• BIST 82.433
  • Altın 147,585
  • Dolar 3,7838
  • Euro 4,0445
  • Konya -2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Çözülüyoruz

Ufuk Karadavut

Bu yazıları aslında yazmak istemdim. Ama bunların bir şekilde gündemde tutulup insanların bunları görmesi, unutmaması ve buna göre tedbirler alması gerekiyor. Bizleri ve geleceğimiz olan çocuklarımızı nelerin beklediğini bilirsek ona göre tedbirler alabiliriz. Peki sorunlarımız nelerdir isterseniz önce onlara bir göz atalım.          

 

i- Aileler Dağılıyor.

ii- Çocuklar Suç Makinesi Haline Geliyor.

iii- Uyuşturucu ve Fuhuş Temel Eğitim Okullarına İniyor.

iv- Kap-kaç Çeteleri – Hırsız Şebekeleri Cirit Atıyor.

 

Bu sorunlar içerisinde ülkemiz belki de son yılların en büyük sıkıntılarını yaşıyor. Bu büyük sıkıntı her ne kadar açıkça söylenmese de hemen her kes tarafından biliniyor. Kitle iletişim araçlarının büyük bir dikkatle gizlemeye çalıştıkları sosyal çöküntü ve dejenerasyon bizi adım adım yok olmaya doğru götürüyor. Bunun farkına varmamız ve ona göre tedbirler almamız gerekmektedir. Aksi halde çözüm çözümsüz hale gelecektir. Aklı başında olan, basireti bağlanmamış olan, kendini bilen hemen her kesin bu düşüncelerde birleştiklerine inanıyorum. Türkiye’de sosyal çöküntü yaşanmakta, aileler dağılmakta, aile bağları zayıflamakta, uyuşturucu kullanılması artmakta, fuhuş yaygınlaşmakta, hırsızlık, kapkaç ve soygun bir afet gibi ortalığı kasıp kavurmaktadır.

 

İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2002 -2004 yılları arasında 268.500 boşanma vakası yaşanmıştır. Yani 268.500 yuva yıkılmıştır. Bir fikir vermesi bakımından on yıl geriye gidelim. 1990–1993 yılları arasında gerçekleşen boşanmanın toplam 79.012 olduğu dikkate alınırsa, boşanma oranındaki artış %340 seviyesindedir. Bu rakamlar aklı başında olan insanları rahatsız etmelidir. Boşanmaların temelinde de büyük oranda ‘geçimsizlik’ yer alıyor. Yani aileler geçinemedikleri için boşanıyorlar ve aile bağlarına son veriyorlar. Bunların temelinde de ekonomik nedenler yatmaktadır. Eğer bir ülkede toplumun temel direği olan aileler böylesine hızla çözülüyor, yuvalar yıkılıyor, çocuklar kimsesiz bırakılıyorsa o toplumun geleceğinden endişe duymamak mümkün değildir.

 

Ayrılan ya da ayrı yaşayan ailelerin çocukları başta olmak üzere aileleri tarafından yeterince ilgi ya da sevgi gösterilmeyen çocuklar suça teşvik edilmekte ve adeta birer suç makinesi haline dönüştürülmektedirler. Yine İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; mala karşı işlenen suçlarda her 100 şüpheliden 25’i çocuk. Bunların 12’i kız çocuğu. Bu çocuklardan %80’i hırsızlıkla suçlanıyor. İntihara teşebbüs eden her 100 kişiden 20’si çocuk. Bunların da %77’si kız çocuğu. 100 cinayet şüphelisinden 9’u çocuk. 2000 yılında 88.000 olan çocuk sanık sayısı 2003 yılında 124.000’e çıkmış. Artış oranı %40. Gasp olaylarındaki şüphelilerin %24’i çocuk. Kız çocuklarının en çok işledikleri suç yankesicilik. Şüpheli her 100 kız çocuğundan 43’ü yankesicilikle suçlanıyor. Ayrıca çocukların fuhuş’a itilme oranları da ciddi anlamda artışlar göstermiştir.

 

Eğer bu rakamlar ve çocuklarımızın hali sizlerin yüreklerini sızlatmıyorsa ne yapacak ne de söyleyecek bir sözümüz olamaz. Okul sıralarında oturması gereken çocuklarımız sanık sandalyesinde oturuyor. Kalem tutması gereken eller silah, bıçak, şiş, kama tutuyor. Ama unutulmaması gereken hakikat şudur: Suçlu çocuk olmaz… Olsa olsa suça itilen çocuk olur.

 

Türkiye’de uyuşturucu kullanımı büyük bir hızla artıyor.  Uyuşturucu kullanma yaşı da hızla düşüyor. Fuhuş yaşının temel eğitim okullarına kadar indiği gazetelere intikal etti. Emniyet kayıtlarına göre 2004 yılında resmiyete intikal eden fuhuş olayları 2003’e göre %20 artış göstermiştir. Zaten bunlar birbirlerine bağlı şeyler. Birbirlerini tetikleyen konular.

 

Yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi rakamlarına bakalım. 2005 yılının ilk 6 ayında bir önceki yıla oranla, yankesicilik %71, kapkaç olayları %55,6, evden hırsızlık olayları %50,6 artış göstermiştir. 2002 yılında 296.000 olan suç işleme sayısı, 2005 yılında 450.000’i aşmıştır.

 

Elbette bu artışlarda adli ceza miktarlarının düşürülmesi önemli rol oynasa da asıl sorun çocuklarımıza yeterince sahip çıkamadığımızdandır. Sahipsiz olan ya da yeterince anlaşılamadığı düşünen gençler ve çocuklar kendilerini anladıklarını düşündükleri alanlara ve kişilere yönelmektedirler. Sonuç olarak ta, olan geleceğimize oluyor. Ülkenin geleceği tehdit altında, bunun farkına varın…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim