Şakir Tuncay Uyaroğlu

Şakir Tuncay Uyaroğlu

Çift Yumurta İkizleri-1…

 

Saygı değer okuyucularım, yazının başlığına bakarak sakın aldanmayın; tüp bebek tedavisinden falan bahsetmeyeceğim; haddim değil, teeddüp ederim. Dilimizde birbirinin âdeta kopyası olan; yazılışı ve söylenişi birbirine çok benzeyen, ancak anlamları farklı olan ve genelde, biri diğerinin yerine kullanılan yüzlerce kelime çifti var. Bugünkü gündem maddemiz bu kelimeler. Hatırda kalıcı olsun ve dikkat çeksin diye, bu tür kelimelere söz konusu başlığı uygun gördük.

Çift yumurta ikizlerinin birbirlerinin yerine kullanılmasıyla ilgili olan bu yanlışlık, çoğunlukla düzeltme ve inceltme işareti, namıdiğer “şapka”nın kullanıldığı kelimelerde görülmektedir.

Bu bölüme dâhil olan bütün kelime çiftlerini; önce anlamlarıyla, sonra da örnek cümlelerle sunuyoruz. Örneklerde; koyu yazılan kelimenin yerine kullanılması gereken unsur, hemen yanı başında parantez içinde koyu yazılmıştır.

Çift yumurta ikizlerinin birbirlerinin yerine kullanılmaları durumunda, uyumsuzluktan kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açtıkları da unutulmamalıdır.

abdal

Hak dostu, veli, derviş, gezgin

aptal

geri zekâlı, bön, ahmak, cimri, dengesiz, ebleh, avanak, patavatsız, embesil, yol

yordam ve edep erkân bilmez

Abdallığın (Aptallığın) lüzumu yok.

Aptala (Abdala) malum olurmuş.

“Malum olmak”, Hak dostlarına has bir durumdur. Bir insan, ancak kalp gözü açıksa bazı şeyler ona malum olur. Bön, ahmak, andavallı, patavatsız, geri zekâlı, aptal, kendini bilmez kimseye niye malum olsun ki...

aciz, -czi

düşkünlük, güçsüzlük, beceriksizlik, zavallılık

âciz

düşkün, güçsüz, beceriksiz, zavallı

Bir insan, ancak bu kadar aciz (âciz) olabilir.

Kendimde; mukavemet yerine zaaf, taarruz yerine âciz (aciz), mücadele yerine gevşeklik hissediyorum.

Ayaklarındaki postalların yarısı yok bir hâlde mart havasının sert soğuğunda aciz (âciz) ve sefil titriyordu.

âcizane

âcizlere yakışacak şekilde

naçizane

önemsiz, kıymetsiz, ehemmiyetsiz, haddini aşarak

Size âcizane (naçizane) bir hediyem var.

Bu konuda naçizane (âcizane) ben de şöyle düşünüyorum.

adem

yokluk, kusur, hata

âdem

insan, insanoğlu, adam

Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali. / Sonun âdemdir (ademdir) diyor insana yolun hâli.

Arkadaşım Adem’le (Âdem’le) uzun süredir görüşemiyoruz.

ademiyet

yokluk

âdemiyet

insanlık

Ademiyetten (Âdemiyetten) uzak kişilerle yaşamak meğer ne kadar zormuş.

adet, -di

sayı, tane

âdet

gelenek, alışkanlık, görenek, töre

Böyle televizyon seyretme adetine (âdetine), ilk defa şahit oldum.

Bayram ve kandil tebrikleri ne güzel adetlerdir (âdetlerdir).

İlk maaşıyla siyah satenden arkası kemerli iki âdet (adet) iç yelek yaptırdı.

ahçı

ah çeken ve bu işten para kazanan kişi, ağıtçı, arabeskçi

aşçı

yemek pişiren kişi

Konyalı ahçıların (aşçıların) pişirdiği düğün pilavına doyum olmuyor.

“ahçı” kelimesi, “ah” isim kökü ve “-çı” isimden isim yapma ekinden oluşmuştur ve “yemek pişiren” anlamında bir meslek adı değil de, “sürekli ah çeken veya çektiren, aynı zamanda yaptığı bu işle geçimini temin eden” demektir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye’nin en iyi “ahçı”ları, arabesk müzik sanatçıları olsa gerek. Merhum Müslüm Gürses ülkemizin “en maharetli ahçısıydı” desek, her hâlde uygun olacaktır.

Anadolu’nun bazı yörelerinde, bir yakını ölen kişiler “ağlayıcı” tutarlar. (Orhun Abideleri’nde, bu kişilerden bahsedilirken “sıgçı” tabiri kullanılıyordu.)

Bu geleneğin temeli, Şamanizme kadar uzanmaktadır. Günümüzde, bu işle geçimini temin edenlere “ahçı” demek mümkündür.

Karadeniz’in cesur ve zeki üç delikanlısı, bakmışlar ki bu işte iyi para var; bir ağıtçılık şirketi kurup, güzel de bir kartvizit bastırmışlardı, üzerinde de “Cenazelerinizde garantili ağlanır.” yazıyordu.

“yemek pişiren” anlamında kullandığımız “aşçı” ile “ağlayıcı”nın ne alakası var? Kelimenin doğrusu, kesinlikle “aşçı” şeklidir.

aktar

taraftarlar, çaplar, “aktarmak” fiilinin emir kipi

attar

baharat ve güzel kokulu ürünler satan esnaf

Çarşımızda birkaç aktar (attar) var.

“attar” kelimesi, “koku” anlamındaki “ıtır”dan gelmektedir; baharat ve güzel kokulu ürünler satan esnaf demektir. Kelimenin kesinlikle “aktarmak” fiiliyle ve “çaplar”, “taraftarlar” kelimeleriyle ilgisi yoktur.

ahi

kardeş, cömert

Ahi

Ahilik ocağından olan kimse

 

 

ala

karışık renkli, alabalık

âlâ

pekiyi, pek güzel

Bu kadar güzellik için söylenecek bir söz var: Aliyyülala (aliyyülâlâ).

Âlâ (Ala) şafak söktü uyanın dağlar…

Sizinle de pekala (pekâlâ) görüşebiliriz.

alem

işaret, bayrak, minarelerdeki hilal

âlem

dünya, evren, eğlence dünyası, neşeli insan

Alemden (Âlemden) maksat insandır.

Bambaşka bir alemde (âlemde) yaşıyorum.

Minarenin âlemi (alemi), kara kaşın kalemi.

Eğer babanızın mesleği artık kaybolmaya yüz tutan “alemcilik” ise, lütfen birileri size “Babanız ne iş yapıyor?” dediği zaman “Benim babam âlemci.” demeyin ne olur.

Evvel emirde, bu babanıza hakaret olur. Çünkü, babanıza âlemcilik sürsen bulaşmaz. Bir baba düşünün; hem alemci, hem de âlemci, olacak şey mi? Şayet bu cevabınızı babanız duyarsa, sizi onun elinden alamayız da ondan. 

“alem”, minarelerde İslâm inancını simgeleyen hilal şeklindeki parçadır. Bildiğiniz gibi, “âlem” ise; içinde yaşadığımız dünya, eğlence dünyası, neşeli ve hoş sohbet insan, kâinat anlamlarında kullanılan bir kelimedir.

alim

her şeyi bilen (Esmaü’l-Hüsna’dan biri)

âlim

bilgin

İslam alimlerinin (âlimlerinin) eserlerini tercüme etmeye herkesin gücü yetmez.

ama

fakat, lakin, amma

âmâ

görme özürlü

O doğru söylemiş, âmâ (ama) ben yanlış anlamışım.

Hukuk Fakültesi’nde derse girdiğim dönemlerde ama (âmâ) öğrencilerim olmuştu.

amentü

ana ilkeler, esaslar, değer yargıları

Amentü

bir dua

İmla kurallarımızın Amentülerinden (amentülerinden) biri de ünlü ve ünsüz uyumlarıdır.

amin

amonyaktaki hidrojenin yerine geçen tek değerli hidrokarbonlu kökler

âmin

“Allah kabul etsin.” anlamında bir dua sözü

Duaların sonunda yer alan “amin” (âmin) sözünü gayrimüslimler de kullanmaktadır.

araz

belirti

âraz

belirtiler

 

 

asgari müşterek

en az ortak nokta

asgarımüşterek

en küçük ortak nokta

Millî birlik ve beraberliğimizi sağlayan asgari müştereklerden (asgarımüştereklerden) biri de Türkçemizdir.

asıl, -slı

bir şeyin kendisi, gerçek, vekil olmayan, kök, köken

asil

soylu, soyu sopu belli olan, yüce duygularla yapılan

Çok asıl (asil) arkadaşlarım var.

Anayasa Mahkemesi asil (asıl) üyelerinden biri emekliye ayrıldı.

Bu yanlışlık, resmî kurumlar başta olmak üzere pek çok yerde yapılmaktadır: asil üye, asil yarışmacı, asil öğrenci, asil aday… gibi. Oysa bu tamlamalarda kastedilen; ilgili kişinin asalet sahibi olup olmadığı değil de, o işe lâyık görülen asıl kişi olduğudur.

aşık

canlıların ayak bileğindeki hareketli bir kemik

âşık

vurgun, tutkun

Sırılsıklam aşık (âşık) oldum.

Çocukluğumuzda hepimiz âşık (aşık) oyunu oynardık.

Sen benimle âşık (aşık) atamazsın.

“aşık”, canlıların ayak bileğindeki bir kemiğin adıdır. Küçükbaş hayvanların aşık kemiğiyle oynanan bir aşık oyunumuz, bir de boy ölçüşmek anlamında kullanılan “aşık atmak” deyimimiz vardır. “âşık” ise; vurgun, tutkun, sevdalı demektir.

Sevgili İbrahim Erkal “Aşııık olsam, sırılsıklam. (Kemiiik olsam, sırılsıklam.) der de, Sevgili İbrahim Tatlıses hiç durur mu? “Aşıksııın...” (Kemiksiiin...) Yalnız, aralarında çok önemli bir fark var:

Sevgili Erkal, şarkısının tamamında “Aşııık…” derken, sevgili Tatlıses şarkının sonuna geldiğinde, yaptığı hatayı fark ederek “Sen âşıksııın arkadaş…” diye şarkıyı bitiriyor.

atlı karınca

iri bir tür karınca

atlıkarınca

lunaparklarda bulunan bir eğlence aracı

Atlı karınca (Atlıkarınca) dönüyor, dönüyor; dünya durmadan dönüyor, dönüyor.

ayan

belli, açık

âyan

seçkinler, ileri gelenler, senato üyeleri

Yaptığınız işler âyan (ayan) beyan ortada.

aybaşı

âdet, regl

ay başı

ayın ilk günü , maaş günü

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.