• BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Konya 2 °C
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Bahçeli’yi bu hale Erdoğan getirdi!

M. Mustafa Özdemir

 

MHP, Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli ile birlikte 1997 yılından beri 14. seçime girdi.

Vatandaş, Bahçeli’nin “hayır” siyasetine “hayır” diyerek “hayır da hayır yoktur” dedi ve Bahçeli bu seçimin kaybedenleri asında yer aldı.

Aslında sayın Bahçeli’yi kaybetmeye yönelik süreç, sayın “Recep Tayyip Erdoğan’a göre siyaset” politikasıyla başladı.

O neye “evet” diyorsa hayır, o neye hayır diyorsa evet…

Bahçeli’nin Erdoğan karşıtlığı giderek arttı;  önce nefrete sonra düşmanlığa, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte artık tanım koymakta zorlandığımız bir hale dönüştü.

Bahçeli’nin Erdoğan düşmanlığı öyle bir noktaya ulaştı ki; MHP geleneklerini ve kendi ilkelerini terk etme, ayaklar altına alma noktasına kadar geldi.

Oysa MHP geleneklerinde, devleti krize sokacak politikaların karşısında yer alma, krizlere çözüm üretme anlayışı vardı.

Mesela bunu, “367 krizi”, “Başörtüsü Sorunu” gibi krizlerdeki tutumunda net br şekilde gördük.

Ve MHP böyle yaptığına oyunu artırdı, milletten takdir gördü.

Ve yine MHP’nin anlayışında devlete saygı, devlet geleneklerine saygı siyasi ahlakın bir parçasıydı.

Mesela devletin Cumhurbaşkanını yok saymak, MHP’nin geleneklerine bugüne kadar görülmüş bir şey değildir.

Ama Bahçeli’nin Erdoğan düşmanlığı, bunları yaptırdı.

Mesela sayın Bahçeli, resepsiyonlara gitmedi, bayram kutlamalarında yer almadı, hatta kendisi gitmediği gibi temsilci bile göndermedi çoğu kez…

 

Devlet bey, Tayyip bey’in başbakanlığını sindirdi, kabullendi, hazmetti bir şekilde ama onun Türkiye Cumhuriyeti’nin 1 numarası olmasını, cumhuru başı olmasını kabul edemedi, sindiremedi, hazmedemedi!

Bu sanırım Bahçeli’nin kırmızı çizgisiydi.

Bunu engellemek için 15-16 partili ittifaka katıldı, hem de pek kimseye danışmadan…

Danışmadığını ben değil sayın Tuğrul Türkeş söylüyor.

Sayın Türkeş’in, “Devlet bey danışma mekanizmasını işletir önemli konularda bize danışırdı, ta ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar. Biz Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adayımız olduğunu gazete ve televizyonlardan öğrendik” bağlamındaki sözleri hakikaten çarpıcı ve düşündürücü…

Bahçeli’deki Erdoğan düşmanlığının ulaştığı boyutun çarpıcı ifadesidir.

(Benzer açıklama Muharrem İnce’den de gelmişti. Bu noktada sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da Sayın Bahçeli gibi bir nefrete sahip olduğunu rahat bir şekilde ifade edebiliriz.”

İsmi geçtiği için  bir kez daha söylemeden geçemeyeceğim, Tuğrul Türkeş MHP için bir kayıp olmayabilir ama AK Parti ve Türkiye için büyük kazançtır kişisel kanaatim kabinede mutlaka yer almalıdır.

Netice itibariyle ittifak başarısız oldu ve sayın Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 gibi rekor bir oyla halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.

Ve bu durum Bahçeli’deki Erdoğan nefretini içinden çıkılmaz bir hale getirdi.

Dediğimiz gibi onu yok sayma girişimleri, o olduğu için devlet geleneklerini yok sayma girişimleri…

Düşmanımın dostu dostumdur boyutlarına kadar geldi.

 

Mesela bu durum Bahçeli’yi Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanet örgütü Paralel Yapı’nın savunuculuğunu üstlenmeye kadar götürdü.

Oysa TC devletini kriptolu telefonlarını dinleyip yabancı gizli servislere servis eden, her türlü şantajı kumpası yapan bu örgüt MHP’yi de kaset darbeleriyle sarmıştı.

Sayın Devlet Bahçeli, 17-25 Aralık öncesi Fethullah Gülen ve cemaat hakkında bakın neler diyordu.

“İmzasız şikayet mektuplarıyla, teyit edilmesi gereken bilgi ve belgelerle neredeyse önüne geleni tutuklamaktadırlar…”

“74 milyon vatandaşımızın huzuru, Türk ordusunun akıbeti birkaç savcı ve hakime terk eşlemeyecek kadar önemlidir..”

“2 tane hekim çıkmış biz vicdanen rahatız diyorlar, haydi oradan talimat üzerine hareket ediyorsunuz…”

Bunlara bir dur demek lazım, bu gidişata bir son vermek lazım, hangi partiden olursak olalım bu ülke hepimizin. Bu ülkede bir çatışma olursa hepimiz bundan zarar görürüz…”

“Okyanus ötesinden yönlendirilen sitelerin kara çalmasıyla yüz yüzeyiz…”

Ama 17-25 Aralık Operasyonu ortaya çıkınca ve işin içerisine Erdoğan girince Bahçeli,  “Erdoğan’ın düşmanı dostumdur” ilkesiyle bu ihanet örgütüne destek çıktı.

Sayın Bahçeli, sayın Kılıçdaroğlu gibi ortada büyük fotoğrafı, “darbe girişimini” görmedi veya görmek istemedi.

 “Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin, yeter ki gitsin, yeter ki devrilsin, bedeli ne olursa olsun…”

Seçimden birkaç gün önce Koza İpek’e kayyum atanınca, hukuka ve polise direnen paralel yapının yanına bir kez daha destek için gittiler.

Erdoğan düşmanı herkes oradaydı, Selahattin Demirtaş da…

Oysa o günlerde sabah gazetesinde çarpıcı bir ihanet belgesi daha yayımlanıyordu.

Belgede, Paralel Yapı elemanlarının Metine Kampı’nda PKK’lılarla görüştüğü ve onlara PKK içinde MİT’e çalışan muhbirlerin listesini verdiği, bu isimlerin bir bir infaz edildiği yer alıyordu.

Bahçeli, işte böyle bir yapıya destek veriyordu.

Erdoğan düşmanlığı böyle bir yapıya destek verecek boyutlara, Selahaddin Demirtaş’la birçok yerde pişti olma noktasına kadar getirdi sayın Bahçeli’yi…

Velhasıl;

Sayın Bahçeli, sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını, 1 numara olmasını, kabullenemedi, sindiremedi, zoruna gitti.

Onu 1 numara yapan Millete hakaret etti.

1 Kasım sonrası yine Milleti suçladı.

Oysa Erdoğan, 18 yılda 14 seçim kaybetmesine karşın onu seçimle partinin başına getiren milliyetçilere, delegeleri, halkı hiç suçlamadı onlara hakaret etmedi.

Velhasıl;

Bahçeli’yi bu hale Erdoğan getirdi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim