• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Konya 28 °C
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi
  • Suudi Arabistan'da Al Jazeera ve diğer Katar siteleri erişime açıldı
  • Guardian'dan "Erdoğan da yazmak istedi" iddiasına tekzip
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi
  • Suudi Arabistan'da Al Jazeera ve diğer Katar siteleri erişime açıldı
  • Guardian'dan "Erdoğan da yazmak istedi" iddiasına tekzip

“BAHÇEMDE YETİŞİR ERİKLE ELMA...

Seyit Küçükbezirci

“BAHÇEMDE YETİŞİR ERİKLE ELMA / KOMŞUNUN BAĞINDAN HURMAYI ALMA”

İki gün “Kadınlar Pazarı” ile Aziziye Camii civarındaydım… Kurutulmuş Meram kayısısı, erik kurusu, vişne kurusu, dut kurusu aldım... “Elma Kakı” ile “Armut Kakı”nı sordum… Dükkâncılar “Biz bilmeyiz, şoradaki ihtiyara sor” dediler… Seksenlerinde geziniyordu; uyur uyanık gibi baktı… “Ben elma kakı, armut kakı arıyorum” dedim. Gözleri koca koca oldu, “Elli yıl önceye kadar bizim bağda kuruturduk. O zamandan beri tatmadım” dedi. Umudumu kestim.

Kuru üzüm aldım, çekirdeksiz sarı üzüm aldım; “Bulgur” pişirttirmek için “Kundulu Buğday” buldum, deve dişi gibi… Kenevir aldım, haşhaş aldım… “Tuzlu Kara” için nohut aldım. Sonra, kavurmalık “Yağlı Konya Müsürü”, patlatmak için “Cin Müsürü”…

İğde aldım. Koca koca Konya “Sultani İğdesi”ni buldum… Pestil, termiye, fındık, fıstık, kabuklu ceviz, sarı leblebi, sakız leblebi, “Şak Çerez”…

“Ayaklarıma kara sular indi”, ama aldıklarım eskiden olsaydı bir “Çarşı Heybesi”nin bir gözünü doldururdu.

* “KAVURGA, BULGUR, “TUZLU KARA” OLMAZSA OLMAZ…

Geçen cuma, akşam evdeydim. Buzlu yoldan “zılmamak için” dikkatlice yürüyüp geldim. Yukarıda saydığım her şeyi bir bir çıkartıp ortaya koydum. Elmas Hanım, hayretler içinde, getirdiklerime bir mana veremiyor… Buğday, keneviri, haşhaşı, nohudu önüne koydum; “Gelecek cumaya bir ‘bulgur’ bişir, şu nohutları da haşla,pürtlet; şu keneviri de, haşhaş da üstüne dökelim, bir “Tuzlu Kara da yapalım” dedim.

“Yılbaşı filan olsa anlarım, bu neyin nesi? diye sordu, Elmas Hanım…

“Gelecek Perşembe, ayın onikisinde ‘Yerli Malı Haftası’ başlayacak; onsekiz aralığa kadar sürecek… Kızı oğlanı, torunu torbayı, baldızı bacanağı “Yerli Malı Çetneveri”ne çağıracağım” dedim. “ ilkokulda, Şehit Sadık İlkokulu’nda biz de, her yıl ‘Yerli Malı Haftası’nı kutlardık, ne güzel olurdu” dedi, anlayışla güldü.

Elmas Hanım, benim, “beşik kertme” nişanlım; elliüç yıllık eşim. Dedem “Hacıveliler’in Böyük Veli Efendi”, biz, üç/beş yaşındayken “Büyüyünce bunu buna alın” demiş. Elliüç yıldır, inişleri yokuşları birlikte yürüdük; “Şunu yiyecem,  bunu yiyecem” demedi.

Yazdan süte defalarca ıslatılıp kurutulan buğday olsaydı “kavurga” da yapacaktı; ama “ Kenevirli, nohutlu bulgur” pişirecek; ıslatılarak yumuşatılmış nohuttan “Tuzkara” yapacak.

*          ÇOCUKLUĞUMUN “YERLİ MALI HAFTALARI”…

Çocukluğumun ilkokulunda “Yerli Malı Haftası” bir şölen olurdu. Öğretmenler üzüm, incir, iğde, pestil, kayısı kurusu, erik kurusu, mısır patlağı, yağlı düğü, fındık, fıstık, termiye, leblebi ne varsa getirmemizi isterdi.

12-18 Aralık arası, günlerden bir gün, sınıfça kutlardık “Yerli Malı Haftası”nı.

Sınıfta kocaman bir masa hazırlanır, sıralar masa halinde dizilir; üstüne herkes evde olan “Yerli Malı” yiyecek ne varsa üstüne kordu… Otuz, kırk çocuk toplanırdık çevresine… Yiyebileceğimiz kadar yerdik; sanki midelerimiz üç parmak önümüze çıkıncaya kadar.

İncirler, kuru üzümler, kayısı kuruları, kavrulmuş yağlı mısırlar, cin mısırı patlaklar büyüdüğümüz yıllarda hiç o yıllardaki kadar tatlı olmadı... Çocukluk yıllarımızın, "azık karışır" gibi yaptığımız "Yerli Malı" sofralarının hayali bile cihan değer.

*          "YERLİ MALLARI HAFTASI"NIN TARİHÇESİNE GELİNCE...

Hafta, "Yerli malları teşvik için, 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik dar boğazı aşmak için, yabancı ülkelere para akışının önünü kesmek için, yerli malı tüketimini bilinçli olarak arttırmak için"  zamanın Hükümetince düşünülmüş, kararlaştırılmış, 1946 yılından itibaren her yılın 12-18 Aralık tarihleri arasında ilkokullarda uygulanmış.

1983 de de "Yerli Malları Haftası"nın adı, Hükümet kararıyla "Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası" olarak değiştirilmiş. Keşke, eski adıyla, tarihi adıyla kalsaydı.

Konya Milli Eğitim Müdürlüğü yayınlamadıysa, şimdi bir genelge yayınlasa ilkokullara... Haftanın "Tarihi anlam ve önemine uygun bir şekilde" kutlansa talimatını verse...

*          ZİYA GÖKALP, ÂŞIK VEYSEL DİYOR Kİ...

"Türkçülüğün Esasları"nın büyük yazarı, Allah rahmet eylesin, Ziya Gökalp, Türkiye'de "Yerli Malları Haftası" kutlamalarından çok çok önce bir şiirinde diyor ki:

"Bahçemde yetişir erikle elma

Komşunun bağından hurmayı alma"

Ziya Gökalp'in isteği, onlarca yıl sonra, "Yerli Malı Haftası" ile gerçekleşmiş. Şimdilerde de Ziya Gökalp'in bu teklifine mümkün olduğu kadar uyulsa...

Âşık Veysel'in "Yurt Ürünleri" şiirine gelince...

Veysel diyor ki:

"Amasya'nın elmasını

Zile pekmez çalmasını

Arasam, bulsam hasını

Yesem amma, yesen amma

Gezsem Tokat'ın bağını

Emeği'ni taze yığını

Erzurum'un kaymağını

Yesem amma, yesem amma

Konya'nın güzel buğdayı

Sivas'ta, Çorum'da hası

Antep'in çiğ köftesi

Yesem amma, yesem amma

Mersin, Dörtyol portakalı

Maraş'tan da pirinç gelir

Malatya'da dut, zerdali

Yesem amma, yesem amma

Uğradım Muş'a, Van'a

Gümüş takım lüzum buna

Sade yağdan bir kaygana

Yesem amma, yesem amma

*          CANINIZ ÇEKTİYSE "YAĞLI DÜĞÜ"YÜ, KAVURGA"YI, "TUZLU KARA"YI ANLATAYIM...

Yağlı Düğü: "Kundulu" cinsi "sert buğday" iyice eminceye kadar bol süte ıslatılacak. Sonra, bir daha, bir daha... Kurutulacak. Kenevir kavrulacak, meneviş kavrulacak. Kurumuş sütlü buğdaydan üç ölçek; kenevirden bir ölçek, kavrulmuş menevişten bir ölçek karıştırılacak. Kış başlangıcında bir torba ile bulgur çeken değirmene gönderilip çektirilecek. Şimdilerde yapıldığını hiç düşünmüyorum. Ama kırk, elli yıl önce, kış çetneverinin olmazsa olmazıydı "Yağlı Düğü"... Sadesini de, biraz toz şeker katılmışını da öyle severdik ki...

İmkânsız varsa, köylük yerlerle ilişkiniz varsa gelecek yaz yapabilirsiniz.

Kavurga: "Kundulu" cinsi set buğday, defalarca bol süte yatırılarak sütü emmesi sağlanmalı. Sonra kurutulmalı, kış için bir kenara konmalı. Kavurga yapılacağında içine kenevir karıştırılıp ocak üstünde kavurulmalı.

Tuzlu Kara: Kocaman kocaman "Koçbaşı Nohut" suda bir gece boyu ıslanıp yumuşamalı. Suyu iyice süzülüp kurulanmalı; hafif tuzlanarak kavrulmalı: iyice kurumadan ocaktan indirilmeli. Hafif yumuşak "Tuzlu Kara" nın çok hoş lezzeti var...

"Tuzlu Kara"yı bugünlerde de evde, Hanım'ın gönlünü ederseniz yaptırabilirsiniz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim