• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Biz neyiz?

Ufuk Karadavut

Geçtiğimiz günlerde bir ermeni gazetesinin yazarı öldürüldü. Nasıl ve ne şekilde öldürüldüğü konusunda etkili ve yetkili kişiler gerekli gördükleri araştırmaları ve soruşturmaları yapıyorlar. Ancak burada dikkatlerden kaçmayan daha olay duyulur duyulmaz bazı çevrelerin Türk milletini hedef göstererek suçlamaları idi. Hatta öyle bir noktaya geldi ki, Türk kelimesinin söylenmesi yakında ağır suç sayılırsa şaşmayın diyeceğim. Gidişat o yönde. Siyasi olduğu her halinden anlaşılan bir cinayetin tetikçisine ya da birinci yönlendiricisine bakarak olaydan hemen birilerini sorumlu tutmak eğer bilinçli yapılıyorsa ahlaksızlık, bilinçli yapılmıyorsa tuzağa düşmektir. Rahmetli olan Attila İlhan ‘Türkler yaratıldığından bu güne kadar her dönemde % 10’luk bir hain potansiyeline sahip olmuşlardır’ diyordu. Hatta ölmeden önceki bir televizyon programında ‘Bu oran biraz daha artmış gözüküyor’ diyordu. Son gelişmelere bakıldığında bunun biraz değil epeyce arttığı gözleniyor.

Sabah bir uyandık baktık ki hepimiz ermeni olmuşuz. Hepimiz Ermeni’yiz diye bağıran bir sürü kişi sokaklarda yürüyüp, Türkiye Cumhuriyetinin kalbi olan İstanbul’u inletiyorlar. Bunların hepsinin ermeni olduğunu düşünmeyin sakın. Türkiye’yi ve Türkleri sevmeyen hatta nefret eden vatan hainlerinin de bu yürüyüşe katıldığı ifade ediliyor. Bunu bahane ederek kinlerini kusmuş oluyorlar. ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ aslında bir suç unsuru olmalı. Bazı uzmanlar bu sözün anayasanın 301. maddesine göre açık bir şekilde suç unsuru teşkil ettiğini ifade etmektedirler. Sayın etkili ve yetkili kişiler bunu dikkate almalı ve eğer almayan varsa da ben suç duyurusunda bulunuyorum. Ölüm olayını protesto etmek için ellerine Atatürk resmi ve Türk bayrağı alarak gruba katılmak isteyenleri, ‘Türk bayrağı ve Atatürk resmi göstericileri tahrik ediyor’ diyerek bayrağı ve resmi zorla indirtmişler. Bu basına da yansıdı zaten. Yürüyüş yapanların zihniyetlerini anlatan çok iyi bir örnek.

Geçtiğimiz günlerde ilginç bir yazı okudum. Yazarı bilinmiyor. Sanal alemde bu tür yazıları fazlasıyla bulmak mümkün. Konu ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ sloganı ile ilgiliydi. İstanbul’da herkesin çok iyi tanıdığı bir travesti öldürülse cenaze töreninde ‘Hepimiz travestiyiz’ mi denilecek? Ya da yine herkesin tanıdığı bir dansöz öldürülse ‘Hepimiz dansözüz’ mü denilecek? Bu şekilde daha farklı şeyler de yazıyordu. Aslında sizler de bu tür şeyleri çoğaltabilirsiniz. Her ölenle bizler kimliğimizi mi değiştireceğiz? Peki biz kimiz? Biz neyiz? Allah aşkına bir düşünün ve kendinizi sorgulayın. Hemen her gün kimlik değiştiren biri misiniz? Yoksa bu birilerinin size iftirası mı?

Türk milletinin kendine özgü yapısı ve özellikleri var. Hassasiyetleri vardır. Bunu bu toplumda yaşayan ya da bu toplum üzerinde araştırma yapan her kes iyi kötü bilir. Sokağa çıkıp birinin anasına, atasına ve karısına fikir özgürlüğü var diye küfür edemezsiniz. Aynı şekilde fikir özgürlüğünü bahane ederek milletimize maddi ve manevi değerlerimize sövülmesine de tahammül edilemez. Bunun çevremizde konuştuğumuz insanlardan anlayabiliyoruz. Bu tür davranışlar içten içe şiddetli bir şekilde tepki çekiyor.

Geçenlerde bir arkadaşımız ‘Birleştirici olmak lazım. Aynı toplumda yaşıyoruz. Türk olmayanları reddetmemeliyiz’ diyordu. Ben de şu şekilde cevap verdim. ‘Biz tarih boyunca böyle bir ayrım ve reddiyecilik yapmadık. Eğer yapmış olsaydık dedelerimiz Selçuklular ya da Osmanlılar zamanında yapacağımızı yapar ve bu günlere onların tozu bile kalmazdı’ dedim. Arkadaş düşününce bana hak verdiğini ifade etti. Müslüman Türkler asla ayrımcılık yapmamışlar ve daima birleştirici olmuşlardır. Tarih bunun en iyi şahididir. Ama her ne zaman Türk devleti ve milleti zayıflamış ya da bazı badireler başına gelmişse hemen bu tür zavallı kafalar ayrımcılık yapmaya başlamışlardır. Asıl ayrımcılığı yapanlar Türk olmayanlar ve Türk milletini sevmeyenlerdir. Hemen her türlü imkânı ellerinde bulunduran bu insanlar milletimizi kolayca yönlendirebileceklerini sanıyor ve bu konuda hemen her türlü çalışmayı yapıyorlar. ‘Bunda başarılı oluyorlar mı?’ diye sorarsanız cevabı da siz düşünün derim.

Bu arada ölüm olayı ile ortalık toz duman iken meclisten ilginç bir yasa çıktı. Sayın Arslan Bulut’un köşesinde bildirdiğine göre bu yasa ile çıkarılan petrolün, petrol oranına göre yüzde 2 ila yüzde 12 arasında değişen oranlarda Devlet pay alacak. Geri kalan yüzde 88 ila yüzde 98’lik kısmı ise petrolü çıkaran şirketin olacak. ‘Dünyayı kana bulamaktan çekinmeyen, Ortadoğu’da milyonlarca insanın katledilmesine sebep olan petrol şirketleri için ne Hrant Dink’in bir önemi var ne de sanık Ogün Samast’ın. Ne devrimcilerin bir değeri var ne ülkücülerin ne de İslamcıların. Onların barış içinde yaşamaları değil birbirleriyle çatışmaları halinde değerleri artıyor. O zaman çok değerli oluyorlar’.

Konuyu fazla dağıtmadan son olarak sayın Ali Coşkun’un bir toplantıda yapmış olduğu konuşmayı şu şekilde sonlandırdığını gördüm ve oldukça hoşuma gitti. Ben de yazımı bu cümle ile bitiriyorum. ‘Elhamdülillah Müslüman’ım ve ne mutlu ki Türk’üm.’

Büyükşehir Belediye Hastanesi Yetkililerine Önemli Bir Not: Geçtiğimiz hafta sonu bir yakınımızın fenalaşması sonucu hemen Devlet hastanesinin acil servisine götürdük. Ancak önümüzde yaklaşık 30 kişi olunca bekleyemedik. Hemence oradan ayrılıp başka hastaneye gidelim dedik. Bir Türk devletinin adını taşıyan hastaneye ‘Seçkin hastalar’ istediğini duyduğum için oraya hiç gitmek istemedim. Belediye hastanesine gittim. Acil servisine girdim. Pratisyen hekim geldi ve muayenesini yaptı. Uzman doktora ihtiyaç olduğunu ifade etti. Uzmanı aradılar. Uzman hastanede yoktu. Pratisyen arkadaş “Biz tahlilleri yapalım sonra uzmana bir şekilde gösteririz” dedi. Ben de kabul ettim. Ancak tam 15 dakika benden ne kadar fark alacaklarını tartıştılar. En sonunda kızdım “Kardeşim kadıncağız ölmek üzere baygın yatıyor, siz burada fark miktarını hesaplamaya çalışıyorsunuz, bunun bir standardı yok mu?” dedim. Ancak hala bana liste göstermeye kalkınca kızgınlıkla çıkıp başka hastaneye gittim. Ama sonuçta şunu gördüm ki, Büyükşehir Belediye Hastanesi diğer servisleri de acil servisi gibi ise vay haline.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim