berbat şeylerdir. Ürünüm yayınlansın diye dergi okuru olurlar. Elbette bunlar yayınlanmaz, onların dergi okurluğu da kısa süre de sona erer.

1997’de Çalı’yı ilk yayınlamaya başladığımız günlerde çok genç biri elinde tuğla kalınlığında bir defterle çıkageldi. Şiirlerini okumamı, değerlendirmemi istiyordu. Büyük bölümünü okudum şiirlerin. Binlerce şiir var defterde ama hepsini toplasan tek bir dize çıkmaz. Sonra defterini almaya geldi çocuk. “Şiirlerimi nasıl buldun?” der gibi yüzüme bakıyordu. Ona, hiç kitap okuyup okumadığını sordum. Hiç okumamış. İlk ve son defa o gence kızdım o gün.

Kimi okurlarımızın eli ceplerine gitmez pek. Gelirler, çaylarını içerler. Zamanları boldur, bizim zamanımızı da çalarlar ve dergilerini alıp giderler. Bu dergiye verilen emek nedir, zaman nedir, düşünmezler bile.

Okuyucularımızın ve Çalı’ya emek verenlerin büyük bölümü, derginin zamanında yayınlanması, belli bir seviyenin üzerinde olması, daha geniş kitlelere ulaşması için çaba gösterirler. Çalı biraz gecikerek çıksa hemen aramaya başlarlar. Bu güzel insanların çabalarına layık olmaya çalışırız biz de.

Yerli Gazete Memleket, Nisan ayından itibaren aylık Memleket Dergi’yi yayımlamaya başladı. Çalı Kültür Sanat Dergisi olarak Memleket Dergi’nin de büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz ve dergiye emeği geçen bütün arkadaşları kutluyoruz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim