• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhuriyet

Ufuk Karadavut

Cumhuriyet bayramı yaklaştı. Birkaç gün sonra kutlamasını yapacağız. Resmi dairelerde, okullarda ve dış temsilciliklerimizde farklı etkinlikler düzenlenecek ve Cumhuriyet’in önemi anlatılacak. Faziletleri sırlanacak. Ancak, içerisinde bulunduğu bölge itibariyle bir güvenlik çemberi oluşturması gereken Türkiye Cumhuriyeti ne durumdadır. Ne tür iç ve dış tehditlerle karşı karşıyadır. Bunları hiç düşünme imkânınız oldu mu? Elbette burada Cumhuriyetin faziletleri ya da bir devlet için ne derece önemli olduğunu anlatacak değilim. Bunu hemen her insan bilir ve bilmelidir.

Devletin yapısının üniter olduğu ve bunun hiçbir zaman değişmeyeceği ve değiştirilemeyeceği ifade edilmektedir. Buna rağmen özellikle son zamanlarda federasyon, yada iki toplumlu ikinci cumhuriyet tartışmaları yaşanmaktadır. Bu tür tartışmaları her ne hikmetse kendisini aydın sayan ve bazı terör örgütü ile organik bağı olanlar yada sempatizanları ifade etmektedir. Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyetin temel ilkelerini alt üst etmeyi temel ilke haline getirmiş bu insanlar, ikinci Cumhuriyet için saldırılarını sürdürüyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve lider bir ülke olabilmesi için refah düzeyini artırabilmeli ve gelirin dengeli bir şekilde dağıtımının sağlanması gerekmektedir. Toplumun hemen her kesimi bu konuda rahatlatılmalıdır. Ekonomik olarak rahatlayan toplum aynı zamanda kendilerine yönelecek baskılara karşı daha dayanıklı olabilecektir. Ekonomik paylaşımın adil olmadığı durumlarda ise en küçük olumsuz etki devlete olan güveni zedeleyebilecektir. Yıllardan beridir uygulanan politikalar incelendiğinde ya IMF ya da Dünya Bankası güdümlü politikalar izlenmektedir. Bunun sonucu olarak ta ‘Parayı veren düdüğü çalar’ ilkesiyle onların her değdi yapılmaktadır. Bu kuruluşların temek amacı verdikleri parayı faiziyle en sağlıklı bir şekilde almaktır. Halkın nasıl geçindiği önemli değildir. Devlet yöneticileri de borçlarını ödeyebilmek için çeşitli gelir artırıcı tedbirler almak zorunda kalırlar. Ama genelde bu adil olmamaktadır. Toplum katında tepkilere neden olsa da durum yıllardan beri değişmeden devam etmektedir.

Devleti tehdit eden unsurlar hemen hiç değişmeden varlığını sürdürmektedir.  Bölücülük Cumhuriyet tarihinde belki de hiç olmadığı kadar güçlü bir konuma gelmiştir.  Ayrı bir devlet talepleri artmıştır. Hatta devlete karşı küçük çaplı ‘Kalkışma’ provaları dahi yapılmıştır. AB üyeliği için çeşitli tavizler verilirken, insan hakları adı altında bu tür eylemler yapanlar görmezden gelinmektedir. Bununla bağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin üst üste aldığı Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhindeki yanlı kararlar nedeniyle devlet baskı altında tutulmaktadır. Bölücülüğün yanında bazı cemaatler de ‘diyalog’ ya da ‘medeniyetler ittifakı’ gibi kulağa hoş gelen kavramları kullanarak devlete ciddi anlamda zarar vermektedirler. Ancak bu tür oluşumları eleştiren devlet yöneticileri eleştirilerini bu işleri yapan insanlardan ziyade bilerek ya da bilmeyerek inanan insanları rencide edecek şekilde İslam’a saldırmaları toplumun bütün kesimlerini devlet yöneticilerine karşı tavır almalarına neden olabilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri ile örtüşmeyen sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine dikkat edilmelidir. Bu tür kuruluşlar AB fonlarından yüklü miktarlarda paralar alarak devlet aleyhine gizli ya da açık çalışmalar yapabilmektedirler. Devletin temel kuruluş ilkeleri ile örtüşen sivil toplum kuruluşları ile ilişkilere önem verilmelidir. Ancak bunlar belli bir denge, ciddiyet ve disiplin içinde sürdürülmelidir. Ancak günümüzde bu ne ölçüde yapılmaktadır. Bu tartışılır. Geçtiğimiz günlerde, başında ‘Şehit’ yazan bir derneğin başkanı ABD Büyükelçiliği’nden 10 bin dolar hediye aldı. Allah’tan tepkiler üzerine alınan paralar geri verildi. Ama bu şekilde bilmediğimiz kaç dernek ya da vakıf dışarıdan yardım alıyor, bunu bilemiyoruz.

83. yaş gününü kutlayacağımız Cumhuriyetimiz kurulduğu günden bu yana pek çok iç ve dış tehdit ile karşı karşıya kalmasına rağmen varlığını korumayı bilmiştir. Ancak özellikle son zamanlarda AB politikaları ile ciddi tehdit altındadır ve eğer gerekli tedbirler alınmazsa Cumhuriyetten söz etme imkânı da kalmayacaktır. İkinci Cumhuriyet söylemlerinin artmasının altında bu gerçek ve talepler yatmaktadır.

Büyük önder Mustafa Kemal’in ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’ cümlesi sadece raflarda ya da duvarlarda kalmamalıdır.

Önümüzdeki Pazartesi Ramazan Bayramı. Bayramın hayırlara vesile olmasını diler, saygılar sunarım.

                       

           

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim