• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Bir yürüyüşün ardından…

Ufuk Karadavut

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da bir yürüyüş düzenlendi. Kimilerine göre 300 bin, kimilerine göre 500 bin, kimilerine göre ise bir milyona yakın insan katılmış. Bu yürüyüş neden yapıldı, amacı neydi diye herkes kendi kendine sormayı düşünmedi. Ülkenin dört bir tarafından insanlar başkentte yaşayan insanların da desteğini alarak Cumhuriyet değerleri ve laiklik için yürüdüler. Akla gelen ilk şey Sayın Başbakanının Cumhurbaşkanı olmasını istemeyenlerin bir araya gelerek demokratik tepkilerini ortaya koymaları olarak değerlendirildi. Elbette yürüyüş ve gösteri yapmak en demokratik haklardan birsidir. Bunu kimse inkâr edemez.

Biraz daha ilerisini düşünürsek, Cumhurbaşkanlığına Sayın Başbakanın ya da AKP’nin belirleyeceği bir kişinin gelmesi ne kadar meşru ise toplumda bu konuda yaşanan ya da yaşanması istenen karşıtlıkta o derece meşrudur. Bu kadar büyük bir kitleyi bir meydana doldurup onları olaysız bir şekilde yönetmekte oldukça zor bir iş. Gösterinin olaysız geçmesi ülke açısından demokrasi kültürünün yerleşmeye başladığının bir göstergesi olarak değerlendiriyorum.

Bazı kendini bilmezlerin ‘Ordu göreve’ diye afiş asmaları ise kabul edilemez bir nitelik taşımaktaydı. Her zaman için en iyi çözüm demokrasidir. İyi bir alternatif üretemeyenlerin, bir birliktelik gösteremeyenlerin yada fikir tabanı zayıf olan insanların sahip olabileceği bir psikolojidir. Darbe istemek bitme noktasına gelmenin göstergesidir. Ortaya yeni bir fikir yeni kalkınma stratejileri öne sürmek yerine deli dana gibi dolaşıp darbe istemek kimse kusura bakmasın ama ülke için sağlıklı bir istek değildir. Eğer fikriniz farsa çıkıp söyleyin ya da susun. En kötü sivil yönetim bile askeri yönetimden iyidir. Seçimle genlerin seçimle gitmesi en iyi yoldur. Ancak seçimle gelenleri seçimle götürmek için iyi bir örgütlenme, iyi bir alternatif program ve iyi organize olmuş bir beyin takımı ile çalışmalar yapmak gerekiyor. Böyle bir takım hangi partide var bunu bilemiyorum. Ama varsa bunun ön plana çıkarılması daha sağlıklı olabilir.

Yürüyüşe katılanların ağırlıklı görüşleri yada tertip komitesinin onları yönlendiriş biçimleri genelde ‘Laiklik’, ‘Cumhuriyet değerleri’, ‘Atatürk’ gibi değerler üzerinde yoğunlaşmıştı. Bu değerler önemli ama, bu değerler için hangi parti, hangi lider daha da ilerisi hangi Cumhurbaşkanı adayı ile bu işin yapılacağı konusunda hiçbir ip ucu yoktu. Yürüyüş neden yapıldı diye sorarsanız amacı belli olmayan bir haykırış olarak değerlendiririm. Herkes her şey düşünebilir. Ama yüzbinleri ortaya döküp birilerini Ata’ya şikayet etmek yeterli mi?. Hayır asla yeterli değil.  En iyi alternatif nasıl olabiliriz diye gayretin gösterilmesi gerekir. Ama bu konuda maalesef hiçbir gayret yok. Olacağa da benzemiyor. Yürüyüşten sonra ise herkes ‘görevimizi yaptık’ deyip gönül rahatlığı ile evlerine gitti. Yürüyüşe katılanların gönülleri rahattır. Buna gönülden inanıyorum. Ama inanmak istediğim bir konu şu: Bu yürüyüşten ders alması gerekenler acaba ders alabildiler mi? Adam gibi bir araya gelmesi gerektiğini, alternatif fikirler üretmek gerektiğini anlayabildiler mi? Askeri çağırmanın bir çözüm olmayacağını bir an olsun akıllarına getirmediler mi? Çünkü miting alanında ortaya kullanılan pankart, afiş ve sloganlar bu ülkedeki hemen her insanı derinden etkilemesi gerekir. Çünkü herkes bundan bir şeyler çıkarır ve dersini alırsa faydalı olabilir diye düşünüyorum.

Bazıları miting için yorum yaparken ‘bu halkın silkinişidir’ demişler. Gerçekten bir silkiniş midir bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki herkes silkinmelidir. Herkes kendine gelmelidir. Aksi taktirde bu iş böyle devam eder. Herkes kaybeder.

Miting hakkında son olarak şunu söylemek isterim. Keşke bu miting Laiklik yada Cumhurbaşkanlığı için değil de, ülke topraklarının satışına karşı yapılsaydı, ülkenin en büyük tesisleri olan Tüpraş, Erdemir, Telekom satılırken bunlar için yürünseydi. Anayasanın 90. maddesi değiştirilerek AB yasaları TC yasalarının üstüne konulduğunda yapılsaydı. Maden yasasına tepki vermek için yapılsaydı. Günlerdir bizi meşgul eden petrol yasası na tepki gösterilseydi. Bunun devamı çok. Ama bunların hiçbir önemi yokmuş gibi sadece Laiklik ve Cumhuriyet üzerinde duruldu. Ekonomik olarak hiçbir şeyiniz kalmadığın da, topraklarının ve sanayi kuruluşları sizin olmadığında, daha özeti milli hiçbir değeriniz kalmadığında laiklik ne işinize yarayacak, cumhuriyet ne işinize yarayacak. Mustafa Kemal ve bu vatan için canını verenlerin kemiklerini daha fazla sızlatmayın.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim