• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Konya 9 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

Bu mektup Mustafa Kabakçı’ya

Zeki Oğuz

Bu mektup milletvekilimiz Mustafa Kabakçı’ya

 

 

Değerli okurlarım.

Göçer Yörüklerin sorunlarını dile getiren bir haber yazı yazmıştım. Memleket bu yazıyı 6 Mayıs günü “milletvekili ve bürokratlara açık çağrı: Bu çığlığı duyun! başlığı ile manşetten yayımlamıştı.

Ne yazık ki bu çığlığı milletvekilimiz Mustafa Kabakçı’dan başka duyan olmadı. Sayın Kabakçı ile telefonda iki kere görüştüm. Kendisi konu ile ilgileneceğini belirtti.

 

İlgileneceğine de inanıyorum. Kendisinin yoğun işleri, benim gezginliğim yüzünden gönderemediğim aşağıdaki mektubu köşemde yayımlamayı uygun buldum. Görüşebilseydik elden verecektim. Böyle daha iyi olur öteki duyarsızların kafalarına kakma fırsatım olur diye düşündüm.

 

Sayın Vekilim;

Göçerlik, bu topraklara gelişimizden bu yana süregelen bir yaşam biçimi.

Günümüzde göçer yaşamı sürdüren yaklaşık 200 kadar aile kaldı.

Bunlar kış aylarında Gazipaşa, Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar ve Silifke taraflarında kışlıyor, nisan ayından itibaren yaylalara göçmeye başlıyorlar.

Mut-Ermenek üzerinden Toros yaylalarına çıkan göçerler ,Taşkent’ten Seydişehir’e kadar geniş bir bölgede eğleşerek güz aylarında kışlaklarına dönüyorlar.

 

Göçerliğe son vermek için 90 kadar aile Karaman’a yerleştirildi ama plansız programsız bir yerleştirme olduğu için hepsi perişan. İşsizlikten yakınıyorlar. Yaşlı bir Yörük alışamadığı için evinin yanı başına kurduğu çadırda kalıyor. Yine görüştüğüm yaşlı bir Yörük “Dağları özledim ama lakin artık teker kırık” diyor.

 

Atlas Dergisi ve bazı dernekler göçerler için “Bırakın Yürüsünler” kampanyası açtı.

Devlet bu insanları iskan etmekte kesin kararlı.

Bunun için 18 Ocak’ta Yörüklerle Aydıncık’ta bir toplantı yapıldı. Bu toplantıdan sonra oraları dolaştım. İlçe Tarım Müdürlüğü’nün elemanları ile yapılan anketlere katıldım. Gördüğüm şu: Bu insanlar iskan edilecek ama devletin kesinleşmiş bir planı ve programı yok.

Bu insanlar belli yol güzergâhlarından gidip geliyorlar. Nisan ayı sonunda Ermenek civarında üç gün ben de yürüdüm onlarla. Yolboyunca hiçbir şeye zarar vermemek için titiz davranıyorlar.

Buna rağmen göç yolu boyunca ve yaylada bu insanlar kimi yerde orman şeflerinin, kimi yerde jandarmanın baskısına uğruyor. Muhtarlar ise ayrı bir dert.

 

Yıllardır Taşkent yöresinde yaylaya çıkan bir Yörük, üç yıldır kaldığı yaylaya sokulmadığı için zor durumda kalmış, başka bir yayla aramak için kapısını çalmadığı muhtarlık kalmamıştır.

İskân olayı gerçekleşinceye kadar bu insanlara biraz daha insaflı davranılması için çevre ve Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileriyle görüştüm. Bu konuda çok katı bir tutumları var ve “Bakanımızın kesin emri var” diye kestirip atıyorlar.

 

Bu insanları aborcinlere benzetiyorum ama aborcinler bile koruma altında.

Yörüklük bana göre kültürel bir olay. Ürettikleri ile ekonomiye de katıkları var. Bu insanlara daha bir insanca yaklaşım gerek. Ocak ayında Aydıncık’ta Yörük obalarını gezerken şunu gördüm. Hepsi tedirgin ve gelecekleri ile ilgili kaygı içindeler. Devlete karşı bir kırgınlık, burukluk var.

Bu konuda gerekeni yapacağınıza inanıyor, saygılarımı sunuyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ali Işık
30 Mayıs 2008 Cuma 22:43
Bir Kültürü Öldürmek
Yörüklerin son bakiyelerini yerleşik hayata zorlamak bir kültürü katletmektir aslında. Devletin görevi yaşatmaktır oysa. Yörük kültürünü yaşatmak adına devletimiz bu fedakâr, cefakâr insanları iskan etmek fikrinden behemahal vazgeçip bu kültürü yaşatmaları için onları teşvik etmelidir.
88.224.245.125
Ahmet Kuş
29 Mayıs 2008 Perşembe 17:10
Bırakın yürüsünler...
Sanki Yörükler zorunlu olarak iskan edildiği zaman ormanlar ve meralar kurtulacak... Zaten herşeyi yasak edip memleketin renklerini soldurdunuz, bari bırakında son kalan 200 yörük ailesi bu geleneği yaşatsın. Meraları ve ormanları her türlü felaketten korudunuz da bir tek yörüklerin keçileri mi kaldı? Sonra yörükler ve besledikleri keçi sayısında azalma oldu da orman varlığımız arttı mı? Bildiğim kadarıyla bilinçsiz ve kasıtlı orman yangınlarının ormanlarımıza verdiği zararı şimdiye kadar hiç bir şey vermedi. Yörükler doğa dostu, insan dostu kendi halinde kişilerdir. Onların göç etmeleri köylerden, meralardan, ormanlardan ve hazine arazilerinden geçmeleri hiç kimseye bir zarar vermez. Eskiden biz tahammülü çok geniş bir millettik, oysa şimdi bırakın komşularımıza ve akrabalarımıza köyümüzden geçenlere bile tahammül edemiyoruz. İskan kesinlikle bir çözüm değildir. Yörük köylerini dolaşıp iskan edilen yörüklerin dertlerini bir dinleyin bakalım, hayatlarından memnunlar mı? Toroslarda kalan son yörükler şartlar ne olursa olsun yürümeye devam etmelidir... İnanın 200 ailenin özgürce dağlarda, ovalarda, yaylalarda ve ormanlarda dolaşması bu memlekete hiç bir zarar vermez. Bu arada köy muhtarlarının ve güvenlik görevlilerinin tutumu ise meselenin çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Ama bu iki yüz aileden artık ben bu göçebe hayattan bıktım, çoluk çoçuğumun istikbali için bir yere yerleşmek istiyorum diyenler varsa, durum o zaman başka... Devlet bu ailelere sahip çıkıp yer ve iş imkanı vermelidir. Tercih tamamen kendilerinin fakat anladığım kadarıyla devletini ve milletini seven bu çalışkan insanlar bu zor günlerinde devleti yanlarında görmek istiyorlar...
88.254.7.9
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim