• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 5 °C
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi
  • Tarih Yazan Lider: Aliya İzetbegoviç
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi
  • Tarih Yazan Lider: Aliya İzetbegoviç

Bakalım bu kurbanla ne kadar yakınlaşacağız?

Ali Akpınar

Öncelikle şu hatırlatmayı yapalım: Hac ve Kurban, öncelikle malî bir ibadettir. Ancak her iki ibadet de yalnızca zenginleri ilgilendirmez. Fakirlerin de bu iki ibadetten alacakları çok şey vardır. Haccın en temel merkezi olan Ka’be, zengin fakir her müslümanın, her gün en az beş kere yöneldiği kıblemiz değil midir? Aslında sadece hac mevsiminin birkaç gününde hac ibadetini yapanlar değil, bütün Müslümanlar haccın ruhunu her gün yaşamalı ve yaşatmalıdır.

Kurban ibadeti de pek çok hikmeti bağrında barındıran bir ibadettir. Onun için her Müslüman, kurban ruhuna ne kadar sahip ve bu ruhu ne kadar yaşayıp yaşatmadığına bakmalıdır. 

Nitekim bir hadiste Cuma günü Cuma namazına erkenden gitmenin fazileti anlatılırken, ilk gidenin deve, ikinci gidenin bir sığır, üçüncü gidenin bir koyun kurban etme sevabına nail olacakları haber verilmemiş midir? Yine zenginlere mahsus gibi algılanan sadaka, hayır hasenat kalemleri, bir müminin yüzüne tebessümle bakmak, yoldan geçenlere eziyet veren şeyleri kaldırmak, tesbihatta bulunmak gibi zengin fakir herkesin yapabileceği şeylere şamil kılınmamış mıdır?

Onun için hac mevsimini yaşarken zengin fakir her mümin, ne kadar haccın ruhuna sahip olup olmadığını gözden geçirmelidir. Aynı şekilde kurban bayramını idrak ederken de her Müslüman, ne kadar kurban ruhuna sahip olduğunun muhasebesini yapmalıdır.

Kurban yaklaştıran ibadetin adıdır. Kurbandaki yakınlaşma üç yönlü olarak gerçekleşir. İlki kurban, kulu Rabbe yakınlaştıran ibadettir. Yüce Yaratıcının o halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes emrine muhatap olan mümin, kurban keserek Rabbinin emrini yerine getirmiş; bu ibadeti yapan Peygamberlerin ve Son Peygamberin sünnetine ittiba etmiş olmaktadır. Elbette Allah ve Rasülünün ölçülerine göre hareket etmek, insanı Allah’a yaklaştırır. Ancak müminler bu vesile ile kurban günlerini idrak ederken, ne kadar Yüce Rabbe yakın olup olmadıklarını gözden geçirmelidirler. Sözgelimi bir mümin Allah için kurban keserken Yüce Allah’a yaklaşmış olur. Ancak aynı kişi namazlarını terk ederken, içki içerken, faize bulaşırken, haram yerken, yalan söylerken de Yüce Allah’tan uzaklaşmış olmaktadır. Dolayısıyla günah ve haramlardan kurtulmadığımız sürece yalnızca kurban kesivermekle Yüce Rabbimize yakınlaşacağımızı sanıyorsak yanılırız.

Bunun tersi de böyledir: Bir mümin imkân bulamadığı halde kurban kesemeyebilir, ancak o kıldığı namazı, tuttuğu orucu, yaptığı iyilikleri sayesinde ve haram ve günahlardan uzak kaldığı sürece Rabbine yakınlaşmış olur.

İkinci olarak kurban, müminleri birbirine yakınlaştıran ibadettir. Bayram namazında buluşturduğu zengin fakir bütün müminleri, kurban sofralarında buluşturarak hem fiziken onları yakınlaştırmakta, hem de aralarına muhabbet koyarak manen yakınlaştırmaktadır. Bayram ziyaretleri de aynı şekilde müminleri birbirine yakınlaştırmaktadır.

Üçüncü olarak kurban, insanı doğa ile buluşturan, kâinatta hizmetine sunulmuş olan hayvanlarla yakından buluşturan bir ibadettir. Kurban vesilesiyle müminler, diğer zamanlarda market reyonlarında gördükleri eti, bizatihi kesip kurban ettikleri hayvanlar üzerinde görmekte ve o büyük nimetin kendilerine ulaşmasında kimlerin neler çektiğine şahit olmaktadırlar.

Yeni nesil eti reyonda, sütü biberonda, yumurtayı viyonda görmekte ve bu nimetlerin asıl kaynaklarından bihaber olarak büyümektedirler. Onun için Peygamberimiz ümmetine kurban vasiyetini yaparken, kurbanının yanında bulunmayı, kesebiliyorsa kurbanını bizatihi kesmeyi ve kurbanına dokunmayı özellikle tavsiye buyurmuştur. Kurban vesilesiyle müminler, hayvanlarla daha yakın mesafede olmakta, onların kendi hizmetleri için nelere katlandığına şahit olmaktadırlar.

Şimdi bu açıklamalar ışığında soralım: Günümüzde yaşadığımız kurban bayramı, kestirdiğimiz kurbanlar bu üç yakınlaşmayı bizim hayatımızda ne kadar sağlıyorlar? Sipariş usulü kestirdiğimiz kurbanlar, kurban ruhunu kavramadan yalnızca et edinme/et yeme düşüncesiyle kestiğimiz kurbanlar, sıradanlaştırdığımız kurban bayramları, tatil fırsatı olarak güya değerlendirdiğimiz (!) bayramlar ne kadar bizi Rabbimize, birbirimize ve doğaya yakınlaştıracaktır? Elbette kurbanlarımızı güvenilir hayır kurumlarına bağışlayarak vekâlet yoluyla kestirebiliriz, ancak imkânımız varsa bir de kendi çoluk çocuğumuzla kurban keserek kurbandaki bu güzellikleri yaşayabiliriz.

Bir kere daha tekrarlayalım, kurban etlenme fırsatı değildir, kurban bayramı da tatil fırsatı değildir. Keseceğimiz/kestireceğimiz kurbanların ne etleri ve ne de kanları Rabbimize ulaşacaktır. Bizden O’na ulaşacak olan, bizi O’na yakınlaştıracak olan takvamızdır. Vesselam

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim