• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Konya 6 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Belki de yanılgı içindeyiz ama...

Derviş Argun

Belki yanılgı içindeyiz ama burası Türkiye

 

Her ne kadar hayatımız yanılgılarla dolu ise de, her insan gibi bende yanılmayı sevmiyorum. Yanıldığımı görmekten de hoşlanmıyorum. Çünkü yanılmak ve bunu görmek kendine yeni ufuklar açmana engel oluyor. Oysa yanılma riskine rağmen insanlar, ilgili oldukları konularda kendilerini rahatlatacak komplolar üretmeli. Ürettikleri komplolara da, komplo iflas edinceye kadar sahip çıkmalı. SP ile AK Parti ayrışması günlerinde, tüm iyimserliğimle bunlar aslında birbirlerini seviyorlar ama kendilerini böyle görmek isteyenlere yolumuzu tıkamasınlar diye böyle görünüyorlar demiştim. Bu herkes gibi benim de kendimi inandırmak istediğim bir komploydu. SP ve AK Parti’nin birbirlerine hakaret ve küfürleşmelere varan ithamlarla muamele etmelerini ise kenardan, rollerini ne de güzel yapıyorlar diye sevinerek izlemiş hatta bizimkiler işi iyi götürüyor diye de kasılmıştım.  İki parti arasındaki tüm çirkin görüntülere rağmen bu komplomun tutması dünya adına ciddi beklentilerimdendir.

Fazilet Partili dostlar ayrı şeyler söylese de AK Parti iktidarı Türkiye için geldiği günde, bu günde şanstır. İnsanların bir kısmı haklı olarak AK Parti’nin kemikleşmiş oy tabanını oluşturan İslami camia için kayda değer bir katkı sağlamadığına inanıyor. Bu değerlendirmeyi yapanlar haklı ve doğru şeyler söylüyorlar. Ama biz biliyoruz ki bu partilerin sorunu olmaktan çok sistemle ilgili bir sorundur. Çünkü ihtilaller ile oluşmuş güvensizlikten dolayı halkı ile barışamamış yönetimler görüntüsü veren   ülkemde kim iktidar olursa olsun dini yaşamın kolaylaştırılması anlamında kazançlara imza atması mümkün değil. Kurumayı bilmeyen bir çamurun üstüne hangi ağırlıkta döşeme yaparsanız yapın kaypak ve gevşek olmak zorundadır. AK Parti’nin içinde de hem yerel hem de ulusal düzeyde bu kemikleşmiş tabanın kaygıları ile alakalı olmayan iş bitirici tipler mevcut. Ahlaksızlığın limiti olmadığını bize dinimiz öğretiyor. Ama zaten bu iş bitirici adamların dinle ilgili bir kaygısı da yok. Bu kaygı olmayınca da hiç olmazsa bu iş bitiriciliğin Türkiye ortalaması kıyasını yapmak gerekiyor.        

Bu sebeple, varoşlardan fışkıran feryadın bir tezahürü olarak gördüğüm AK Parti ve vekilleri ile ilgili söylenen ahlaksız ilişkileri Türkiye ortalamasının altında diye duymazdan gelmeye çalıştığımız zamanlar oldu. Yapılan abartının içinde, pozisyon kaybeden CHP direncinin bulunduğuna inanıyorduk. Bu direnci kırmanın Türkiye için maliyetli ve zaman alıcı olduğunu bilerek AK Parti’ye kendimizce krediler vermiştik. O yüzden inancı yeşerten gelişmelere katkı alamadığımız AK Parti ile ilgili hüsnü zannımızı korumaya çalıştık. Çünkü çok iyi bildiğimiz bir şey var ki oda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş nüvesi buna müsait değil. Zeminin müsaade etmediğine binanın izin vermesi düşünülemez. Üzerindeki binicisini seçen bir binek gibi seçici davranan, ideolojik kemikleşme süreci yaşamış bir Türkiye mevcut. Değişen binicinin biniti ikna etmeden kendi değişimini yansıtabilmesi mümkün değil.

2005 yılının hem ülkem hem de Dünya halkları için zor ve çetin geçtiğini bilerek söylüyorum ki, Türkiye bu güne kadar olabilecek en iyi hükümeti yakalamıştır. Çevremdeki insanların bu tarz yazılarımdan dolayı bani AK Partili zannetmelerine itiraz ediyorum. Çünkü ben, ne AK Partili ne de başka bir partiliyim, eğer kendimce kendimi tanımlamam gerekirse, Allah(cc)’tan başka Rab, Kur’an’dan başka kitap, Muhammed (as)’den başka önder tanımayan biriyim. Ama yaşadığım bir ülke ve bu ülkede de bir takım gelişmeler var. Eğer bu gelişmelere karşı  “Bizi ilgilendirmez” tavrı takınırsak Ali Şeriati’nin de öğretisiyle bu bizim daha çok sömürülmemize ve ezilmemize sebep olur. Bunun da ne bize ne de ülkemin masum insanlarına katkısı olmaz.

Türkiye, Bursa’da altı milyon küsur fazla yevmiye alabilmek için canından olan işçi kızların yanarak can verdiği ama kimsenin ilgilenmediği, Mustafa Koç’un hakkını aramak için ise meydanlara döküleceğini söyleyen solcu sendikaların bulunduğu bir ülke. Hırsızlık, çetecilik, inanca göre tasnif ve tavır aldığı söylenen bir rektöre tüm  bürokrasinin ve sol partilerin hukuksal etik kurallarını ve dahi hukuku yok sayarak destek verdiği bir ülke. Cumhurun başının, cumhurun  menfaatine birtakım kanunları geri çevirerek AK Parti’yi sıkıştırdığını ve bunu yaparak da rejimi kurtardığını zannettiği bir ülke. Din karşıtlığı yapmanın, bürokratik yükselmeye sebep olduğu bir ülke.

Böyle bir ülke için daha az çalan, daha az sömüren, daha az ezen ve daha çok sahip çıkıyormuş gibi yapanlar herkes gibi beni de etkiliyor. Bu azların oluşturduğu tablo bizi, daha fedakar oluşumlara zemin hazırlayacağına inandırıyor. Bu güzel zannettiğimiz şeylerin daha güzel şeylere kapı aralayacağına inanıyoruz. O yüzden bunlar iyimser gözle baktığımız komplolar bile olsa, bizi mutlu ediyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim