• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 10 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

Bürokrasi nedir, bürokrat kimdir?

Mustafa Yiğit

Bürokrasi, buro: masa, kratos: yönetim. Yani masa yönetimi demektir. Yönetim bilim derslerinde devlet ve yönetimi anlatırken bürokrasinin etimolojisine dair sık tekrarlanan  tanımını böylece siz de öğrenmiş oldunuz. Devlet masaların yönetimidir bir nevi. O yüzden devlet mekanizmasının ne olduğunu anlarken hiç şüphesiz bürokrasiye ve bürokratlara yönümüzü çevirmemiz lazım. Devletin nasıl idare edildiğini anlamak için de ilk önce kişilerin oturduğu yerlere yani masalarına bakacaksınız.

 

Bürokraside insanlar masalarının çaplarıyla değerlendirilir. Ne kadar büyük, ne kadar tepeden bakan masaya sahipseniz o kadar önemli bir yerdesinizdir. Yani artık bürokrat olmuşsundur.  Mesela oturduğunuz masanın hangi maddeden yapılmış olduğu, koltuğunun alelade büro koltuğu mu, yoksa deri koltuk olup olmadığı  sizin bürokrat olup olmadığını hemencecik bize anlatır. Odanın büyüklüğü de sizin ne iş yaptığınız hakkında bize yeterli bilgi verebilir. Ayrıca bu odaya nasıl girdiğiniz de başka bir göstergedir. Tek kapıyla girilen yerler bürokraside alt sınıfları temsil eder. İnsanlar size ulaşmak için İki kapı geçiyorlarsa ve geçilen ilk kapıda gelenleri sekreter karşılıyorsa bu sizin mühim bir adam olduğunuza delalettir. Anneniz, babanız gönül rahatlığıyla oğlum, kızım çok önemli insanlar diye etraftaki konu komşuya caka satabilirler.

 

Peki küçük odalardan büyük odalara, tek kapılı yerlerden iki kapılı yerlere, alelade büro koltuklarından deri koltuklara geçmek için nelere sahip olmalısınız, hangi maharetler ve yetenekler sizi buralara taşır? Memur arkadaşlar ya da memuriyete girecek arkadaşlar  kulaklarını açsın, pardon gözlerini açsın ve burayı iyi okusun:  Bunun için yapmanız gereken ilk iş, öyle örgün öğretimle, dört yıllık üniversitelerle falan uğraşarak vakit kaybetmemeniz gerekir. Açık öğretim fakültesinin en rahat okunan bölümlerinden birini seçip, bir yardımcı kitap edinirseniz bu ilk aşamayı atlatmış sayılırsınız.

 

İkinci olarak yapmanız gereken şey, tabii ki iyi bir referansa sahip olmalısınız. Referans deyince, cv’nizde yer alan alan eğitimler, mesleki tecrübeler anlaşılmamalı. Tabii ki referanstan kastımız; mecliste sizin için, “büyük oda”lara geçmesi ülkemizin ali menfaatleri açısından çok önemlidir,  diyen vekillerin arkanızda olması gerekir. Ama çoğu zaman bu vekiller bile yetmeyebilir,  il başkanı, oda başkanı ve bazı sivil toplum örgütlerinin ve tabii ki ilgili bakanın da desteğini almanız gerekiyor. Bu işlemlerden sonra büyük odalara geçme, bürokrat olma vakti gelmiştir artık. Ancak bürokrat olurken dikkat edeceğiniz şeylerden biri de nereye atandığınızdır. Yani attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmeli, 6400 ek göstergeyi kapamıyorsanız bile en az bir daire başkanlığını kotarmış olmanız gerekir. İşte o zaman Türkiye’nin saygın ve sayılı bürokratlarından biri oldunuz demektir.

 

Bundan sonraki aşamada isee size nasıl ulaşıldığı çok önemlidir. Telefonla arandığınızda  direkt siz çıkıyorsanız, ya da dahili numarayla bağlanılıyorsa size, bu hiç de önemli adam olmadığınızı, alelade bir memur olduğunuzu  gösterir. Yok sekreter tarafından telefonlarınız bağlanıyorsa gerçekten büyümüşünüz demektir. Ayrıca arkadaşlarınızı bile sekreterinize bağlatıyorsanız bu büyümenin çok ötesinde bir şeydir. Artık aşmış! olduğunuzu söyleyebiliriz. Bunun ne anlama geldiğini söylersek pek çok bürokratı kızdıracağız ama işin gerçeği şu ki; eşiniz dostunuz bundan böyle size rahat rahat ulaşamayacaklar demektir.

 

Haydi vatana millete hayırlı olsun…

 

Yorumlar
gülümser
01 Aralık 2008 Pazartesi 20:27
Bürokrasi Algısı
Yazıyı sabah okudum. Konu olarak elealınması gerekli olduğuna bende inanıyorum ve yazar eline sağlık.Dokunmuşun. Zaten yazarlar dokunmalı; böylece kapı açılsın ve insanlar düşüncelerini paylaşsın. Yazarımızı bu konuda kutlarım. Devamınıda beklerim şahsım adına. Bürokrasi kitaplarda yeterince anlatılmıştır. Buna bir diyeceğim yok. Yorumcu kardeşimde bu konuda belliki sözü olanlardan. Yazsın okuyalım. Biz bürokrasinin işlevini yıllar varki; hayır, olamaz, mevzuata uygun değil, bekliyoruz efendim, süreç devam ediyor, göreceğiz gibi savunmaların arkasındaki güç olarak algıladık. Bilmiyorum weber bunlarıda yazmışmıdır!... neyse selamlar...
88.254.1.183
O. T.
01 Aralık 2008 Pazartesi 11:02
Bürokrasi
Bürokrasi konusunda kara mizaha bile ilişkilendiremeyeceğimiz sığ bir yazı olmuş kanımca. Kafka'nın Davasından bahsetseydiniz daha anlamlı olurdu. Öncelikle bürokrasiyi anlatırken masaların çaplarından ya da bugün git yarın gel anlayışından bahsetmek kolaycılık çıkmazına götürür bizi. Bu kavramın içeriğini almanlar doldurduğuna göre biraz Weber'e çevirmek lazım yüzümüzü. Dolayısıyla bürokrasinin her zaman olacağını ancak onun bürokrasi için belirlediği kriterlerin Türkiye'deki köylülerden devşirme lümpenler ve siyasetçiler tarafından nasıl içinin boşaltıldığını da belirtmek gerekiyor. Bu noktada örnek vermek gerekirse sizin bahsettiğiniz masayı odağımıza alabiliriz. Bürokraside şekilsel özellikler masanın büyüklüğü vs bir kurallar manzumesinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu tarz şekiller bürokrasideki "objektifliği" sağlar. Dolayısıyla subjektif anlayışların yerini objektif anlayışlara bırakması için bir anlamda vazgeçilmezdir. Neden vazgeçilmez diye sorabilirsiniz. Çünkü yapması gereken kanunlarla sınırlanmış olan insanların bu sınırların altında ya da üstünde kalması devlet yönetimini uzun vadede bozarak yozlaşmaya sebebiyet verir. Yan,i bahsettiğim objektifliğin bozulmasına neden olur. Ne var ki lümpen yığınların siyaset ve bürokrasi dünyasında cirit attığı ülkemizde objektif anlayışı baltalayacak kraldan çok kralcı olma desturu bu ülkenin başına her türlü belayı açmıştır açacaktır da. Bu nedenle objaktivitenin bozulmaması gerektiğini düşünüyorum.
Öte yuandan bürokrasinin kusuru olamaz mı tabi bu durum da mümkün. Zaten Marx bunu bir fasit çember olarak değerlendiriyor. Ona göre " "bürokrasi kendisini devletin nihai amacı olarak görür. biçimsel amaçlarını öz haline getirdiği için gerçek amaçlarla her yerde çatışır. bürokrasi, içerik yerine biçimi koyar. devletin amaçları bürokrasinin amaçlarına, bürokrasinin amaçları da devletin amaçlarına dönüşür." dolayısıyla şekilselcilikte de bir fetişizme gitmenin devleti diğer taraftan yozlaştıracağını söylüyor.
Bizim marx ve weber arasında bir yerlere bürokrasiyi koymamız gerekir diye düşünüyorum.
88.255.40.18
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim