• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 26 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Bundan sonrası teferruattır!

Mustafa Yiğit

Sanki ötelerden gelmişçesine…

Yürekleriyle koşuyorlar kupaya!

Bunun adı başka bir şey…

Aslında Hırvat teknik adam o muhteşem maçtan sonra çarpıcı bir şekilde bunu söyledi: “Nasıl olduğunu bilmiyorum. Ama Türkler farklılar, herkesten farklılar. Kimsede olmayan ve anlayamadığım ve anlatamayacağım bir futbol oynuyorlar, büyülü bir şey.”

Size bir şey söylemek istiyorum.

Daha doğrusu itiraf etmek istiyorum.

Türkiye’nin  Avrupa Kupası maçlarına ilişkin yazılar yazmak niyetinde değildim.

Çünkü ne zaman bir takımımız için yazsam, özellikle de Avrupa hüsrana uğruyoruz

Uğursuz muyum neyim diye düşünmeye başlamıştım açıkcası.  

Bu nedenle iki maçtır hiç sesimi çıkarmadan öylece köşemde sessiz sedasız duruyordum.

Aman bir şeyler söylerim, kendimi tutamam, havaya girerim ve bu yazıdan sonra  milli takım kaybederse çok üzülürüm diyordum.

Evet, sırf  bu yüzden yazmayacaktım.

Fakat ben de takımımızın bu büyüsüne kapıldım Hırvat teknik adam gibi.

Bu vakitten sonra yazsam da yazmasam da önemli değil.

Çünkü bundan sonrası teferruattır.

Çünkü Türkiye Avrupa’nın en büyük dört takımından biri artık.

Çünkü Türkiye  yarı finalist!

Hem de nasıl bir yarı finalist...

Rakip Hırvatistan, İngiltere’yi iki defa yenmiş, grubunda Almanya’yı ezmiş bir Hırvatistan.

Ve bu Hırvatistan’a karşı son dakikada yediği golden bir dakika sonra gol bulup, rakibini ve dünyayı şoka sokuyor, mucizevi bir maça imza atıyor Türkler…

Viyana adeta yeniden kuşatılıyor ay yıldızlılarımız tarafından  ve bu sefer fetholunuyor.

Ama bu fetih öyle bir kendinden geçişle oluyor ki, son saniyelerde bunu nasıl yaptıklarını futbolcularımızın kendileri de bilmiyor .

Sadece bildikleri bir şey var:

Çıkıp yürekleriyle oynuyorlar, inanmışlıklarıyla maçları çeviriyorlar.

Ve “geri dönüşün kralları” ünvanını fazlasıyla hak ediyorlar.

Türkler, Avrupalılar için “bilinemez ve tahmin edilemez” oldukları için, başka bir dünyanın insanları oldukları için yüzlerce yıl Avrupa’da at koşturmuşlardı.

Onlardan farklı düşünüyorlardı, bir işe sarıldılar mı bütün benliklerini ona veriyorlardı, kendinden geçercesine.

Aslında bu şampiyonada olan da bu!

Türkler, Türk gibi davranıyorlar, Türk gibi oynuyorlar futbolu.

Plansız, hesapsız, yürekleriyle koşuyorlar kupaya…

Bundan yüzlerce yıl önce yaptıkları gibi..

Taa ötelerden gelmiş gibi…

Yeniden ve aşkla sarılıyorlar maça…

Doksan dakika değil doksan yıl geçse de hiç tükenmeyecek bir enerjiyle oynuyorlar…

Bu yazım yayınlandıktan sonra Almanlarla, Türk futbol tarihinin en önemli maçına çıkacağız.

Umarım aynı başarıyı tekrarlarlar, Almanları da evlerine eli boş gönderirler.

Bu olmayacak, belki de kaybedeceğiz, ama sahadaki on bir aslan yürekli Türk’e bize eski zamanları hatırlattıkları için teşekkür edeceğiz, onları alınlarından öpeceğiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim