• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Demokrasi Projesi-3

Ufuk Karadavut
Devletlerin egemenliklerinin yok edilmesi çalışmalarında devlete paralel olarak başka merkezli yürütülen çalışmalarda temel kriterlerden birisi de ülke yasalarının ve yasaların hazırlanması ve yürürlüğe konulması aşamalarında etniklik kavramının ön plana çıkarılmasıdır. Ülkede yaşayan insanların çok etnikli, çok kültürlü oldukları noktasından hareketle devletin ‘yerinden yönetim’ ve ‘yerel yönetimlerin güçlendirilmesi’ adı altında federatif yapıda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Elbette bunlar yapılırken bunun gerekliliğini ve haklılığını gösterecek, insanların desteğini alacak kanlı yada kansız bazı uygulamalarda görülebilmektedir. Oluşacak tepkiye bağlı olarak ta yapılan çalışmaların yeniden düzenlenmesi yada program değişikliği yapılabilmektedir.‘Aşamalar birer birer gerçekleştirilirken, ülke dışında da paralel süreç yürütülür. Çok kültürlülük propagandası ile etnik ayrışma ve çatışma sürecinin güçlendirilmesi için, insan hakları raporları giderek etnik azınlık hakları raporlarına dönüştürülür. Avrupa ve Amerika’da etnik ve ayrılıkçı ‘diaspora’ya parasal ve yasal destekler verilir. Küllenmiş tarihsel çatışmalar, acılar yeniden ateşlenir. Ülkede özgüveni sarsılmış halkın, gün geçtikçe yabancı kültürüne ve yabancı düzenine özenme eğilimleri kışkırtılır.’‘Yıllardır barış içerisinde yaşayan toplumlar inanılmaz bir hızla önce ayrışır, sonra da çatışır. Sonuç olarak, ekonomisi yabancıların eline geçmiş, zayıflamış merkezi egemenliği ile dış politikada bağımsız karar verebilme etkinliğini yitirmiş, yabancıların dayattığı kararlara mahkum olmuş bir devlet ve tarihsel-kültürel kimliğini yitirmiş Batı’nın alt dereceli bir hizmetkarına dönüşmüş bir halk topluluğu olmaktadır.’‘Her ülkede olduğu gibi, şirketler için esas olan devlet politikalarına ve kararlarına yön vermektir. Yön verilecek olan devlet yönetimi ve yasama organları olunca, yönlendirici elemanların nitelikleri de önem kazanmaktadır. Bu nedenle elemanların büyük çoğunluğu, devlet deneyimine sahip eski ve yeni görevlilerden seçilmektedir. İkinci eleman kaynakları ise, yine devlet organları ile içli dışlı olmuş akademisyenleri barındıran üniversitelerdir. Dış ülkelerde izlenecek ABD çıkarlarına uygun ayarlama işlerine denk düşen araştırma, inceleme, değerlendirme çalışmalarını gerçekleştirecek olan dernek, vakıf, enstitü adı altında kurulan, eski memurları, akademisyenleri şirketlerin seçkin yöneticilerini bir araya getiren örgütlenmeler ‘think tank’ (düşünce topluluğu) adı altında toplanmaktadırlar. Bu sivil örgütlerin (diğer adı ile NGO) Amerika’daki merkezlerinde, emekli dişişleri ve istihbarat elemanları, Amerika’ya yerleşmiş üçüncü dünya elemanları, operasyonlarda dünya deneyimli CIA eski istasyon şefleri ve akademisyenler görev almaktadırlar.‘Think tank’ örgütlerinin en önemli yararı, ABD yönetimini sorumluluktan kurtarmaktır. ABD resmi organlarının başka ülkelerde araştırma ve incelemeler yapması, o ülkelerce, şimdilerde pek kullanılmayan ‘casusluk’ etkinliği olarak değerlendirilebilmekte ve devletler arasında anlaşmazlıklara neden olabilmektedir. Bu ve benzeri düşünce kuruluşları bu tehlikeyi bertaraf ederek her türlü raporu rahatlıkla hazırlama imkanı bulabilmektedir. Özellikle son yıllarda ülkemizde de AB için yapılan demokratikleşme ve özgürleşme çalışmalarıyla oldukça çok düşünce kuruluşunun görülmesi tesadüf ile açıklanacak gibi gözükmemektedir. ‘Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu olan enstitü, vakıf, dernek ve düşünce kuruluşları Türkiye’de gerçekleştireceği araştırma , çalışma veya proje için bu iş yada işleri bitirince bir rapor , bir kitap, radyo yayını, televizyon belgeseli, hatta roman hazırlayıp size sunacağım; şu tür bir ekiple çalışacağım ve paraları şöyle harcayacağım. Bu işler için, sizden şu kadar dolar/sterlin/euro istiyorum diyerek, başvuru özet-raporu hazırladığında, bu ön rapor ABD’nin Dışişleri Bakanlığının siyesi işler bölümüne vermektedirler. Sivil Örümceğin Ağında isimli kitabın 56-69. sayfalarında bağış adı altında para yardımının yüzlerce örneği verilmiştir. Bunlar incelendiğinde ülkenin nasıl ve hangi düşünce kuruluşları tarafından yıllarca yönlendirildiği ve yönlendirilmeye devam ettiği görülebilmektedir. Mesela, 1991 yılında CIPE (Centre International Private Enterprise) adlı kurum Türk Demokrasi Vakfı (TDV)’na ‘Türkiye’deki özelleştirmenin 18 aylık programını desteklemesi için 80 000 $, 1997 yılında ise yine aynı kuruluş Liberal Düşünce Topluluğu (LDT)’na 61 710 $ verdiği para ile ‘Serbest piyasa ekonomisinin İslam diniyle bağdaştığı’nı anlatması istenmiştir. Yerleştirilmek istenen yeni düzen içinde dünyanın tüm ülkelerinde devletler merkezi otoritelerini yitireceklerdir. Olabildiğince etnik ayrıma uğramış, küçük eyaletlere ayrılmış ülkelerde (not: dünyada 1000 adet ülke olması öngörülmektedir, bugün için 200 civarında ülke vardır ve 1980’lerde ise bu sayı 182 adetti) tarihsel partiler eriyecek, vakıflardan, düşünce topluluklarından, ticaret odalarından, insan hakları denetim örgütlerinden oluşan bir siyasal yapı oluşacaktır. Bu oluşumlar doğrudan doğruya ABD’nin siyasal partilerine bağlı enstitülere, konseylere, ABD akademik dünyasıyla organik bağlar kuracaktır. Merkezi otoritesini yitirmiş, salt denetleyici kurullara dönüşmüş devlet örgütlerinin yanı sıra ordular da ulusallığını yitirmiş devletlerin savunma gücü olmaktan çıkacak ve ortak güvenlik güçlerine katılacaklardır. Sonuç olarak, demokrasi projesi son derece ileri düzeyde olan ve uzun yıllardan beri sürdürülen bir projedir. Bu projeye engel olabilecek yada olması düşünülen her şeyin ortadan kalkması yada kaldırılması esastır. Milli Devlet olmak ise bu engellerin başındadır. Bu nedenle Milli Devletlerin yıkılması ve mümkün olduğunca zayıflatılması gerekmektedir. Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy adlı kitap mutlaka okunmalı diye düşünüyorum.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim