• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Konya 6 °C
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi

Bir “nesh karşıtlığı” eleştirisi

Murat Kayacan

Nesh, Kur’an ilimlerinde bir hükmün kaldırılıp, yerine yenisinin getirilmesi anlamında kullanılmaktadır. Sonra gelen şeriatın, önceki şeriatları neshettiği konusunda, İslâm alimleri ittifak içindedir; ancak Kur’an ayetleri arasında, böyle bir durumun olup olmadığı tartışmalıdır. Alimlerin çoğuna göre, ayetlerde böyle bir durum söz konusuysa da Kur’an’da nesh olmadığını söyleyen alimlerin sayısı günden güne artmaktadır ve bu, iyi bir gelişmedir. Bu yazıda nesh eleştirisinin yer aldığı Kur’an’ı Anlama Yöntemi[1] adlı eser bağlamında, neshi kabul etmeyen yaklaşımın zaaflarına işaret edilecektir. Değerlendirmelerimiz neshin varlığını kabul ettiğimiz ya da ayetlerin “maksatlarını” göz ardı etmeyi önerdiğimiz şeklinde anlaşılmamalıdır.

Eserde şöyle denilmektedir: “Nisa 43’ün,[2] içkiyi tümden yasaklayan Maide 91[3] ile neshedildiği savunulmuştur. Oysa benzer toplumsal şartlar, o gün olduğu gibi bugün ve gelecekte de geçerlidir.”[4] Bu değerlendirme gayet yerindedir. Ne var ki eserde el kesme cezası ve kadının miras payı konusunda net hükümler içeren ayetler, “maksatçı” olduğu söylenen bir yaklaşımla esnetilmektedir.[5] Nesh yok diye içki yasağının -haklı olarak- evrensel olduğu belirtilirken, başka bir yerde “adına maksatçılık denilerek” açık hükümlerin (kadınlara yarım miras payı ve hırsızın elinin kesilmesi) evrenselliği, adı konulmamış bir tarihselliğe -çünkü yazar eserinde tarihselliği reddettiğini söylemektedir- mahkûm edilmektedir.

“Ayetin, ayetle neshinin uygun bulunmadığı”, eserde şöyle ifade edilmektedir: “Peki, hükmü iptal edildiği varsayılan ayet, Kur’an’da niçin duruyor? Hükümsüz ayetin Kur’an’da işi ne? Madem hükümsüz, o niçin kalkmıyor? Madem kalıyor, neden hükümsüz? Bu türden sorulara verilen cevapların iler tutar hiçbir yanı yoktur.”[6] Eserin yazarının bu güzel ifadelerinin nasıl olup da kadınların miras payı ve hırsızın elinin kesilmesi konusuna gelince buharlaştığını anlamak zordur. Bu durumda neshi kabul edenler ve tarihselciler de yazara şu iki soruyu sorma hakkına sahip olurlar: “Adına ‘maksatçılık’ dediğimizde caiz olan ayetlerin hükmünü kaldırma, adına ‘nesh’ ya da ‘tarihselcilik’ deyince niye caiz olmasın? Her üçü de aynı ‘kapıya’ çıkmıyor mu?” Dikkat çekmek istediğimiz şey, ayetlerin “maksatlarını” yok saymak değil; haklı gerekçelerle yapılan nesh (ve tarihselcilik) karşıtlığının, “maksatçılık” denildiğinde bilerek veya bilmeyerek meşru hale gelemeyeceğidir.

Eserdeki başka bir ifade şöyledir: Kendisi beşer olan bir insan, ne cüretle alemlerin Rabbi Allah’ın bir ayetini hükümsüz ilan edebilir? Nihayetinde neshe verilen tüm örnekler bunu söyleyenlerin kendi görüşleridir. Kur’an’dan bir ayetin hükümün iptal etmek bu kadar kolay mıdır? Kur’an’ın “kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek” (Bakara, 2: 85) dediği şeyi andıran bir durumla karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir.”[7] Bu doğru ifadelerin sahibi; mesele miras paylaşımı ve el kesme cezasına dair ayetlere gelince, nesh değil, “maksatçılık” adına o ayetleri hükümsüz hale getirmektedir. Ayetleri anlamlandırma konusunda yanlış bir yaklaşım (nesh), “maksatçılık” adına yapıldığında doğru bir yaklaşıma dönüşmez.

Muhkem ayetleri, geçersiz kılmak hangi kavram adına yapılırsa yapılsın yanlıştır. Son peygamber, son Kitab’ı insanlara tebliğ etmiştir. Kıyamete kadar geçerli hükümler, lafızlar elvermediği halde, yorum ile geçersiz hale getirilemez.

 

 

[1] İslamoğlu, Mustafa, Kur’an’ı Anlama Yöntemi, Düşün Yay., İst., 2014.

[2]Ey iman edenler! Sarhoş olduğunuz zaman ne söylediğinizi bilinceye kadar ve cünüpken, yolcu olmanız durumu dışında, gusül edinceye kadar, namaza yaklaşmayın.”

[3]Muhakkak ki şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz mi?”

[4] s. 307.

[5] s. 81, 269.

[6] s. 308.

[7] s. 308.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim