• BIST 73.391
  • Altın 133,043
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Konya -1 °C
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak

Batının kalleşliği ve Erbakan’ın öngörüsü

Salih Sedat Ersöz

15 Temmuz’dan itibaren Türkiye’de yaşanan olaylar karşısında Batı ülkelerinin takındığı tavır, onların nasıl bir anlayış içinde olduğunu yeniden gözler önüne serdi.

15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütünün gerçekleştirdiği kanlı kalkışmayı bile destekleme cüretini gösteren Batı ülkeleri, darbe girişimi nedeniyle FETÖ’cülere uygulanan görevden alma, gözaltı ve tutuklamalara da tepki vermeyi ihmal etmediler.

Bu nasıl bir anlayıştır ki, darbe girişimi yapanları destekleyeceksin, bunlara yapılan haklı uygulamaları nedeniyle hükümete tepki vereceksin.

15 Temmuz’da yapılan darbe girişimi kendi ülkelerinde gerçekleşmiş olsaydı, aynı batı ülkeleri nasıl bir tavır takınırlardı acaba?

Bir Batı ülkesinin havaalanında patlayan bir bomba ile aylardır olağanüstü hal uygulayanlar, bir de bizim yaşadıklarımızı yaşamış olsalardı ne yaparlardı?

***   ***   ***

Diğer yandan aynı Batı ülkeleri; terör örgütü PKK ile içli dışlı olan, PKK’ya yardım ve yataklık eden, elindeki bütün devlet imkânlarını PKK’ya seferber eden, hatta PKK’ya silah taşırken yakalanan HDP’lilere yapılan tutuklamalara da tepki vermekten kaçınmadılar.

Kaçak HDP’lilere hatta PKK’lılara kapılarını açan, onları en üst düzeyde kabul eden ve PKK’nın bütün faaliyetlerine ülkelerinde izin veren bu batılılar, her durumda Türkiye’ye karşı tavır takınma alışkanlığı içine girdiler.

Batı, FETÖ konusunda olduğu gibi PKK konusunda da, Türkiye düşmanları ile birlikte hareket etmekte ve Türkiye’yi dize getirmek için olanca açık veya gizli faaliyetlerini sürdürmektedirler.

***   ***   ***

Gerek FETÖ’nün darbe girişimi gerekse PKK’nın durmak bilmeyen silahlı eylemleri, Türk halkını ülkemize yeniden idam cezasının getirilmesi noktasına getirmiştir.

İdam konusu Türkiye’de ciddi şekilde konuşulmaya başlandığı anda, batı yine her zaman yaptığı Türkiye karşıtı tavrını ortaya koyarak, “Türkiye’ye idam gelirse yaptırım uygularız” deme cesaretini gösterdiler.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamaya karşı sergilediği sert tavrı hatta rest çekmesi karşısında söylemleri değişse bile uygulamaları değişmemekte, Türkiye düşmanı örgütlere kucak açmaya devam etmektedirler.

***   ***   ***

Batının bu uygulamaları ve tavırları tam manasıyla Türkiye düşmanlığıdır, büyük bir kalleşliktir, büyük bir kahpeliktir.

Türkiye’ye gelince “sizinle beraberiz, terör örgütlerine karşıyız” diyen batılılar, ülkelerine gidince kalleşçe, kahpece farklı bir uygulama içine girmekte, ne kadar Türkiye düşmanı örgütler varsa hepsini beslemektedirler.  

Türkiye dışındaki İslâm ülkelerini işgaller, dış müdahaleler, darbelerle istedikleri noktaya getiren batılılar şimdi de gözlerini Türkiye’ye dikmiş durumdalar. Sıranın Türkiye’ye geldiğini düşünmektedirler.

Ama kazın ayağı öyle değil. Türkiye’yi yutmak o kadar kolay değil. Türkiye İslâm’ın son kalesidir. Türkiye artık batılıların her dediğini yerine getirecek, her emrettiğine baş üstüne diyecek bir ülke değil. Kalleş ve kahpelerin Türkiye planları gerçekleşmeden, Batı da, ABD’ de yerle bir olmaya mahkûm olacaktır. Böyle biline…

***   ***   ***

Batılıların bu tavrını yıllar öncesinden gören ve Avrupa Birliğine girmeye şiddetle karşı çıkan merhum Necmeddin Erbakan hocamız, her konuda olduğu gibi bu konuda da yine haklı çıktı.

Bu nasıl bir öngörüdür ki, Erbakan hocamızın yıllar önce her konuda ortaya koyduğu düşünceleri bugün birebir aynen gerçekleşmektedir.

Merhum Erbakan hocamızın Batı ve Avrupa konusundaki görüşlerini okumakta yarar var:

“Avrupa kültürü ile er ya da geç hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek durumundayız. Biz batılı değiliz. Biz Avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız.”

“Siyonizmi bir timsaha benzetirsek, bu timsahın üst çenesi komünizm (Rusya), alt çenesi kapitalizmdir(ABD ve Avrupa).”

 

“Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni Siyonizm, kalbi haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya, gövdesi işbirlikçilerdir.” 

 

“Asrımızdaki zulümlerin baş sorumlusu olan Siyonizm, haçlı Avrupa ve ABD başta olmak üzere bütün küfür cephesi ile birleşmiş, gelişmiş ve güçlenmiştir.”

 

“Yeryüzünde en ideal insanlar, en aydın en ilerici insanlar şüphesiz Müslümanlardır. Müslüman olmak zaten bu dünyadaki en büyük ayrıcalıktır. İster batı, ister doğu, yani ister kapitalizm ister komünizm; hangi sistem olursa olsun artık ahir ömürlerini yaşamaktadırlar. İslâm Birliği, mutlaka ama mutlaka kurulacaktır.”

 

Sağlıklı ve Mutlu yarınlar efendim.

 

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim