• BIST 73.476
  • Altın 593,54
  • Dolar 2,1295
  • Euro 2,9395
  • Konya 12 °C

Çanakkale, Oğuz neslinin yok edilmek

Yaşar Çalışkan

Çanakkale, Oğuz neslinin yok edilmek istendiği yer

 

 “Milletlerin bir dost düşmanı bir de düşman düşmanı vardır. Kuvvetli iken düşman dost görünür.  Zayıf düşünce bütün dostlar düşman kesilir.” Biz bu sözün doğruluğunu tarihte yaşayarak gördük.

18 Mart Çanakkale zaferini 250 bin şehidimize rahmetler dileyerek tekrar andık. Bu konuda “Bir Hilal Uğruna” isimli Konya Uysal Kitabevi tarafından ikinci baskısı yapılmış bir eserim olduğu için hazırlanan programlara dikkat ettim. Hem gurur duyduğum hem üzüldüğüm şeyler oldu. Müsaade ederseniz bunları kısaca arz edeyim.

Gurur duyduğum şey; Çanakkale Zaferinin bize armağan edildiği yerler şehitlerin torunlarına yakışan bir güzelliğe kavuştu. Geçen iktidarlar gibi o gün bir nutukla geçiştirilmedi. Gül gibi hazırlanan şehitliklerin açış törenleri yapıldı. Geçen yıl Orman Bakanlığı tarafından 253 bin şehit için 253 bin gül dikildiğini öğrenmiştik.  Bu yıl her biri gül güzelliğinde çalışmalar yapıldığını sevinçle öğrendik. Tabyalar, siperler şehitlikler çiçek gibi bakımdan geçmişler. Devlet Bakanı Sayın Beşir Atalay’ın açıklamasına göre önceki yıllar 200 bin olan yıllık ziyaretçi sayısı geçen yıl 3 milyon olmuş. Bu 3 milyon duyarlı gönül demektir. Bilhassa gençlerin ağırlıklı olduğu bu ziyaretlerin anlattıkları ile etkiledikleri milyonları düşünün. Bu bir uyanıştan ziyade şahlanıştır. Çanakkale Savaşı oğuz neslini yok etmek için planlanmış bir savaştı. Planlayanlar arkasında bu günün Irak’ı gibi bir ülke bırakmak istemişlerdi. Allah’ın lütfu ile emellerine ulaşamadılar.

Metresine 6 bin mermi düşerek kutlu mekânlar haline gelen gazi Çanakkale’nin gurur duyulacak ziyaret mekânları haline getirilmesi bizim neslin insanlarına nasip olduğu için ayrıca sevinçliyiz. Neden diyeceksiniz? Milli konuların lafla  istismar edildiğini hep üzülerek görmüş bir nesil olduğumuz için. Sözde kalmayan düşüncelere yeni yeni şahit oluyor ve minnettar kalıyoruz.

Çanakkale’de gurur verici çalışmalar devam ediyor. Eylül ayında gerçekleyecek olan similasyon merkezi ile bir yandan girip diğer yandan çıkan bir kimse yarım saatte o günleri adeta yeniden duyup ve yaşayıp çıkacak. Bu yıl üç, gelecek yıl belki beş milyon ziyaretçisi olacak bir yer için bunlar geç kalmış hizmetler. Ama artık gerçekleşiyor. Allah herkese hayır ve iyilik nasip etmezmiş. Zaten her çağda güzel işler güzel insanlara layıktır.

Çanakkale oğuz neslinin yok edilmek istendiği yerdi. Şimdi diriliş yine aynı yerden başlasın. Yiğit düştüğü yerden kalkarmış. 253 bin fidan gibi genç canlarından cömertlik yapıp burada şehitlik şerefine erdiler.

 

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler yatıyor.

 

Bizler de imkân ve varlığımızdan cömertlikle gençlerimizi bunlarla şehit düştükleri yerlerde buluşturalım. İttifak, Kombassan gibi imkânı olan kuruluşlarımız, otobüs firmaları üniversiteli gençlerimiz başta olmak üzere gezi imkânları sağlayalım. Ayrıca Çanakkale ve tarihin altın sayfalarını konu alan tiyatro hikaye ve roman yarışmaları açalım. Eser ortaya çıkınca onu değerlendirecek binlerce okul ve öğrencimiz var. Okullarımız milli konuları işleyen güzel eser bulmakta sıkıntı çekiyor.  Böyle gün ve haftalarda ortaya konan eserler gerçekten zayıf kalıyor. Hepimiz her konuda üstümüze düşen gayreti göstermeliyiz. Vatan için canını verenlerin torunlarına mal ve hizmette hasislik hiç yakışmaz.

Yazımı şehitlerimize rahmet dileği ve İdris Sabih’in Çanakkale’de şehit olan kardeşi Asteğmen Ahmet Tevfik için yazdığı bir şiirle bitireyim:

KARDEŞİME

O kadar yandı mı bağrın, ey çocuk,

Ecelin sunduğu şarabı içtin.

Sırayı saygıyı unuttun çabuk

Sebep ne, ağandan ileri geçtin?

 

O kadar yandı mı bağrın, ey çocuk,

Ecelin sunduğu şarabı içtin.

Sırayı saygıyı unuttun çabuk

Sebep ne, ağandan ileri geçtin?

 

Yiğirmi üç baharı kavuran ateş

Güllerin kalbini dağlasa çok mu?

Bir damla şebneme susadı güneş,

Sümbüller sararsa hakları yok mu?

 

Yurduna son damla kanını verdin,

Ah cömert kardeşim, sana pek yazık!

El fitre verdi, sen canını verdin,

Ne acı bir Şeker Bayramı yaptık.

 

Yâd eller dağıttı halka gülsuyu,

Yok sana göz yaşı dökecek anan!

Kardeşim, üzülme, müsterih uyu,

Ne mutlu, gülüyor zavallı vatan!

 

Ne beyaz bir mermer, ne biraz yaldız;

Nerde yaptığın o altın destan?

Sürekli alkıştan utanan adsız,

Koca şehnamene konmamış imzan!

 

Ne kadar aradım senin kabrini,

Yoktur diye boynunu büktü her çiçek.

Yanıldım kardeşim, bağışla beni,

Sen arzdan semaya naklettin gerçek!

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim