• BIST 105.400
  • Altın 147,246
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1886
  • Konya 32 °C
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı

Bitmeyen Kur’ân sofrası

Ali Akpınar

Yüce Allah, Hz. Musa peygambere ilahî bir sofra indirdi. Bu sofrada men ve selva, helva ve bıldırcın eti vardı. O sofradan nasibi olanlar yedi, kimisi de onu beğenmedi, soğan sarımsak, mercimek acur istedi. Nihayet o sofra Hz. Musa aleyhisselam dönemi ve kavminden bir grupla sınırlı idi. Sonunda o sofra kaldırıldı.

Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, «Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin» dedik. Onlar bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.

Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, 'bağışla!' deyin, biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız demiştik.

Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azap indirdik.

Musa, milleti için su aramıştı; «Asanla tasa vur» dedik; ondan oniki pınar fışkırdı herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin demiştiniz de, «Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek işitiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır» demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı. (2/57-61)

Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Milleti Musa'dan su isteyince ona: « Asanla tasa vur» diye bildirdik; ondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Bulutla üzerlerine gölge yaptık onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, «Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin» dedik. Onlar, karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulüm ediyorlardı. (7/69)

Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vaadettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı hak etmeyesiniz. Gazabımı hak eden kimse muhakkak mahvolur. (20/80-81)

Havarileri, Hz. İsa’dan da ilahî bir sofra istedi. Hz. İsa, önce buna karşı çıktı, sonra onları ikna etmek için bir sofra istedi, Rabbi de gökten ona bir sofra indirdi. O sofradan da yiyen yedi, yemeyen yemedi, nihayet süreli ve sınırlı olan o sofrada kaldırıldı.

Havariler, «Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?» demişlerdi de, «İnanıyorsanız Allah'tan sakının» demişti.

Ondan yemeyi, kalplerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahit olmayı istiyoruz dediler.

Meryem oğlu İsa, «Allah'ım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın» dedi.

Allah, «Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azap etmeyeceğim şekilde ona azap edeceğim» dedi. (5/112-115)

Yüce Rabbimiz, Hz. Muhammed aleyhisselama da bir sofra indirdi. Ancak bu sofranın nimetleri sınırsız ve sayısızdı, süreli de değildi. O sofra da herkese yetecek ve herkesi doyuracak zenginlikte nimet ve hikmet vardı. O sofra, ne sadece Peygamber dönemi insanlarına ve ne de sadece inananlara idi. O sofra kıyamete kadar gelecek olan tüm herkese idi ve herkesi doyuracak özellik ve güzellikteydi. O sofra, nasiplenenlerin doymayacağı bitmez tükenmez hazinelere sahip Kur’ân sofrasıydı. Yüce Allah’ın katından insanlığa gelmiş, Son Peygamberin eliyle ve diliyle insanlığa sunulmuştu. Doğrusu bu Kur’ân Allah'ın kullarına sunduğu bir ziyafet sofrasıdır. O halde gücünüz yettiğince O'nun ziyafetini kabul ediniz." "Her ziyafet sahibi, davetine gelinmesini ister. Allah'ın ziyafeti ise Kur'ân'dır. O halde onu bırakmayın”

Ey o eşsiz sofrayı Hz. Muhammed’in diliyle ve eliyle insanlığa sunan Rabbimiz. Acıkan gönüllerimizi vahiyle doyur, acıkan beyinlerimizi hikmetle doyur, susayan ciğerlerimizi rahmetinle sula. Bizleri davetine icabet edenlerden, o sofranda kendine yer bulanlardan ve manevi gıdalardan kana kana nasiplenenlerden eyle.

Her sabah aç karna kahvaltı sofrasına yahut akşam ziyafet sofrasına kurulur gibi, bu ilahî sofraya buyurmaz mısınız? Ondan nasiplenmek, sindire sindire istifade etmek için!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim