• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Konya 23 °C
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması

Bahîra olayı gerçek mi efsane mi?

Murat Kayacan

Bahîra olayı gerçek mi efsane mi?

 

Annemarie Schimmel (1922-2003) adlı dinler tarihçisi Muhammed O’nun Peygamberidir adlı eserinde Hz. Muhammed (s)’in omuzları arasında mevcut “peygamberlik mührü”nü 12 yaşındayken Suriye’ye yaptığı bir yolculuk sırasında gören keşiş Bahîra’nın, onun peygamber olacağı müjdesini verdiğini ileri sürmekte ama bu olayın vakiliğini sorgulamamaktadır.[1] Özetle verecek olursak söz konusu olay Tirmizi adlı hadis kitabında özetle şöyle geçmektedir:

Ebu Talip ‘Kureyş büyüklerinden bir grupla Şam'a giderken Muhammed (s)’i de götürür. Yolda bir manastır civarında mola verirler bir rahip onlara yaklaşır, Muhammed'i elinden tutar ve ‘Bu âlemlerin efendisidir!’ der. Gerekçe olarak da onun özelliklerinin onlara indirilen kitapta bulunduğunu ona secde etmedik ne taş, ne ağaç kaldığını ve o şeylerin ancak bir peygambere secde edeceğini ayrıca Muhammed (s)’in vücudunda peygamberlik mührü bulunduğunu söyler ve ayrılır. O sırada Muhammed (s)’in üzerine bir bulut gelir ve ağacın gölgesi de ona meyleder. Rahip Mekke’den gelenlere onu Rum diyarına götürmemeleri ricasında bulunur. Çünkü onu orada öldürebilirler. O sırada manastıra yedi Rum yaklaşır. Onlar da Araplar arasından çıkacak bir peygamberin memleketlerine doğru geldiğinin kendilerine haber verildiğini söylerler. Rahibin Muhammed (s) işaret etmesiyle ona biat eder ve onun gerçek peygamber olduğunu kabul ederler. Rahibin ısrarlı talebi doğrultusunda Ebu Talip onu içlerinde, Hz. Ebu Bekir'in gönderdiği, Bilâl'in de bulunduğu bir grup kimse ile geri gönderir." (Tirmizi, Menâkıb 5).

Peki bu olay gerçekten vuku bulmuş olabilir mi?

Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak adlı eser –haklı olarak- bu olaya dair bazı soru işaretlerini zihinlerde uyandırmaktadır: Hz. Peygamber (s) bu yolculuk sırasında karşılaştığı olaylardan ve rahipten ölünceye kadar niçin söz etmemiştir? Taşların ve ağaçların Hz. Muhammed (s)’i selamlayıp ona secde ettiğini, bulutun onu gölgelendirdiğini bu insanlar görmediği halde Rahip nasıl görmüştür? Rahip, Hz. Peygamber (s)’in tanınıp kendisine zarar verilmesinden korkarak geri gönderilmesini sağlıyor ama buna rağmen daha sonra niçin Hz. Peygamber (s) Hz. Hatice adına Şam’a ticaret kervanın başında gidiyor? Bu kadar olağanüstü halleri yaşayan ve bilgi sahibi olan Hz. Peygamber (s) Hira’da ilk vahye muhatap olduğunda neden şok oluyor? Önceden bu halleri yaşayıp bazı bilgilere sahip birisi olarak bunu soğukkanlılıkla karşılaması gerekmez miydi? Bütün bunlar olduysa Hz. Peygamber (s)’in mesajı tepki gördüğünde neden bunu bilenlerden biri çıkıp olayı hatırlatmamış ve insanlara inanmaları gerektiğini söylememiştir? Hz. Muhammed (s) o olay esnasında 13 yaşındayken ondan iki yaş küçük Ebu Bekir’in ona korumalık sorumluluğunu üstlendiği düşünülebilir mi? “Kendisine kitap verileceğini ummayan” (Kasas, 28: 86) ve “kitap bilgisinden uzak” (Şura, 42: 52) Peygamber böyle bir olayı yaşamış olsaydı, en azından peygamber olacağı beklentisine girmez miydi? Yine eserden öğreniyoruz ki, Fıkhu’s-Sire yazarı Muhammed Gazali’ye göre Rahip Bahîra olayı Buda’nın ve Hz. İsa’nın düşmanları tarafından arandığını anlatan olaylara benzerlik taşımaktadır.[2]

Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti adlı eserde belirtildiğine göre bu olaya dair rivayet mürseldir ve bu nedenle dinde delil olmadığı gibi, tarih açısından da itimada şayan değildir.[3]

Gottheil’e göre, İslâm’ı Bahîra’nın telkinleri olduğunu ileri süren bir kısım Hıristiyanların bu olayı uydurmuş olma ihtimali söz konusudur ve onun bu iddiası “Bu olay efsane mi gerçek mi?” diye düşünenler için yabana atılacak gibi de değildir.[4]

 ***

Taziye

 

Konya’nın mümtaz ve ihlaslı esnaflarından (aynı zamanda Heda-Der’in kurucu yönetim kurulu üyesi olan) Nuh SEL Beyin annesinin vefat ettiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Nuh SEL Beyin vefat eden validesine rahmet kendisine ve yakınlarına da metanet ve sabır diliyorum.

 



[1] Schimmel, Annemarie, Muhammed O’nun Peygamberidir, (çev: Okşan Aytolu), Profil Yay., 3 bs., İst., 2008.

 

[2] Sarmış, İbrahim, Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak, 2 C., 3. bs., Ekin Yay., İst., 2007, I, 56-58.

[3] Vatandaş, Celaleddin, Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti, 2 C., 5. bs., Pınar Yay., İst., 2009, I, 33.

[4] Fayda, Mustafa, “Bahîra”, TDV Yay., İst., 1991, IV, 486.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
D.CENGİZ
02 Mart 2010 Salı 14:28
PEYGAMBERİNİ DİN ADAMI ZENEDENLER
kafa konforum bozulur korkusu ile okumayanlar duydukları ile müslüman oldugunu sananlar sizler gibi dünyada çok atalarının dini üzere mümin oldugunu zannedenler size gelen kitabı baştan sona aklederek okumazsanız elinz boş kalır sonunuz berbat olur
78.160.253.103
Toksöz
19 Şubat 2010 Cuma 14:50
Dinden çıkarılacak müslüman kaldı mı?
Annemarie Schimmel'den alınan akıl nereye çıkacaktı? Müsteşrik ağzıyla konuşmak bu memlekette 20 yıldır prim yapıyor. Artık müslümanım diyen insanlarda Annemarie Schimmel tarafından bile izale edilecek iman kalmadı. Müslüman olmak kimin umurunda herkes artık müşteri. 20 yıl öncesinde yaşıyorsun Murat Kayacan. Gözünü aç. Bu mevzular artık kimseyi ilgilendirmiyor. Modernist İslam sayesinde, Annemarie Schimmel ve onun ağzına bakan İslamsılar sayesinde artık din iman toz duman. Rahata erebilirsiniz.
85.105.205.138
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim