• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -1 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Bir Garip Grip Vakası

Ufuk Karadavut
Son günlerde televizyonlarda gazetelerde kuş gribi ile ilgili ne kaynaklı olduğu da aslında tam belli olmayan pek çok haber ardı arkası kesilmeden yayımlanmaya devam ediyor. Birilerinin hesapları tutana kadar da devam edeceğe benziyor. Görüşlerine başvurduğumuz bazı enfeksiyon hastalıkları uzmanı arkadaşlar bu hastalığın aslında uzun yıllardan beri Türkiye’de zaten var olduğunu ifade ettiler. ‘Eskilerde ‘kümese kıran girdi’ denilirdi. Bir gün içerisinde hastalığın bulunduğu kümes hayvanlarının nerdeyse tamamı ölürdü. Ölmeden bıçağı yetiştirebilirlerse keser ve yerlerdi. Kimse korkmaz ve ölmezdi. Tavuk vebası olarak da bilinen bu hastalık her ne hikmetse son birkaç yıldır, özellikle de Uzak Doğu’da ve başta Çin olmak üzere belli zamanlarda yazılı ve görsel basınında teşvikleriyle insanlarda korku ve panik yaratacak biçimde gündeme getiriliyor. Burada dikkat edilmesi gereken ve ısrarla vurgulanan şey bu hastalığa bir virüsün sebep olduğu ve mutasyona uğrayarak insanlara da zarar verebileceği düşüncesidir. Bu virüste DNA yerine RNA olması ve RNA’nın mutasyona daha kolay maruz kalması nedeniyle tehlikeli olarak ifade ediliyor. Ancak, gözden kaçan ya da kaçırılan bir nokta var. O da insan gribi de sürekli olarak mutasyona uğruyor. Kuş gribine sebep olan Avian influenza hastalığındaki etken de aynı şekilde mutasyona uğruyor. Bu doğal olay binlerce yıldır doğal konakları olan kuşlarda olmaya devam ediyor ve muhtemelen de olmaya devam edecek. Eğer doğal bir mutasyon sonucu insanları da etkileyecekse bunun önüne geçme imkanı en azından şimdilik yok. Ancak doğal olmayan mutasyonlar ile virüs değiştirilir de yani bir anlamda biyolojik savaş tehdidi olarak kullanılırsa o daha farklı bir alanda değerlendirilmelidir. İnsan gribi her yıl ve her şeye rağmen yılda yaklaşık 5 milyon insanın ölümüne neden olmaktadır. Elbette ölenler ağırlıklı olarak yaşlılar, çocuklar, kalp hastalarıdır. Kanser ve kronik akciğer hastalığı olanları daha fazla etkilemektedir. Kuş gribinin insana bulaştığını gösteren bugüne kadar hiçbir delile rastlanmamıştır. Bol bol ihtimaller üzerinde durulmakta ve ihtimaller üzerinde yorumlar yapılmaktadır. İhtimaller aşırı derecede abartılarak insanlar psikolojik olarak baskı altına alınmaktadırlar. Bunun sonucunun nereye varacağı aslında belli gibi. Ülke insanının gereksiz yere yurt dışından içeriği ne olduğu dahi belli olamayan ilaçların ve aşıların kullanmalarına psikolojik olarak zorlanması vardır. Aslında bunlar ‘ticari kararlardır’ diyebiliriz. Mesela, bu tür ürünlerin 7 ay boyunca Avrupa’ya sokulmaması kararı vardır. Bunun yanında hastalığın çıktığı bölgeye dikkat edin. Balıkesir’in Bandırma ilçesinin Manyas yöresi. Bu yöre Türkiye’nin beyaz et üretiminin merkezi durumundadır. Yaratılan ve varsayımlar üzerine yapılan felaket senaryolarının ülkemize maliyeti 2.5 milyar dolara ulaşmıştır. Burada asıl önemli olan, bu konuda duyarlı ve oldukça dikkatli olmaları gereken kişi ve kurumların çıkıp insanları rahatlatıcı ve ikna edici ciddi anlamda bir açıklama yapmamış olmalarıdır. Kuş gribi vakasından sonra Türkiye’deki beyaz et satışları yüzde 80 oranında geriledi. Bu sektör için oldukça vahim ve önemsenmesi gereken bir konudur. Çünkü oluşacak açık Avrupa’daki üretim fazlalıklarının ülkeye girmesi ile kapatılacaktır. Bu bile bu konunun neden bu kadar abartıldığını anlamak için yeterlidir. Hayvancılık sektörünün yeterince gelişmediği ülkemizde çıkarılan grip vakasının ardından yapılan dış baskılar ile daha da sıkıntılı günler yaşayacağı anlaşılmaktadır. Aynı hastalık başka ülkelerde de görülmesine karşın Türkiye’deki kadar abartılmamakta ve ülkeye dışardan et sokmak isteyenlerin baskısı ile oldukça çok abartılmaktadır. Geçen yıl 17 Aralık sonrası deli dana söylentileri ile Avrupa’daki üretim fazlası ne olduğu dahi belli olmayan etlerinin yoğun ülkeye sokulduğu bilinmektedir. Hatta Avrupalı şirketlerin uzantılarının bulunduğu Arjantin’den koyun ve sığır eti, Avustralya’dan kanguru eti dahi getirildiği resmi makamlarca ifade ediliyor. 3 Ekim sonrasında ise kuş gribi ile yine aynı oyunun oynanmak isteniyor. İşin bir de diğer yönü var. Balıkesir’deki tesisleri gezip görme imkanınız oldu mu bilmiyorum. Ancak gerçekten oldukça modern, hijyenik tesisler. Bu tesisler için trilyonlar yatırıldı. Satış yapamayan bu tesislerden bir iki ay içerisinde çok sayıda işçi işsiz kalacaktır. Belki de zaman içerisinde kapanma tehlikesi yaşayacak olan bu tesisler Avrupalılar tarafından bedavaya alınabilecektir. Sonuç olarak şu soruların cevaplarını düşünmenizi tavsiye ediyorum: Göçmen kuşlarla bulaştığı söylenen bu hastalık göçmen kuşların uğradığı hiçbir ülkede hastalığa yol açmazken neden sadece Türkiye’de hastalığa yol açmıştır? Çin gibi 1.5 milyarlık bir nüfusa sahip ülkede 200 milyon insan bu sektörde çalışıyor ve karın doyuruyorken neden ‘tedavisi mümkün değildir’ denilen kuş gribinden bu ülkelerde ölümler yaşanmıyor? İddia edildiği gibi insana bulaşan bir virüs ise neden insandan insana bulaşmıyor? Koparılan bu kadar fırtınaya rağmen kaç insan bu hastalığa yakalanmış ve kaç insan bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetmiştir?. Bu konuda ciddi bir oyun oynanıyor. Bu oyuna gelmeyin. İslam dininin en temel konusu olan ‘Temizlik İmandandır’ tebliğini yerine getirerek temizlik kurallarına uyarak ve paniğe kapılmadan hayatınızı normalleştirin.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim