• BIST 97.380
  • Altın 144,344
  • Dolar 3,5577
  • Euro 3,9738
  • Konya 20 °C
  • Erdoğan'dan "Kabine revizyonu" sorusuna cevap!
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Erdoğan'dan "Kabine revizyonu" sorusuna cevap!
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı

Beklentisi olmayan gazeteciden manifesto!

Adem Alemdar

Beklentisi olmayan siyasetçilere...
Beklentisi olmayan gazeteciden manifesto!


Önceki akşam, Büyükşehir Belediyesi tarafından Mevlana Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’nda gerçekleştirilen Tuluyhan Uğurlu Konseri’ni izlemeye gittim. Konsere Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Konya Valisi Ahmet Kayhan, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, AK Parti Konya Milletvekilleri Ahmet Işık, Kerim Özkul, AK Parti Konya İl Başkanı Ali Sürücü, Konya İl Emniyet Müdürü Salih Tuzcu, Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez gibi seçkin davetliler katılmıştı.
Konser sonrası Bakan Koç’u takip etmeye karar verdim. Çünkü, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç kabinenin en renkli simasıydı ve her an ilginç enstantaneler yakalanabilirdi. Üstelik bakanı takip eden gazeteci de yoktu görünürde. Konya Mutfağı’ndaki akşam yemeğinden sonra bir sonraki mekan Akçakonak’ın yolunu tuttum...
Akçakonak’ta Tarım Bakanımız Prof. Sami Güçlü’nün misafiriydi diğer konuklar. Ben tam kapıdan girerken, Bakan Koç, “Burada gazeteci yok değil mi?” sorusuna cevap arıyordu. Sağ olsun Büyükşehir Belediye Başkanımız, “Şimdi girdi” diyerek beni tanıttı. Tüm gözler bana “çık” diyordu, ama çıkmayı aklımdan bile geçirmedim. Kaçırır mıyım böyle bir atmosferi?!..
Benim sağ duyulu bir gazeteci olduğumu salondaki hazirunun pek çoğu bildiği için ısrarcı olunmadı, bir kişi hariç. AK Parti İl Başkanı Ali Sürücü her göz göze gelişimizde bana çık işareti yapıyordu. Bazen bunu dillendiriyordu da...
İçeride herhangi bir gazetecinin duyması ve görmesi sakıncalı pek çok konuşmanın geçtiğini belirtmeliyim. Ama ben sözümün eriyim, sadece kamuoyunun bilmesinde sakınca görmediğim hususları aktarabilirim. Ayrıca biz gazeteciler bildiğimiz, gördüğümüz her şeyi yazsak, yer yerinden oynar. Bir çok bilgi selameti ahval için görmezden gelinir, yazılmaz. Bu böyle biline...
Kültür ve Turizm Bakanımız Atilla Koç’un çok doğal ve bir o kadar da neşeli bir adam olduğuna şahit oldum. Muhabbet bir saat kadar sürdükten sonra (farkındaysanız içerideki muhabbetten bahsetmedim) ayrılma vakti gelmişti.
Bakanlar uğurlanırken, daha önce kaş göz işaretinde bulunan kişi “İçerideki muhabbeti yazarsan valla seni döverim” diyecek cesareti gösterdi. Kime söyledi bunu? Bana. Kim dedi? Kendi tabiriyle siyasette hiçbir beklentisi olmayan siyasetçi. Benim cevabım ne oldu?..

İşte benim cevabım:
Bulunduğum yere, hayatta hep beklentilerim (Buna hayallerim demem daha doğru olur) olduğu için geldim. Bundan sonra da bekleyeceğim. Hak ettiğim her şeyi. Hakkımı gasp edenden, bunun hesabını sorarak bekleyeceğim.
Siyasi beklentiler sizin olsun. İster bekleyin ister beklemeyin. Ama bilinmeli ki meşgul ettiğiniz makamlara daha önce hep beklentisi olanlar geldi ve pek çoğu beklediklerine kavuştular. Bu doğaldır. Doğal olmayan, hem beklentim yok deyip hem de iki dirseğini yana açmaktır.
Tüm bu yazılıp çizilenlere rağmen, “bi üflesem uçar gidersin” diyorsanız, “ateş olsan cürmün kadar yeri yakarsın” diyorsanız bu da sizin bileceğiniz şey. Tabi siyaseti insan topluluklarını yönetirken birilerinin ayağına basma olarak görüyorsanız, bu ayrı. Bu ayaklara basma esnasında işin yolunu yordamını bilerek yapıp ortamı serin tutma sanatı mıdır, siyaset merak etmekteyim. Muhterem siyasetçimiz rahmetli Osman Bölükbaşı’nın bir sözü vardı, zengini hayırsız evlat, memuru süslü avrat, siyasetçiyi de kuru inat batırır, diye...
Ben şimdi beklentisi olmayan siyasetçiye gazeteciliğin ne olduğunu, ne olmadığını anlatayım da bir daha böyle şeyler yapmasın!
Basın nedir? Basının gücü ne kadardır? Demokratik toplumlarda yasama, yürütme ve yargı güçlerinin yanında, dördüncü bir güç olarak da “Basın” gösterilir.
Basın olmadan demokrasi tam olarak işleyemez. Öte yandan demokrasi tam olarak işlemezse, basın özgür olamaz. Basının özgürlüğü kısıtlanırsa, halkla yöneticilerin diyalogu kesilir ve demokrasinin bir kanadı kırılır...

Gazeteci kimdir?
Gazeteci halkın gerçekleri öğrenme misyonunun profesyonel görevlisidir. Misyon kelimesinin altını çiziyorum çünkü ben gazeteciliğin bir iş olduğu kadar aynı zamanda vazgeçilmez bir misyon olduğu kanaatindeyim.
Gazetecinin meslek özellikleri
1. İlgi ve merak duyusu
2. Ayrıntıları kapsayabilecek geniş bakış açısı ve tahlil yeteneği
3. Tahlil duygusu ile birlikte işlerlik gösterecek tasnif yeteneği
4. Bir haber konusunda ortaya çıkabilecek yeni gelişmeleri izleme arzusu (fikr-i takip)
5. Yabancı kaynak ve yayınları izleyebilme karşılaştırma yapabilmeye olanak sağlayacak yabancı dil bilgisi
6. Haberin kapsadığı olay, kişi, ilişki ve durumları derinine değerlendirme ve gerekli bağlantıları kurmayı sağlayan sentez ruhu
7. Medyanın gerektirdiği hız ve ivediliğe uyum sağlama
8. Tüm iletişim mesleklerinde olduğu gibi, insanlarla kolay iletişim kurma yeteneği
9. Gazeteciliğin bir kamu hizmeti olmasıyla bağlantılı olarak dürüstlük, açıklık, bu konuda duyarlılık ve tutarlılık

Gazetecinin sorumlulukları
1. Özel yaşamın dokunulmazlığına özen göstermek
2. Kamu çıkarına öncelik tanımak
3. Mesleğin olanaklarını özel çıkarlar için kullanmamak
4. İnsanlar arasında din, dil, ırk, cinsiyet ve kültür farklılığı gözetmemek; ayrımcılık yapmamak
5. Şiddete özendirici olmamak
6. Haber kaynağının gizliliğini korumak
7. Kişileri ve kurumları aşağılayıcı, küçük düşürücü olmamak
8. Haberde farklı tarafların durum ve görüşlerini yansıtmak. Nesnel olmak

Gazetecinin hakları
1. Her türlü bilgi ve haber kaynağına ulaşma hakkı; toplum ve yaşamını ve kamuyu ilgilendiren her türlü olayı izleme ve araştırma hakkı.
2. Meslek ilkelerine uyma hakkı; bu hak doğrultusunda, gazeteci mesleğine ters düşen bir iş yapmaya, ya da kendi görüşüne uymayan bu fikri savunmaya zorlanamaz.
3. Haber kaynağının gizliliğini koruma hakkı. Bu çerçevede, gazeteci kaynağını açıklamaya ya da herhangi bir yönde tanıklık yapmaya zorlanamaz. Ancak, kaynak izin verdiği takdirde ya da gazeteci, kaynak tarafından aldatıldığını anlarsa açıklama yapabilir.
4. Gazeteci çalıştığı kuruluşun genel çizgisine uymak zorundadır.
5. Çalıştığı kuruluşun işleyişini belirleyen kararlar hakkında bilgi sahibi olma ve bunlara katılma hakkı
6. Mesleğin sorumluluk ve haklarını korumak, savunmak ve geliştirmek amacıyla örgütlenme hakkı.

Yukarıda gazeteci kime denir, gazetecinin özellikleri, sorumlulukları ve haklarını yazdım. Bu özellikler, ideal gazeteci tipini çizmektedir. Yaygın İstanbul basınında bu tariflere uymayan yüzlerce insanın varlığı, mahallinde gazetecilik yapan bizlerin de aynı kefeye konmamızı gerektirmez. Bilakis bizler, yani yerel gazeteciler, gerek siyaset kurumunun, gerekse devlet işleyişinin ne denli önemli olduğunu ve özel tatminler ya da çıkarlar için kullanılmayacağına kesin inanmış kişileriz. Daha ötesi ben böyle bir gazeteciyim.
Yıllardır bu şehirde gazetecilik yaptığımız gerçeği ve hiçbir kişi ve kurumla menfaat çekişmesine girmediğimizi bulunduğunuz yer bakımından bilmeniz bizden ziyade sizin menfaatinizedir.

Beklentisi olmayan insan olamaz!
Beklenti kelimesi ilk bakışta negatif çağrışımlar yapsa da insan için yaşamın bir parçasıdır. Her insan kendince bir beklentiye sahiptir. Kimisi bir makam bekler, kimisi para kimisi de bir dostunun aramasını bekler. Ama mutlaka bekler.
İkide bir “benim beklentim yok” diye diye her şeyi kendisine mubah gören anlayıştan kimseye fayda gelmez. Gelemez...
‘Beklenti’yi ahlaksız bir menfaat olarak görüyorsanız, o manada benim de bir beklentim yok. Ben de en az sizin kadar rahatım. Ama bu rahatlık benim özelimi ilgilendirir. İletişimde bulunduğum kişilere tepeden bakmayı gerektirmez. Size, siyaset yapacaksanız kuralına göre oynamanızı tavsiye ediyorum. Önünüze gelene “ortağım” diyeceksiniz, sonra da nasıl olsa beklentim yok rahatım mantığıyla ağzınızdan çıkanı duymayacaksınız! Bu, ne devlet ciddiyetiyle bağdaşır ne mensubu bulunduğunuz kurumla.

Sonsöz...
Memleket, hiçbir zaman siyasetçinin, kurumun ya da sermaye gücünün sesi olmayacak. Memleketin sesi olmak bilinciyle sürdüreceğimiz yayıncılıkta gazeteciliğin evrensel ilkeleriyle kendi ilkelerimizden asla ödün vermeyeceğiz. Memleket’i bu şehrin bir şansı olarak görüyoruz. Memleketin bu şansı iyi değerlendireceğini ümid ediyoruz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim