Başbakan Davutoğlu: (6)

Başbakan Davutoğlu: (6)

"Birilerine baskı olmasın diye başka birilerine baskı yapmak bir tek bizde vardır. Başörtüsü çilesini ben eşimden, çocuklarımdan 30 yıl yaşamış biriyim"

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, birilerine baskı olmasın diye başka birilerine baskı yapmanın sadece Türkiye'de olduğunu ifade ederek, "Başörtüsü çilesini ben eşimden, çocuklarımdan 30 yıl yaşamış biriyim. Hep söylenen şu: O başörtüsü takarsa başı açık kendisini baskıda hisseder, onun başörtüsü takmaması için baskı uygulayalım'. Birisinin muhtemel baskı görmemesi için birine fiili baskı uygulanıyor. Bu, adalet değil. Herkes aklı başında, onurlu insanlar. İsteyen takar, isteyen takmaz" dedi. 

Başbakan Davutoğlu, NTV-Star ortak canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Musul'da alıkonulanların kurtarılarak Türkiye'ye getirilmelerinin ardından New York'a giderken "Bundan sonra karar mekanizmalarımız daha rahat olacak" dediğinin hatırlatılması ve "Bunun anlamı insani konu mudur yoksa IŞİD'e karşı askeri meselelere biraz daha yaklaşma olasılığını bu ne kadar güçlendiriyor" sorusunu cevaplarken Davutoğlu, bölgede çok dinamik bir süreç yaşandığını vurguladı. 

Türkiye'nin kendi yakın sınırlarında bir güvenlik kuşağı oluşturması konusunda, mülteci akınını sınırların ötesinde tutabilmek ve oradaki halka güvenli alan oluşturabilmek için 2.5 yıl önce ilk kez "güvenli alan", "güvenli bölge" ve "uçuşa yasak" bölge teklifinde bulunduğunu belirten Davutoğlu, "Bunlar masaya gelip de ciddi bir şekilde konuşulacağı zaman tabii ki biz destek veririz" dedi.

"Güvenli bölge" tabirini daha doğru bulduğunu dile getiren Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Güvenli bir bölge oluşup, Türkiye'ye mülteci baskısı azaltılacaksa bunun parçası olduğu bir planlamayı doğru görürüz ama sadece havadan vuralım, bu arada da şu veya bu şekilde oradan kitleler halinde kaçışlar olur... Her hava bombardımanı mülteci dalgası oluşturur. Bizim yaşadığımız tecrübe bu. Bunun tedbirinin alınması lazım. Bunu da Amerikalılarla her düzeyde en geniş bir şekilde konuştuk. Bunlar konuşulmuyor zannedilmesin. Bütün müttefiklerle uluslararası toplumla da gerektiğinde bunları konuşuyoruz. Çevremizde birkaç ülke dışında kendi ülkesinin bütününü koruyabilen ordu kalmadı. İsrail var, İran var. Ukrayna ordusunu düşünün, güvenliği sağlayamıyor. Irak, Suriye, Lübnan ordusunun karşı karşıya kaldığı zorluklar malum. Libya'da ordu yapısı yok. Böyle bir durumda, Türkiye böylesine karmaşık bir coğrafyada kendi güvenliğinin riske edilmesine izin vermez.

Güvenlik olmadan ekonomik kalkınma da refah da olmaz. Türkiye gereksiz yere, kendi ülkesini maceraya sokacak adımlar içinde olmaz. Geçmişte de olmadık. Birileri bize bunu hem atfettiler ama Türkiye eğer hala kendi sınırları içinde güvenli bir şeyi muhafaza ediyorsa bunda Türkiye'nin takip ettiği akıllı ve erdemli politikanın bir payı var. Hem insani olarak gereğini yaptık hem çözüm süreciyle kendi içimizdeki toplumsal entegrasyonu, bütünleşmeyi tahkim ettik ve ediyoruz. Böylece içeriyi emniyet içine aldık. Ekonomimizi riske edecek her türlü şeyden kaçındık. Dışarıda da mümkün olduğu kadar, tehdidi sınırlarımızın ötesinde tutmaya çalıştık. Şimdi de herhangi bir bölgesel çalışmada veya koalisyonda, Türkiye'nin bu çıkarlarını gözeten bir tutumun olmasına özen gösteririz, bunu görmek isteriz. Bir şekilde şey yapalım, sonra ne olacağına karar veririz olmaz. Geçmişte maalesef ya böyle ya da tedirgin davranarak geldiğimiz sonuçlar ortada."

-"Zorunluluklara dayalı değil daha özgürlükçü bir yaklaşım"

Bakanlar Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların kılık kıyafet yönetmeliğinde değişiklik yapılması kararı alındığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, gerek eğitim hayatında gerek toplumsal alanda, son dönemde ciddi bir özgürleşme ve demokratikleşme çabası olduğunu, bu çabanın üniversite ve liselerde gözlenir hale geldiğini ifade etti.

Davutoğlu, "Mecburiyetlere, zorunluluklara dayalı bir yaklaşım değil de daha özgürlükçü bir yaklaşım. Bu çerçevede yönetmelik içinde düzenlemeler var, bunu sadece başörtüsü ile ilgili olarak telakki etmemek lazım ama başörtüsü de bunun bir parçası tabii'" diye konuştu. 

"Ortaöğretimde başörtüsünün bir baskı unsuru olup olmayacağı tartışmalarının" gündeme gelebileceğinin belirtilmesine karşılık Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bunlar hep argüman. Genellikle özgürlüğü sınırlamaya kalkanlar, 'şu yapılırsa öbürlerine baskı olur'... Birilerine baskı olmasın diye başka birilerine baskı yapmak bir tek bizde vardır. Başörtüsü çilesini ben eşimden, çocuklarımdan 30 yıl yaşamış biriyim. Hep söylenen şu: O başörtüsü takarsa başı açık kendisini baskıda hisseder, onun için onun başörtüsü takmaması için baskı uygulayalım. Birisinin muhtemel baskı görmemesi için birine fiili baskı uygulanıyor. Bu, adalet değil. Herkes aklı başında, onurlu insanlar. İsteyen takar, isteyen takmaz.

Allah aşkına, 10 sene önce memurlar arasında başörtüsü takılırsa kıyamet kopar zannediliyordu. Bir baskı mı var? Dün bazı şeyler için birkaç hastaneye gittim. Başörtülü doktor var, başı açık var. O kadar da güzel bir ortamda gördüm ki hepsini. Herhangi bir gerilim yok. Üniversitelerde gerilim mi var? Bazı başörtülüler başını açıyor belki, bazı başı açıklar da başını örtüyor. Şu mantık yanlış bir mantık, 'Senin böyle davranman, benim üzerimde baskı oluşturuyor, dolayısıyla senin böyle davranmaman için sana baskı yapayım.' Böyle özgürlük anlayışı olabilir mi?"

-"İnsan öğretmense bunun bir ahlakı var" 

Herkesin kendi hayatını istediği şekilde yaşayacağını belirten Davutoğlu, "Şu ana kadar da herhangi bir hayat tarzı, yaşam biçimi, ne derseniz deyin, buna dönük bir baskı olmadı ama kendi hayat tarzına baskı edilmemesini isteyenler başkalarının hayat tarzına baskı uygulanması talebinde bulunmamalıdır. Bu da ayrı bir çelişki. Kimse kimseye üstün değil. Eğer sen kendi hayat tarzına müdahale edilmesini istemiyorsan sen de benimkine etmeyeceksin. Birilerinin zorla 'başörtüyü tak' demesini istemiyorsan sen de birilerine zorla 'başını aç' da demeyeceksin" diye konuştu.

Bir öğretmen sınıfa girdiğinde, karşısındaki öğrencinin "başı açık mı örtülü, Müslüman mı Hristiyan mı, Sünni mi Alevi mi" olduğuna hiçbir zaman bakmadığını anlatan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Onlar benim için öğrencidir. Bir kişi çıksın desin ki: Ahmet Hoca, akademik hayatı boyunca ki kendi ailem başörtüsü sebebiyle baskı görürken, başörtülülere daha yakın davrandı, ona tebessüm etti de diğerine etmedi. Çünkü bir insan öğretmense bunun bir ahlakı var. Karşımdaki sadece öğrencidir. Ben onu görürüm. Lisede de üniversitede de öğretmenlerimiz artık sadece öğrenci görecek. Yanyana oturan öğrenciler de 'başı açık mı, örtülü mü' diye değil, arkadaş görecekler birbirlerini. Bu kadar basit. Bunu öğrenmek için bile bu özgürlük şart."

-Uyuşturucuyla mücadele 

Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınan konulardan birinin de iş güvenliği olduğunu dile getiren Davutoğlu, ekim ayında, "en tehlikeli" kategorisine giren bütün işyerleri sahiplerinin ve kendisinin katılımıyla bir toplantı yapılacağını, eylem planının anlatılacağını belirtti. 

Kurulun bugünkü toplantısında uyuşturucuyla mücadelenin tüm yönleriyle ele alındığını da aktaran Davutoğlu, mücadelede yeni ilkesel ve yapısal çerçeve ile yeni süreç yönetiminin belirlendiğini, kısa, orta ve uzun vadeli bir eylem planı çerçevesi oluşturduklarını söyledi. 

Süreç yönetiminde, uyuşturucu tehdidinin ortaya çıkmasını engelleyici faaliyetlerin yer alacağı koruyucu aşama, polisiye ve asayiş tedbirlerini içeren önleyici ve engelleyici aşama ve üçüncü olarak da rehabilitasyon ve tedavi aşamasının olacağını kaydeden Davutoğlu, toplumun en üst katmanından mahallelere kadar inen bir yapı oluşacağını ifade etti.

İlgili bakanlıkların, sivil toplum kuruluşlarının ve kurumların katılımıyla belirli aralıklarla "Uyuşturucu ile Mücadele Şurası" toplanmasının öngörüldüğünü dile getiren Davutoğlu, Şuranın kasımda yapılmasının amaçlandığını söyledi. 

Davutoğlu, "Bizde oran Avrupa'ya göre düşük görünüyor, yüzde 2,7. Mümkünse orta vadede bunun yüzde 1'in altına çekilmesi, 2023'e doğru giden süreçteyse yüzde 0,5'in altına inerek minimize, marjinalize hale getirmesi için bir takvim önümüze koyduk" diye konuştu. 

(Sürecek) 

Kaynak:Haber Kaynağı