• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Konya 13 °C
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi

Birlik ve dirlik yolu

Ramazan Altıntaş

İslam'ın temel hedefi, hayatın her alanında tevhid aramaktır. Bu nedenle Allah'ın sağlam ve doğru yolunun tek olması; ayrı ayrı metot izleyen Müslüman toplulukların aynı yolda birlikte yürümesine hiçbir şekilde engel değildir. Ama gel-gör ki, İslam ümmetinin ekseriyeti tarafından ehl-i bid’at olarak tanımlanmış hariciliğin "aşırı yoruma dayalı” bakış açısıyla hareket eden itici bir İslam anlayışına sahip gruplar tarafından kimi zaman İslam ahla­kının o güzelim cezbedici ve hoşgörü anlayışı,  ucuz çıkarlar için feda edilebilmektedir. Bu tip illetli çıkışlardan da İslam'ın yayılıp gelişmesi, kitleleşmesi zarar görmektedir.

 

Bir başka açmazlık örneği de bazı Müslüman toplulukların kendi ko­numlarını mensuplarına “fırka-ı nâciye” olarak ilan etmesi, aynı İslam yolunda yürüyen, ama değişik metot izleyen bir başka Müslüman topluluğu geliştirdikleri zihni tasavvur­lara ters düştüğü için ehl-i bid'at olarak dışlamalarıdır. Hâlbuki böylesi çarpık ve dar anlayışın, hoşgörüden yoksun bir hareketin İslami bir tavır olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü böylesi bir üslup birleştirici değil, parçalayıcıdır. Kur'an-ı Kerim’de "ben Müslümanlardanım" diyen bir bireyin istikamet sahibi olmasının gereği şöyle beyan edilir: "Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve Allah'a ortak koşanlardan olmayın (O, ortak koşanlar ki) dinlerini parçaladı­lar ve bölük bölük oldular. Her hizip kendi yanındakiyle sevinip övünmek­tedir.” (er-Rum 30/30-32).  Maalesef bugün Müslümanlar, ağyara tanıdıkları hoşgörü anlayışını kendilerine çok görüyorlar. Bugünkü İslam dünyasının parçalanmışlığını işte böyle bir zihniyette aramamız gerekir. Şu cümlenin altını çizerek ifade etmek istiyorum ki, bütün İslam sevmezler, Müslümanların tefrika kaynaklı bölünmüşlüğünden azami derecede istifade edeceklerdir, etmektedirler. Bunun en bariz acı örnekleri Irak, Pakistan ve Filistin’de yaşanmaktadır. Hiçbir görüş farklılığı Müslümanların birbirlerini kıyıma uğratmalarını meşrulaştıramaz.  

 

Öte yandan İslam dünyasının dağılmışlığının bir başka nedeni de zihin tekelciliğidir. Zira Kur'an cadde­sinde olmak şartıyla; yürüyüşü, metodu ve anlayışı ne olursa olsun, bütün mü'minler birbiri­nin kardeşidir. Dolayısıyla aynı caddede olmak şartıyla -mecazi anlamda- ister bisikletle, ister otomobille, iste kamyonetle vb. her mü'min yürüme hakkına sahiptir. Bu yolu trafiğe kapama hakkına hiç kimse sahip değildir.  Çağımızın mücadeleci bir âliminin ifadesiyle, bizim yolumuz ve metodumuz en doğru demek, diğerlerine o yolu kapatmak anlamına gelir. İşin doğrusu, bir Müslüman bizim metodumuz haktır diyebilir, ama bizim metodumuz ehaktır diyemez. Her muvahhit Müslüman, sadece kendi grubunu ve cemaatini ehl-i tevhid olarak gören grup ve anlayışlara "Müslümanların Allah'a en yakın olanları selamı önce verenlerdir” Peygamber sözünü hatırlatmaları gerekir. Burada selamdan maksat, Müslümanların birbirlerine iletişim kanallarını kapatmamaları demektir.

İstikametten ayrılmanın ve bölünmenin bir diğer sebebi de Müslüman toplulukların başlarındaki liderleri, hatasız ve masum görmeleridir. Böyle bir inanç beraberinde itikadi sapmayı meydana getirir. Ünlü İslam âlimi, eş-Şatibi'nin belirttiği gibi, kim de kendisi hakkında ismet iddia ederse, peygamberliğini iddia eden yalancının yaptığını yapmış olur.” Aslında hiç kimse doğrudan kendisi hakkında ismet nitelemesi yapmaz, ona aşırı derecede sevgi besleyenler yapar. Çünkü aşırı sevgi gözü kör eder. Böyle bir kimse, aşırı derecede muhabbet duyduğu kimsenin eksik ve kusurlarını göremez olur. Aşırı nefret de gözü kör eder. Kişi, sevmediği kimsenin hep olumsuz taraflarını görür.Bardağın hiç dolu tarafını görmez.  Bunun ikisi de taassup olup, yanlıştır. Ortasını bulmak gerekir. İmâm-ı Gazâli’ye göre, fanatizmi derinleştiren ve Müslümanların istikametten ayrılmasına neden olan hususlar arasında tahkike dayalı bir iman ve İslam anlayışının olmamasıdır.  Bu problemin üstesinden gelmenin yolu, önderlerin kendilerini değil, ortaya koydukları delilleri taklit etmektir. Bu manada Müslüman coğrafyalarda bilgi düzeyi yükseltilmedikçe birlik çevresinde tartışılan sorunlar  var olmaya devam edecektir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim