• BIST 109.330
  • Altın 155,835
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 8 °C
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...

Davutoğlu ile ne konuştum?

Ümit Savaş

Yazmakla, yazıyla ilişkim problemli bir durum. Bu en azından benim için böyle. Yazmadığım, yazamadığım zaman bir huzursuzluk sarıyor beni. Sinirli, çatışmacı olabiliyorum. Bir başka zaman ise nemelazımcı, aldırışsız, dingin, huzurlu olabiliyorum. Yapamadığım, yapmadığım şey ise yazıyı tamamen terk etmek! Ara veriyor, kahrediyor, küsüyor, saçmalığına inandığım zamanlar gelip geçse de yazmaktan tamamen kopmuyor, kopamıyorum.

 

Bazen yazdıklarımla dünyayı değiştirebileceğime inanıyor ve ben yazmasam dünya değişmeyecek diyorum. Başka bir zaman kendime ya da başkasına, aldırışsızlığa, duyarsızlığa duyduğum öfke ile kelimelerden kan damlatmaya çalışarak ve hakkında yazdıklarımı yıkmak istercesine hırsla, kinle yazıyorum.

 

Bazen de gördüğüm bir incelik, küçük, minik, minicik, misroskobik bir ayrıntı, bir kitap, bir müzik, bir yaşam, bir hal, bir mimik, bir bakış, bir duruş içimdeki bam telini sızlatır da sızlana sızlana, kırılgan, edilgen, naif bir eda ile yazılar çıkar gönlümden. Var denecek kadar çok, yok denecek kadar da az sayılmaz bu tür yazılar.

 

Düşünce ve duygu dünyamdaki gelgitlerden bağımsız ol-a-mıyor yazılarım. Bu yüzden usta işi değiller ben de usta değilim. Bunun herkesten önce kendim farkındayım. Belki bu yüzden, bir gücü ve anlamı varsa yazdıklarımın, daha içte, insani bir damara yaslanıyor, sesleniyor, sızlatıyorlardır eğer sızlatıyorlarsa.

 

İşte yine böyle bir hal üzere, yazının ve yazmanın anlamsızlığı üzerine düşünüp neredeyse buna inanmaya başladığım bir anda bir yazının insanların düşünce ve gönül dünyasında ne kadar etkili olabileceğini görünce yazıya daha sıkı sarılmam gerektiğini gördüm.

 

Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, bakan olmadan çok önce düşünce ve duygu dünyamda önemli, anlamlı bir yere sahip bir kişilik, karakter olarak yer alıyordu. Kendisiyle görüşmüş, konuşmuş, tanışmış mıydım? Hayır. Gazete ve dergilerde yazdıkları dışında herhangi bir ünsiyetimiz yoktu. Ta ki merhum babası Mehmet Davutoğlu ile (Allah Rahmet Eylesin) öğrenciyken yaptığımız bir yolculuğa kadar.

 

Bu tanışıklığı ve yolculuğun hikâyesini daha önce yazmıştım. http://www.memleket.com.tr/author_article_detail.php?id=9883 O yazıda Sayın Davutoğlu ile tanışıp bu yolculuktan ve bir nevi vasiyeti yerine getirme düşüncemden bahsetmek istemiş, cesaret edemeyip tanışma fırsatım olmamıştı. Bahse konu olan yazı da konuşulamayanların yazıya geçirilmesinden ibaretti.

 

17 Aralık Perşembe günü Konya Valiliği’nin daveti ile Dedeman Otel’de Başbakan onuruna verilen yemeğe katıldım. Doğrusunu isterseniz şaşırdım ve sevindim bu davete. Yemeğe sırf daha önce gerçekleştiremediğim görüşmeyi gerçekleştirme niyeti ile katıldım.

 

Epey bir tereddütten sonra yemek esnasında protokol masasına yaklaşıp kendimi tanıttım. “İnternette okuduğum o yazının yazarı siz misiniz?” diye sordu. “Evet” dedim ve şaşırdım. Hem okumuş hem de hemen hatırlamıştı. “Ben de sizin iletişim bilgilerinizi arıyordum” dedi. Gördüğüm bu sıcak ilgi ve iltifatlar konusunda şaşırdım, afalladım, cümle de kuramadım. İlk şaşkınlığın ardından karşımda konuşan dünyanın stratejik hamlelerini dikkatle izlediği, gönlümüzde bir muhabbet duygusu oluşturan, mütevazı, bilge bir adam, Türkiye Cumhuriyetinin Dışişleri Bakanı değil de yakın bir aile dostu gibiydi.

 

Bilgeliği ile devlet adamlığını şahsiyetinde örnek bir rol model olarak birleştiren Ahmet Davutoğlu hakkındaki duygu ve düşüncelerimin hiç de afakî, yere basmayan düşünceler olmadığını bir daha anladım.

 

Yazının etki ve gücüne dönmek istiyorum buradan. Kendi dünyanda belki de muhatabına ulaşacağını hiç düşünmeden yazdığın bir yazı insanların düşünce ve gönül dünyasında hiç farkında olmadığın bir etki, iz bırakıyor. Tanışıklıklara, yeni dostluklara, zaman zaman da düşmanlıklara yol açıyor. Yazının kazandırdığı düşmanlıklar neyse de kazandırdığı dostluklar için yazmaya devam etmem gerektiğine olan inancım arttı. Yazmaya devam o zaman…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim