• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Çağdaş Demokrasiyi Yakalamak

Ufuk Karadavut

Son zamanlarda ‘Demokrasi’ sözcüğü dilimizden düşmez oldu. Hemen her yerde ve herkes demokrasiden bahsediyor. Eğer bir kelime yada kavram çok konuşuluyorsa o kavram ya yozlaşmış yada ortalıkta olmadığı için çok konuşuluyordur. Bizdeki durum hangisi bilmiyorum ama bildiğim bir şey var demokrasi ve bununla ilişkili kavramların artık ciddi anlamda bozulduğu ve eskisi kadar inandırıcılığının ve güvenirliğinin kalmadığını söyleyebilirim. ‘Teşbihte hata olmaz’ denir. Bende bir teşbih yapayım. Bir sakızı ne kadar çok çiğnerseniz, tadı o kadar bozulur. Bu nedenle bu işin tadı da o kadar kaçmaya başladı.

 

Özgür iradenizle etki altında kalmadan karar verebiliyor ve onu uygulayabiliyorsanız demokrasiyi yaşıyorsunuz demektir. Ama başınıza silah dayayan olmasa bile şartları sizin özgür iradenizi etkileyecek şekle sokarak sizin iradenizi yönlendirerek aslında istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalıyorsanız bunun adı demokrasi oyunudur. Günümüzün toplum mühendislerinin yaptıkları da aslında bundan çok farklı değil. Hemen her konuda bizim kararlarımızı doğrudan etkilebiliyorlar. En azından etkilenmesi konusunda bir olay gerçekleşmesi gerekiyorsa onu gerçekleştirebiliyorlar. Sonuç ne olursa olsun. Biz sonuçta kendimize göre demokrasinin nimetlerini kullanmış gibi gözüksekte aslında başkalarının kararlarını uygulayıcı konuma düşüyoruz. Ama bunun farkında olmuyoruz. Gerçi olsak kimin umurunda ki?.

           

İnsanları etkilemenin günümüzdeki en kolay yolu onu tehdit ederek korkutmaktır. İnsanlar sadece ölümle mi tehdid edilir? Psikolojik tehdit sizin için bir şeyler ifade ediyor mu?. Aç kalacağınız, maaşlarınızın ödenmeyeceği, sizin ve çocuğunuzun geleceğinin karartılacağı, sürüm sürüm süründürüleceğini bilirseniz ne kadar objektif karar verebilirsiniz?. Ülkemizdeki insanlarda bu etkinin altında kalarak kararlarını veriyorlar. Aslında tamamen tehdit altında ve farkında olmayarak kararlar alıyoruz. Ya da birileri tarafından bu kararları almaya mecbur bırakılıyoruz.

           

Çağdaş demokrasilerde esas olan toplum içindeki güçler arasındaki dengeyi sağlamak ve bunun bozulmasına izin vermemektir. Bunun korunması için yapılan düzenlemeler aslında kişiler ve toplum için olduğu kadar devlet için de istikrarın sağlanması konusunda temel faktörlerden birisidir. Toplumun temel değer yargılarını ve gerekli olan ihtiyaçların karşılanmasında belirli bir düzen ve disiplin getirmek için konulan kurallar hem toplumu düzenler, hem de düzeni ve düzen içinde yaşayanları korur. Zaten devlet bu tür kanunları uyguladığı ve vatandaşlarının haklarını koruduğu ölçüde varlığını sürdürebilir. Mesela siyasal partiler, çağdaş demokratik devlette vazgeçilmez unsurlar olarak kabul edilirler. Ama bu partilerin amaçları, uygulamaları ve politikalarının kesinlikle ülkenin varlığı, be bölünmez bütünlüğü gibi temel değerleri ile ters düşmemesi istenir. Aksi takdirde, bu gruplar demokrasiyi kendi çıkarları için kullanan fırsatçılar konumuna düşer ve topluma zaman içinde zarar vermeye başlarlar. Belirli dar amaçların ülkenin geleceğini olumsuz yönde etkileyeceği açıktır. Bunun yerine devletin ve toplumun tüm sorunları ile yakından ilgilenmeleri, toplumda yaşayan insanları daha iyi anlamaları ve iktidara geldiklerinde yasama ve yürütme arasındaki dengeyi ortadan kaldırmayarak toplumun tüm sorunları ile yakından ilgilenerek çözüme kavuşturmak için çalışmaları gereklidir.

 

Çağdaş demokratik anlayışta siyasi partiler halk ile devletin bütünleşmesini sağlayan aracı kurumlardır. Ancak ülkemizde bunun ne kadar başarıldığı ayrıca sorgulanması gereken bir konudur. Bir siyasi parti iktidara geldiğinde halka rağmen iş yapayım diyemez. Yönetme ve hükmetme halk için yapılmalıdır. Halk için yapılmayan çalışmaların halka zararı dokunacaktır. Halkı zarar görmüş bir devlet yapısında devletten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Çünkü halkın devlete olan güveni kalmadığında devletin varlığı tartışılabilir. Halkın devlete olan güvenini kaybettirmemek için yönetme ve hükmetme aşamalarında halkın özgür iradesinin dikkate alınması gereklidir. Halkın özgür iradelerinin yansıması da partilerin milletvekilliği ya da il başkanlıklarıdır. Ancak ülkemizde bunlar sadece seçim zamanlarında akla gelir. Yoksa bir hukukçu olan Prof. Dr. Ahmet Kocaoğlu’nun deyişiyle, lider sultasının en ağır biçimde hâkim olduğu, küçük bir fikir ileri sürülmesine dahi izin verilmediği, liderlere en küçük noktada ters düşenlerin istifa ettirildiği veya ihraç edildiği, birçoklarının koltuk uğruna her şeye katlanarak yıllarca milletvekilliğine yakışır hiçbir iş yapmadan maaş aldığı, demokratikleşmenin parti içinde asla konuşulmadığı, konuşulanların da “lâf” tan öteye gitmediği ve böylece anayasa hükümlerinin çoğu kez çiğnendiği partiler sistemi ve anlayışında sırf “sandıktan çıkmak” la demokrasi olmaz. Demokratik siyasal yaşamın gelişmesi ve sürekliliği siyasal partilerin tutumuna bağlıdır. Halbuki, bazı siyasal partilerin genel tutumu haksızlık üzerine kurulmuştur ve halkın menfaatleri aleyhine haksız bir biçimde ve demokrasi çığlıkları ile haksız şekilde kullanılmaktadır. Sokrates, yüzyıllar önce, “Herhangi bir ferde karşı yapılan haksızlığın toplum kendine yapılmış gibi duyar ve bu duyguya göre hareket ederse, o toplumda demokrasi vardır” diyerek, demokratik yaşamı için vazgeçilmez ilkeyi ortaya koymuştur. Bu ilke haksızlık yapmamak ve yapılan haksızlıklara karşı koymaktır. İlkesiz bireylerin, grupların ve toplumların başkaları için ilkeler koyarak toplumu ve devleti yönetmeleri mümkün değildir. İlkesiz siyasal partilerin de toplumu yönetme ve varlığını sürdürme hakkı olamaz.

           

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim