• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Konya -5 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Dediğimiz Oluyor

Ufuk Karadavut

Daha önce yazmış olduğumuz “terörist olmak varmış” isimli yazımızda terörist olmanın dayanılmaz üstünlüğünden bahsetmiştik. Bunun üzerine bir okuyucumuz o günlerde bize demediğini bırakmamıştı. Bizi yerden yere vurmuştu. Ancak önceki gün aynı okuyucumuz bizi arayarak özür diledi. “Siz haklıymışsınız hocam” dedi. Neden böyle düşündüğünü sordum. Aldığım cevap oldukça dikkat çekiciydi.  Terörist başının seçimden önce mutlaka çıkmasını istediği ve bunu emir olarak göre iktidarın etkililerinin hazırlayıp meclise verdikleri yani açılım paketini okuyunca olayları daha iyi kavramaya başlamış. Kendi kendine gerçekten terörist olmak varmış diye içinden geçirmiş. Eminim açılım paketi olarak ifade edilenlerin ABD, Avrupa Birliği, İsrail, Barzani, Talabani, PKK ve taraftarlarının istekleri ile örtüşmesi ve benzerlikleri dışında bir şey olmadığı anlaşılabilse çok şey değişecek. Ama anlaşılmasın diye sürekli olarak üstü örtülüyor.

            Meclise verilen 6 maddelik yasa tasarısı ne getiriyor. Ona bir bakmak gerekiyor.  Öncelikle Hükümet, terörist başının çözüm sürecinin devamına yönelik ileri sürdüğü ‘yasal zemin’ şartı bu şekilde sağlanmış oluyor. Yapılan düzenleme ile İmralı ile süren müzakereler yasal güvence altına alınıyor. Konu ile ilgili olarak Bakanlar Kuruluna sınırsız bir yetki veriliyor. Bu yetki öyle ki adeta tanrısal bir yetki. Süreç içerisinde yer alan hemen herkes “sorumsuz” oluyor. Yani adam çıkıp açılım adına ama öldürse yine ceza almayacak. Çünkü bunu açılım adına yapmış olacak. Biz yasadan bunu anlıyoruz. Zaten bu konuda hükümet tarafından yeterli bir açıklamanın yapılmamış olması da sıkıntıları artırıyor. Bizler olacakları PKK’lıların yaptıkları açıklamalardan ya da Avrupa Birliğinden öğreniyoruz. Çünkü adamlar olacakları açık bir şekilde ifade ediyorlar.

            Bir diğer önemli konuda hükümet “terörü bıraktım” ya da “bırakacağım” diyen herkese sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonundan yardımda bulunacak olmasıdır. Yani adamlara yeni bir gelir kaynağı sağlanmış oluyor. Sosyal katılım için gerekli olan parasal destek yanında başka sosyal imkânların da bu yasa ile sağlanacağı uzmanlarca belirtiliyor. Hatta biraz daha ileri gidilerek yasada sınır konulmaması burada da kaynakların silah bıraktığını söyleyen teröristlerce sınırsız kullanımına açıldığı yönünde algının oluşmasına neden oluyor. Ayrıca yine bu kişilere devlette kadrolu iş verilecekmiş. Yani Batıda yaşayan ve işe girmek için her türlü zahmeti çeken vatandaşlar debelenip dururken adamlar kafadan kadrolara atanacaklar. Burada anlaşılmayan bu tür bir adaletsizliği kendilerine aydın diyen ” İslam Alimleri” neden bir şey söylemezler ve susarlar. Bunun İslami olarak hak yemek olduğunu neden görmezler. Hak ihlali ve adeta farklı bir hırsızlık olabileceğinden neden bahsetmezler.

            Çözüm süreci olarak ifade edilen çalışmalar kapsamında hükümetin aldığı kararlar sorgulanmadan ve kamuoyunda tartışılmasına dahi izin verilmeden ilgili kurum ve kuruluşlarca en acil şekilde yerine getirilecek. Bakanlar kuruluna verilen sınırsız yetki ile en kısa sürece yapılması istenecek işlerin neler olduğunu kimsenin bilmesine gerek dahi olmayacak. Böylece şeffaflık sağlanmış olacak! Daha da ilerisi çözüm süreci ile ilgili olarak hükümetin aldığı karaları yerine getirenler kim olurlarsa olsunlar suçsuz sayılacaklar.

            Çözüm süreci olarak belirtilen açılım çalışmalarının “devlet politikası” olarak kabul edilmesi için her türlü çalışmanın yapılması da alınan kararlar arasında yer alıyor. Yani teröristlerle yapılan müzakereler artık “devlet politikası” olduğu herkesçe bilinmelidir anlamında bir yasa olarak karşımız çıkıyor. Böyle bir çalışma nasıl devlet politikası olur diye sormak gerekir. Ama cevap alamayacağımızı bildiğimizden bunu geçiyorum. Çünkü Hükümet sözcüsünün geçenlerde televizyonda yaptığı konuşmada “Öcalan’la aynı paralellikte düşünüyoruz” şeklinde kullandığı cümleden sonra ne denilebilir ki?

            Yasa muhtemelen çıkar. Yasanın çıkmasından kimler memnun ona bir bakalım. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, İsrail, Barzani, Kandil, İmralı’daki Terörist başı ve yandaşları ile AKP çıkan yasaları destekliyor.  Artık şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki; Hükümetin yeni çözüm paketi, PKK'nın ana karargahı Kandil ile Terörist başının hükümlü bulunduğu İmralı'ya direk bağlantı yolunu açıyor. Oslo güvence altına alınıyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
muhalif
04 Temmuz 2014 Cuma 09:09
09:09
Bu güvenceye kimse güvenmesin yanlız hocam. 12 Eylül darbesini yapanlarda kendilerini anayasa ile güvenceye aldıklarını sanılorlardı, ama bakın devran öyle bir döndü ki, zamanında el verdikleri iktidara gelince, kendilerini yargılama yolunu açtı. bu gün destekleyenler de çok güvenmesinler bence.
195.177.206.65
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim