• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -6 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Borç yiğidin kamçısı mı?-2

Ufuk Karadavut

Geçen haftaki yazımızda ülke genelinde yaşayan insanlarımızın kişisel borçlarını değerlendirmiştik. Bu haftaki yazımızda ise Devlet olarak borçlarımıza değinmek istiyorum. Çünkü göz ardı edilen ama oldukça önemli konulardan birisidir. Nedense gündeme gelmemesi için özel bir gayret gösteriliyor. Bize gösterilen çok güzel bir manzara resmidir. Bize lazım olan manzara resmi değil gerçeklerin kendisidir.  Gerçek olan ise ülkemizin toplam borcunun her geçen gün arttığıdır. Hatırlarsanız üst düzey bir devlet yöneticisi “borç yiğidin kamçısıdır, gerekirse elbet borç alacağız” demişti. Gerçektende borçlandıkça borçlanıldı. Normal şartlarda bu kadar iç ve dış borç ile ülkenin ayakta durması oldukça zor bir iş. Ama kaynağı belli olmayan (!) sıcak paranın sayesinde sürdürülebilir bir hale geldiği ifade ediliyor. Yani sıcak para çekip gitse o zaman batacağız gibi gözüküyor.

Şimdi gelelim borç durumuna. Türkiye'nin dış borç yükü, son 5 yılda yüzde 70,9 artış göstererek, 169 milyar 872 milyon dolardan, 290 milyar 350 milyon dolara yükselmiş. Diğer bir deyişle sırtımıza vurulan kamçı (!) kalınlaştıkça kalınlaşmış. Burada şunu açıklamakta fayda var. Dış borç derken bu sadece devlet kanalı ile alınan borçları kapsamamaktadır. Ülke içinde bazı belediye gibi kuruluşlar ile bazı özel sektör firmaları bulunmaktadır. Hazine Müsteşarlığının verilerine göre, 2005-2010 döneminde Türkiye'nin dış borç yükündeki artışta özel sektör etkili olmuş. 2005 sonunda, 84 milyar 35 milyon dolar dış borcu olan özel sektörün borç tutarı, 2010 yılı sonunda 189 milyar 601 milyon dolara ulaşmış. Özel sektör borçları, oransal olarak yüzde 125.6, parasal olarak da 105 milyar 566 milyon dolar artış göstermiş. Buna karşılık, 2005 sonunda 70 milyar 411 milyon dolar olan kamunun toplam dış borcu, yüzde 26,3 oranında artarak 2010 yılı sonunda 88 milyar 923 milyon dolara çıktı. Bu şekilde kamunun dış borçlarında 18 milyar 512 milyon dolarlık artış meydana gelmiş.

Belediyeleri belki bir noktaya kadar anlayabiliyoruz da özel sektörden kim kastediliyor pek açık değil. Bu özel sektörü kim belirliyor o da belli değil. Özel sektör dışarıdan borç alırken yurt dışından kredi verenler hazine garantisi istiyor. Eğer bu firma borcunu zamanında ödemezse borç devletin üzerine kalıyor. Genelde de borç ödenmediği için borcu hep halk ödüyor. Bu süreçte, kısa vadeli borçlar yüzde 105,4 artışla 38 milyar 283 milyon dolardan, 78 milyar 641 milyon dolara yükselirken, uzun vadeli dış borçlardaki artış ise yüzde 60,9 olarak belirlenmiş. 5 yıllık süreçte uzun vadeli dış borçlar 131 milyar 589 milyon dolardan, 211 milyar 709 milyon dolara çıkmış.

İç borç miktarına baktığımızda iç borçlanmanın dış borca göre daha kötü olduğunu görüyoruz. Devletin toplam iç borç miktarı 228 milyar TL’ye ulaşmış. İç borç ise özellikle devletin ve bağlı kurumların ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla bankalardan almış oldukları borçları kapsamaktadır. İç borçlanmanın da artarak devam ettiğini biliyoruz. Bu durumda ülkemizin toplam borcu 500 milyar TL civarındadır. Yani oldukça vahimdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 2002 yılına kadar alınan toplam borcun çok üzerinde borç son 8 yılda alınmıştır.

Hangi devlet olursa olsun toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla giderlerini tespit etmek ve gelirleri ile giderlerini denkleştirmekle yükümlüdür. Bunun için de bir bütçe oluşturulur. Kamu gelirleri kamu harcamalarını karşılamak amacıyla toplanır. Kamu kesimi harcamalarının olağan gelirlerle karşılanamaması sonucunda bütçe açık vermekte bu açığın finanse edilebilmesi için yeni kaynaklara gereksinim duymaktadır. Eğer bu açık kısa vadede başka kaynaklardan karşılanamaz ise borçlanmaya gidilmektedir. Hatta bazen devlet elinde mal varlıklarını satarak açığı bu şekilde kapatmaya gayret eder.Bu da olmazsa içerden veya dışarıdan uygun faiz ve ödeme seçeneklerinde borç bulmaya çalışır. Bunlar eğer işinizi bilirseniz gayet doğal şeylerdir. Ama ipin ucunu kaçırırsanız da ülkeyi uçuruma götürür. Türkiye hem içeriden hem de dışarıdan borç alıyor. Aynı zamanda devlete ait büyük küçük ne kadar mal varlığı varsa satıyoruz. Ama yinede borçlarımız arttı. Bütçedeki faiz dışı fazla borç faizi ödemeye gidiyor. Borç ala ala artık tamamen dışa bağımlı hale geldik. Ekonomi o kadar kötü durumda ki, politik gelişmelere bile duyarlılığını kaybetti. Artık ani değişimler ekonomiyi etkilemiyor. Böyle giderse başta devletin satacak bir şeyi kalmayacak ve sonuçta bağımsızlık ve egemenlik gitmiş olacak. Rakamlar bize bunu söylüyor. Ama rakamları halka sunanlar makyajını çok iyi yaptığı için Türkiye Cumhuriyetinin en kötü ekonomik yapısını ayak üzerinde alkışlıyor. Yazık oluyor bu ülkeye, hem de çok yazık… 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim