• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 10 °C
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek

Demirel ve Müşrik Metaforu

Murat Kayacan

Gelin, geçtiğimiz günlerde Habertürk TV'de katıldığı Basın Kulübü programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Demirel’in sözlerini eleştirirken, başörtülülere “Ya sev ya terk et!” mantığıyla Arabistan’a gitmelerini tavsiye ettiğini düşünmeyelim ve Demirel’in mason olduğunu söyleyen, onu Tel Aviv’e göndermek gerektiğini ima eden Zeki Ceyhan’ın, tek rakibinin Tunus Diktatörü Zeynel Abidin b. Ali olduğunu söyleyen Tamer Korkmaz’ın, muhafazakâr kesimden kopup 21. yüzyılda solun lideri olmaya aday haline geldiğini söyleyen Mehmet Barlas’ın ve münafık olduğunu ima eden Sami Hocaoğlu adıyla Yeni Şafak gazetesinde yazan müellifin sözlerini bir kenara koyalım ve önce Demirel’i ve sonra da son günlerin flaş tartışmasına yol açan sözlerini Polyannacı bakış açısıyla ele alalım.

Demirel aktif siyasetteyken, kardeşi Hacı Ali Demirel kanalı ile Ispartalı Nurcular’ın ve aynı zamanda Süleyman Efendi'nin talebelerinin de desteğini almayı başarmış bir kişi. Bir zamanlar Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in İslâm Cumhuriyeti olduğunu söyledi. “Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış tatbikatlar yapmıştır” cümlesi de ona ait.

Demirel, parti liderliği yaptığı dönemlerde miting meydanlarında Kur’an-ı Kerim'i öperek konuşur, Nisa suresi 59. ayeti zikrederek ve ayet ile kendisini kastederek vatandaşların “emaneti ehline vermesini” isterdi. Köylü hanımların başörtüsü özgürlüğüne sahip çıkar, Müslümanlara ezan nimetinden mahrum olmadıklarını hatırlatır imam hatipleri Hoca’nın (N. Erbakan’ kastediyor.) değil kendisinin açtığını vurgulardı. Bunlar Polyannacılık oynayarak Demirel’e dair bulabildiğim ve hatırlayabildiğim “zahiri anlamda” olumluluklar.

İslâm kültürü konusunda birikiminin de iyi olduğunu bildiğimiz Demirel, yazımızın girişinde belirttiğimiz programda başörtülülere yönelik olarak: “İlle başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git. Arabistan'da falan öyle yerler vardır, oraya gidin. Orada okuyun” deyiverdi. Demirel bu sözü söylerken ilk dönem Müslümanların dinlerini Mekke’de yaşayamadıkları için Habeşistan’a göç ettiklerine dair siyer bilgisini dikkate alıp acaba dinî bir hassasiyetle: “Başörtülü kardeşlerim, Türkiye’de okuyamıyorsunuz. Bu konuda Arabistan’da adil bir kral var, gidin orada okuyun” demek istemiş olabilir mi?

Bunu da zahiri anlamıyla ele alalım ve epeyce zorlansak da “Evet, o siyer bilgisini kullanmıştır” diyelim ve sorumuzu soralım: “Demirel başörtüsü yasağını uygulayan, yasak kararı alan ve aldırtan tüm kurumların yetkililerin Mekkeli müşrikler gibi davrandıklarını mı ima etti?”

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim