• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Aytmatov Yılında Aytmatov’a Veda

Ufuk Karadavut

Cengiz Aymatov Türk dünyasının en büyük yazarlarından biri olan ve eserleri yüzlerce dile çevrilip milyonlarca kişi tarafından okunduğu hâlde hâlâ Nobel ödülü alamayan bir Kırgızistan Türküdür. Nobel ödülü aldı derken Türk Milletine hakaret ederek ödül alanlardan değil. Gerçekten hak ettiği için ödül alanlardan. Edebiyatı çok iyi olan bir yazar.  Onun Türk Milletine kazandırdığı pek çok güzel birikim var. Kitaplarını okuyanlar bilir. Onun ne derece güzel ve anlaşılır yazdığını. Ama içlerinden biri var ki esir olan Türklerin neler yaşadığını yazar. Yazdığı yazılarda “Mankurt” ve “Mankurtlaştırma” kelimelerini 1980 yılında yazmış olduğu “Gün Uzar Yüzyıl Olur(Gün Olur Asra Bedel) adlı romanında yer verdiği bir Kırgız efsanesinde kullanmıştır. Yirminci yüzyılın en büyük romancılarından biri olan Cengiz Aytmatov tarafından bütün dünya dillerine ve edebiyatına olduğu gibi dilimize ve edebiyatımıza da kazandırılan bu sözcük aslında esir alınmanın bir şekliymiş. Tutsak ettikleri kişileri kendi bölgelerine götürüp inceleyen düşmanlar güçlü ve dayanıklı olanları “Mankurtlaştırma” için ayırırlarmış. Geri kalan güçsüzleri ise başka yerlere satmaya çalışırlarmış. Satılanlar bir bakıma şanslı sayılırlarmış; çünkü onlar belki bir gün götürüldükleri yerlerden kaçıp yurtlarına dönebileceklerdir. Fakat geride kalanlar, mankurtlaştırılarak sonsuza dek köle olarak yaşayacaklardır. Bu kelime Türklerin yaşadığı bölgelerde insanların nasıl yaşadıklarını anlatması bakımından çok önemliydi. Türkistan Bölgesi’nde yaşayan insanları anlatan beklide en iyi kelimeydi. Günümüzde özgür olduğunu belirten nice mankurtların olduğunu biz biliyoruz. Ama konumuz bu değil.

 

            Konumuz bu büyük yazarın vefatı üzerine. Ünlü yazar vefat etti. Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci ve politikacı, 12 Aralık 1928'de Kırgızistan’ın Talas Eyaleti 'ne bağlı Şeker Köyü'nde doğdu. Bişkek'de Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. Yazarlığa 1952' de başlayan Aytmatov, 1959'da Kırgız Pravdası gazetesinde muhabir oldu. Daha sonra Povesti Gori Stepey (Dağlar ve Steplerden Masallar) adlı öykü kitabıyla büyük ün kazandı. Bu eseri, 1963'te Lenin Ödülü'ne lâyık görüldü ve bu ödül onu aynı zamanda en genç Lenin Ödüllü yazar da yaptı. Eserlerini, Kırgızca ve Rusça olarak kaleme alan Aytmatov, eserlerinin çoğunda tema olarak dostluk, savaş döneminin acıları ve kahramanlıkları ile Kırgız gençliğinin gelenek ve göreneklerine bağlılığını seçti. Aytmatov, milletinin tarih boyunca yaşadığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmıştır. Yaşadığı coğrafyada yaşayan insanlarının zaman içerisnde kazandığı bütün değerleri geleceğe taşımaya çalışmıştır. Acıları, kahramanlıkları, tecrübeleri yazıya döküp ölümsüzleştirmiştir. Tarih içerisinde halkının içine düşmüş olduğu zorlukları anlatmış ve bu sorunların nasıl aşılması gerektiği ve nasıl aşıldığını anlatmıştır.

 

Hikâyelerinin temel özellikleri arasına yaşadığı insanların değerlerini, dertlerini, varsa onun içindeki çürümeyi anlatmaya çalıştı. Çürümenin engellenmesi için neler yapılması gerektiğini anlattı. Eğer çürümek ve yok olmak istemiyorsak özümüze bağlı kalmamız gerektiğini, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olmamız gerektiğini anlattı. Aytmatov’un eserleri Türkçenin yanı sıra 150'den fazla dile tercüme edilerek milyonlarca baskıya ulaşmıştır.  Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, böbrek yetmezliği sonucu tedavi gördüğü Almanya'nın Nünberg kentindeki hastanede 10 Haziran 2008 günü hayatını kaybetti. Çok sayıda eseri Türkçeye dilinde yayınlandı.

 

2008 yılı Kırgızistan’da ‘Cengiz Aytmatov Yılı’ olarak ilan edilmişti. Kendi yılında kendisine veda ettik. Türk dünyasının yaşayan en büyük yazarlarından birisi ve beklide en büyüğünü kaybettik. Türklere yapılanları en iyi şekilde anlatanlardan birisidir. Eserlerindeki bizi bizden alan etkileyici üslubu ve dünyanın tüm güzelliklerini ödüllerini ve tebriklerini hak eden bir insan... Özünü inkar etmeyen Sayın Cengiz Aytmatov"a Allah"tan rahmet diliyorum mekanı cennet olsun diyor ve son olarak kendisinin Manas destanında yazdığı şu cümlelerle yazıma son veriyorum;

 

“…Uzak çağlardan zamanımıza kadar, günler kum gibi aktı; sayısız geceler ve dönüşsüz tören alayları geçip gittiler; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklara gidip kayboldular. Sonra biz onların izlerini bulduk... O çağlardan beri nice nice insanlar yaşadı bu dünyada! Kuşkusuz yeryüzündeki taşlar kadar, belki daha çok... Bunların arasında ünlüler vardı, silik olanlar vardı. İyiler vardı, kötüler vardı. Bazıları dağlar kadar güçlü idiler, bazıları da kaplan kadar cesur, kahraman... Her şeyi bilen bilgeler vardı; üstün yeteneklerle donanmış sanat dâhileri vardı. Nice milletler nice zamanlardan beri yok olup gittiler ve onların yalnız adları kaldı... Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir…”

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yusuf
17 Haziran 2008 Salı 21:50
Evet Balta'ya O Ha Demeli
Milli motif olma hevesiyle okuduğu Aytmatov'dan birşey anlamamış Bay Balta'ya "o ha!" demeli.Çünkü
"Türkoğlu" gibi özürlü bir anlayışla bu konu ancak bu kadar değerlendirilir. Türklük "doğulan" bir şey değil "olunan" bir şeydir. Hatta hatta bir dönem "denilen" bir şey idi:"Ne mutlu Türküm diyene" Milliyetin ne olduğunu kavrayamayanlardan sadece "kullanışlı bir milli motif" çıkar , istediğin yere yama! İşte böyle "milli motif" numaralarıyla daha çok kazık yersiniz, o kazıktan da bu Balta'ya sap olmaz. Allah bilir siz Orhan Pamuk'u da Türk yazar olarak görüyorsunuzdur? Nobel de aldı ya! Dilini Ermeni'den, tarihini Yahudiden öğrenirsen; her milli motife aval aval bakarsın. Eserlerini Rusça yazabilmiş birisi öyle böyle değil, bildiğin rus yazarıdır. Çünkü Kırgız edebiyatı diye birşey yok. Ki şuda var: Türkiye'de birçok edebiyatçıyım diye geçinen adam rus edebiyatçıların eline su dökemez. Tabi dökülemeyen suyu görmek için biraz edebiyat bilmek lazım.
88.224.243.83
Kamil Balta
14 Haziran 2008 Cumartesi 22:32
Yusuf Beri gel! Yoksa oha mı demeli
Yusuf adlı okurun yorumuna diyecek yok. Adım gibi eminim Aytmatov'un tek bir kitabını bile okumamıştır. Okusa bu saçma yorumu yapmazdı. Aytmatov Türk yazarıdır. Türkoğlu Türk hemde. Ve romanlarında Sadece Kırgız Türklerinin değil Tüm Doğu Türklüğünün dertlerini tasalarını işlemiştir. İşlerken de kendi milli motiflerini kullanmıştır. Müslümanmı değil mi ?? Şu kesin yan gelip Müslümanlık satanlardan olmadığı kesin.
88.228.109.176
selami karatepe
13 Haziran 2008 Cuma 17:11
başka düşünür kaldı mı
Aytmatov öldü. Maalesef Türk dünyasınını düşünürü kalmadı. Fikir adamı da kalmadı. Söylemisiniz içinde bulunduğuuz durum fikir adamı eksiklşiğinden değil mi?. Cengiz Aytmatov bildiğim kadarı ile Türk. YAzdığı yazıları okumadan sorgulanması ve rus olarak adlandırılması yanlış. Tabi bunu yapanlar ya Aytmatovu tanımıyor yada ard niyetliler.
85.105.218.184
nuri ünal
13 Haziran 2008 Cuma 13:40
Allah Rahmet Eylesin
Yüce Allah Türk milletine nice Aytmatov'lar yetiştirmek nasip etsin. Mekanı cennet olsun.
88.249.22.29
Yusuf
12 Haziran 2008 Perşembe 20:11
Rus'tan Türk Çıkarmak
Cengiz Aytmatov Türk dünyasının en büyük yazarlarından nasıl oluyor anlayamadım? Türkçe bir tek eser yazmamış birisi Kırgızistan'da doğmuş olmakla Türk olamaz ki Türk dünyasının yazarı olabilsin. Eserlerini Rusca kaleme alan Rus dünyası içinde değerlendirilir ve anılır. İki sefer "Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü" alan; "Sovyet Parlamentosu Kültür ve Ulusal Diller Komitesi Başkanlığı" ve "Sovyet Yazarlar Birliği Sekreterliği" yapmış olması hangi millet içinde değerlendirilmesi gerektiğini izah eder sanırım. Dahası Sovyetler dağılmadan önce Gorbaçov'un danışmanlığını yapmıştır. Niye eserlerini Kırgızca yazmamışta Rusça yazmış? Çünkü Kırgızca edebiyatı olacak kadar yetkin bir dil değildir. Bir millet dili değil kabile dilidir. Bir millete mensup olmak öyle kan bağıyla falan olacak bir iş değil. Bunun en iyi örneğini Cengiz Aytmatov'dur. Mehmet Akif'in Arnavutluğu ne kadar mevzubahis ise Aytmatov'un Kırgızlığı da o kadar mevzubahistir. Hele Kırgızlıkla Türklüğün hiç alakası yoktur. Namuslu bir adam olmalı ki nobel vermediler. Müslümansa Rahmet diliyorum. Değilse toprağı bol olsun.
88.252.233.155
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim