• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Bu Para İle Neler Alınır

Ufuk Karadavut

Bu paradan kastedilen miktar yedi yüz bin Türk Lirasıdır. Hani Eski Bakanlardan Zafer Çağlayanın aldığı saatin parasından bahsediyorum. Ne özelliği vardır ve neden yapılmıştır aslında merak etmiyor değilim. Ama kolumdaki 20 liralık saate bakınca eminim çok farklıklar vardır diye düşünüyorum. Ama bildiğim kolumdaki saati ben aldım ve helal para ile aldım. Buna eminim. Tabi her koyun kendi bacağından asılacağı için söylenecek bir şey yok denilebilir. Ama aslında var. Ben sıradan bir vatandaşım. Ancak söz konusu olan kişinin bakanlık geçmişi var. Bu nedenle boş ver diyemeyeceğimiz bir durum oluşmuştur. 
    Adı geçen eski bakan mecliste yaptığı konuşmada saatin reklamını bir gazetede gördüğünü, çok beğendiğini ve fiyatını da uygun bularak sipariş ettiğini ifade ediyor. Siparişi yaparken yanında tesadüfen adı hemen her yerde geçen Rıza Zarraf denen kişinin var olduğunu ve Avrupa’da bürolarının olduğunu ve kargo parası vermemek için isteseniz bizim elemanlar alsın ve size göndersinler demiş. 700 bin lira’yı nakit olarak veren kişi 100 liralık kargodan niye sakınır anlamak oldukça zor. Ama varsayalım ki anladık. Ama asıl sorun bu değil. Bakan saatin faturasını gösteriyor. Kendi adına olmayan faturayı gösterirken de garanti belgesi benim adıma diyor. Buraya kadar he şey iyi. 
Ancak saat firması yetkilileri bakanın açıklamalarından hemen sonra bir açıklama yapıyorlar. "Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor" diyen Ç;ağlayan'ın açıklamalarını yalanlayan firma yetkilileri, "Garanti belgesi, kişiye özel değil saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır" açıklaması yapılıyor. Yani bakanın açıklamalarının tam tersi. Bu da yetmiyor; Gazete ilanı vermediklerini belirten firma yetkilileri "Özel bir saat ürettiğimiz zaman bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz" diyorlar. Yani gazetede görülen saat gerçekten görülmediği anlaşılıyor. Ya da gazete diye bakana verilen şeyin aslında gazete değil de bir saat kataloğu olduğu anlaşılıyor. Gazete ve kataloğu ayıramayan bir bakana sahip olmak ise ayrıca bir vahamettir. Tartışma konusu olan 700 bin TL'lik saatinin yasal sınırı aştığı için vergisinin ticari eşya sınıfına girdiği belirtiliyor. Saatin İsviçre’deki KDV iadesi (tax free) 56 bin lira. Türkiye gümrüğünde ödenmesi gereken vergisi ise 126 bin TL. Bunun ödendiğine aslında inanmıyorum. Ama yetkililerin buna da bir açıklama yapacaklarına eminim. 
Peki, bu para ile ne yapılabilir. Yani bir kişi sadece bir saat için 700 bin lirayı gözden çıkarabiliyorsa bakanlıktan neler kazanıyordur acaba. Gerçekten merak edilecek bir konudur. Bu para asgari ücret alan yaklaşık 1100 kişin bir aylık maaşı demektir. Tam tersinden okunduğunda 1100 kişi 1 ay çalışırsa bu saati ancak alabilecek. Elbette kargo ücreti hariç. Bunlar sadece bilinenler. Bilinmeyenler neler var onu da Allah bilir. Allaha havale ediyoruz. Çünkü “Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Tegabün Suresi, 4), “Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir. (Mülk Suresi, 13-14).
Peygamberimizin, zekat toplamak için gönderdiği bir memurun, dönüşünde:
Bu sizindir, şu da bana verilen hediyedir demesine Rasûlüllah (s.a.s) kızmış ve "Eğer doğru söylüyorsan, (git) anne-babanın evinde otur ve bu hediyeler sana gelsin, görelim" buyurmuştur. Hediyelerin alınmasına kesin olarak yasak getirmiştir. Benzer örnekler tarihimizde çok sayıda vardır. Ancak bütün bunların yanında bizleri asıl üzen şey ise halktaki yansımasıdır. Köy gezilerimiz sırasında bu olaylar konuşulurken bir vatandaşımız şu sözleri sarfetti “Olsun hocam daha önce gâvurlar yiyordu şimdi ise bizim Müslümanlar yiyor. Niye kızıyorsunuz. Yiyebiliyorsa helal olsun…”. Aslında söylenen bu sözler, bu ülkedeki Müslümanlığın ve Müslüman anlayışın ne hale geldiğinin de bir göstergesidir. 
“Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları işbaşındakilere rüşvet olarak vermeyin.” "Rasulullah (SAV); hükümde rüşvet alan ve rüşvet veren [ve aracılık eden] kimseyi lanetlemiştir."

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ty
13 Mayıs 2014 Salı 11:49
11:49
fatura dökümanlarını da yayınlasana
95.0.67.2
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim