• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Bizim tarım ve AB

Ufuk Karadavut

Tarım ve hayvancılık ülkemizde artık bitme noktasına doğru hızla yaklaşırken, ne kadar iyi temennilerde bulunursak bulunalım gerçeği bir türlü gizleyemiyoruz. Yıllardan beridir yapılan bütün teşviklerde küçük işletmelerin kapanarak daha büyük işletmelerin kurulması desteklenmiştir. Ama aslında tamda bunun tersinin yapılmasının daha sağlıklı olduğu gerçeği hep göz ardı edildi. Büyük işletmeleri yönetmek ve kontrol altında tutma isteği hükümetleri her zaman cezp etmiştir. Ama gelinen noktada bunun pekte gerçekçi olmadığı anlaşılmaktadır. U söylediklerimizi teyit eder nitelikte Avrupa Birliğinde da yetkili ağızlar tarafından çok sayıda açıklamalar yapılmaktadır. İşimize gelen açıklamayı memnuniyetle bütün televizyon kanallarında gösterirken, işimize gelmeyenleri ise gizlemekte çok başarılıyız. Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal kalkınma Komisyonu başkanlığına yakın zamanda Romanyalı biri geldi. İsmi Dacian Cioloş. Bu kişi göreve başladığı ilk günden beri küçük tarım işletmelerinin önemini vurgulayan ve küçük tarım işletmelerini destekleyici açıklamaları ile Avrupa Birliğinin görülerinin tersine görüşlerini belirtmekte ısrarlı davranmaktadır. Çünkü özellikle önceki başkanlar sonuna kadar liberalleşme düşüncesine sahiptiler. Ama bu düşüncenin tam olarak doğru olmadığı ve sonuna kadar liberalleşmenin tarımı bitirebileceği tedirginliği ön plana çıkmaya başlamıştır.

Avrupa Birliğince hazırlanan Ortak Tarım Politikası reformu ile 2013 sonrası politikaların beklenenden biraz daha fazla, küçük aile tipi işletmeciliğe değinmektedir. Günümüzde küreselleşmenin de etkisiyle Türkiye'de dâhil pek çok "pazar" haline getirilmiş ülkede ise "büyük işletme iyidir" yanlış algısı yerleştirilmiştir. Tarımla ilgili yorum yapma yetisini kendinde gören herkesin diline düşürülmüş ve hatta ezberletilmiştir. Yalan yanlış pek çok değerlendirme ve yorum yapılarak milletin kafası iyiden iyiye karıştırılmıştır.

Dacian Cioloş geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu'nun Romanya'da düzenlediği - - “AB'de Yarı-geçimlik Çiftçilik: Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri" isimli Konferansta açılış konuşması yapmıştır. Bu konuşmada dikkat çekici ifadeler kullanan Komisyon Başkanı'nın bu sözleri aşağıda aynen verilmiştir:

- Avrupa Birliği'nde 4,5 milyondan fazla yarı-geçimlik çiftlik bulunmaktadır. Bu değere geçimlik (zatî) işletmeleri de eklersek toplam 11 milyon çiftlik etmektedir. Bugün burada bizden, genel olarak kendilerinin ve küçük ve/veya aile işletmeleri ve küçük ölçekli üreticilerin gelecekleri hakkında olumlu bir işaret almayı bekleyen ve bu çiftliklerde çalışan ve hayatlarını idame ettirmek için bu çiftliklere bağımlı milyonlarca insan bulunmaktadır. AB içerisinde bugün bulunduğumuz bu şehirde de olduğu gibi sadece ekonomik anlamda değil fakat sosyal, çevresel, kırsal yaşam ve bilinç ile geleneklerimizin koruyuculuğunu yapan pek çok küçük işletme bizler için hayati önem taşımaktadır.

- Çiftlik sayısını azaltmak tarım sektörünün yeniden yapılandırılması ve tarımdaki ekonomik performansı arttırmada başarı için bir önkoşul değildir. Sürecin bir parçası olabilir ama ne gereklidir ne de yeterlidir. Çiftlik sayısını azaltmak kendi başına bir amaç olmamalıdır. Çiftliklerin yapısı geliştirilen kalkınma modellerine bağlıdır ki bu da neticede tarımsal gıda tüketiminin yapısına bağlıdır. Bir çiftlik büyük olduğu zaman mutlaka rekabet edebilir diye bir koşul yoktur. Rekabet edebilirlik çiftlikten çıkan ürünlerin katma değerini arttırarak da elde edilebilir. Küçük ölçekli üreticilere alternatif sunulmadığı zaman, ortaya çıkacak sonuçlar açıktır: işlenmeyen araziler ve kırsal alanların boşalması. Yarı-geçimlik çiftliklerin alternatifsiz bırakılarak sektörden çıkartılması büyük çiftliklerin rekabet şansını arttırmaz...

2013 sonrası ortak Tarım Politikasında göz önünde bulundurulması gereken önemli bazı noktalara değinmek istiyorum.

1. Avrupa'daki politikalar büyük veya küçük ölçekli, dağdaki veya ovadaki, kuzey veya güneydeki tüm işletmelerin pazara girişini kolaylaştırmalıdır.

2. Ekonomik anlamda rekabet edebilirlik sadece büyüklükle ilgili değildir. İyi düzenlenmiş bir piyasada rekabet üretim yapılarındaki çeşitlilikle de sağlanabilir. Özel üretim koşullarında küçük çiftlikler de kendilerine özellikle yerel ve bölgesel pazarlarda, katma değeri yüksek, kaliteli ve geleneksel ürünlerle yer bulabilirler.

3. Yarı-geçimlik işletmeler pazara yönelik üretim yapma anlamında bir köprü görevi görmektedirler. Bu işletmelere gelecekleri hakkında karar vermek için fırsat tanımak ise bizlerin görevidir. ..."

Avrupa genelinde küçük ölçekli, aile işletmelerine ve bu işletmelerde yetişen geleneksel ve özel ürünlere bir dönüş bulunmaktadır. Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu ve ülkeyi en önemli hayvansal protein kaynaklarında dışa bağımlı bir hale getirmiş bu zihniyetten kurtulup, bir an önce AB ve ABD gibi dünyadaki tarımsal üretimde en üst sıralarda yerini alan ülkelerin dediğini değil yapması gerekeni yapmalıdır.

Konuşmanın aslına şu kaynaktan ulaşabilirsiniz;

http://ec.europa.eu/commission_2010-2014/ciolos/headlines/speeches/2010/10/20101014_en.htm

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim