• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Ayşe Türkmenoğlu'ndan açıklama var

M. Ali Elmacı

"AK Partili vekillerin çalışmaları ve KONESOB" başlıklı yazımıza hem AK Parti Konya milletvekili Ayşe Türkmenoğlu hem de KONESOB Başkanı Ali Osman Karamercan'dan geldi.

İlgili yazıda "Meclis Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu'nun üyesi Ayşe Türkmenoğlu eski bakanlar hakkında, “Bakanların her şeyi kabul ettiklerini varsaysak bile bir suç işlediklerine dair yeterli şüphe ya da makul şüphe uyanmadı bende” cümlesinden sonra vekilden bir açıklama yapması gerektiğini ifade etmiştik.

Sayın Türkmenoğlu da bir açıklama metni yayınlamış zaten. Bu yazıda Türkmenoğlu'nun oradaki sözlerine açıklık getiren metni dokunmadan yayınlıyorum bir sonraki yazmında ise KONESOB Başkanı Ali Osman Karamercan'ın yazımızla ilgili gazetemizi ziyaretlerinin detayını yazacağız.

İşte Türkmenoğlu'nun açıklaması:

 

TBMM’nin 05.05.2014 tarihli birleşiminde ‘Ekonomi Eski Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında  kurulan  ve 5 Ocak 2015 tarihinde kararını açıklayan Meclis Soruşturma Komisyonunun,  kararının açıklanmasının ardından AK Parti mensubu komisyon üyesi Milletvekilleri olarak tarafımıza haksız ve hakarete varan, eleştiri dahi denilemeyecek ifadelerle adeta saldırıda bulunulmaktadır.

Konunun daha iyi anlaşılması açısından Komisyon kararı ile ilgili fikirlerimi ifade etme ihtiyacı hissetmiş bulunmaktayım.

 

Başbakan ve Bakanlarla ilgili soruşturmaya yetkili makam Türkiye Büyük Millet Meclisidir

Öncelikle Başbakan ve Bakanların görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla bir suç işlemeleri halinde soruşturmaya yetkili makam, istisnai faaliyetleri olarak adli ve yargısal nitelik taşıyan görevleri kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Kişi ve konu yönünden Cumhuriyet Başsavcılıklarının veya savcıların bu ve benzeri soruşturmalarda yetki ve görevleri bulunmamaktadır. Bu ancak 55 milletvekilin önergesi üzerine kurulacak komisyonun yetkisi kapsamındadır.

Bu gerçekten hareketle, bakanlarla ve irtibatlandırdıkları kişilerle ilgili ve bu “Tape”lere dayanarak hazırlanan rapor ve fezlekeler yok hükmünde sayılacaktır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen benzer bir konuda verilen bir karar vardır. Bu kararda bir kısım şüphelilerin iletişimleri tespit edilirken üçüncü kişi sıfatıyla yasal olmayan bir şekilde iletişimleri tespit edilen Türkiye Cumhuriyetinin söz konusu bakanları haklarında hiçbir dinleme kararı olmaksızın uzun süre dinlemeler yapıldığı, görüşmelerin haklarında hiçbir dinleme kararı olmaksızın mütemadiyen “tape” haline getirildiği, başbakan, bakanlar ve yüksek yargı mensupları hakkında soruşturmaların özel şekle tabi olduğu belirtilmiştir.

Bu sebeple söz konusu kişiler hakkındaki tespitlerin derhal cumhuriyet başsavcılığına bildirilerek suç şüphesi varsa özel soruşturma usullerine göre delil toplanması yoluna gidilmesi gerektiği, bu sebeple de soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Bakanlar hakkındaki bu tedbirler, 135 ve 140. Maddeler mucibince ve delil yasakları kapsamında da değerlendirilmelidir.

Bakanlar ile alakalı toplandığı söylenen delillerde de bu usullere uyulmadığı, özel yöntemlere göre delil toplanması yoluna gidilmediği açıkça görülmektedir.

Soruşturma Komisyonu AK Parti Grubu Milletvekillerinin verdiği önerge ile kurulmuştur

Soruşturma komisyonun kurulması AK Parti grubunun milletvekillerinin verdiği bir önerge ile olmuştur. Bu önergede hangi bakanlarla ilgili hangi konuların soruşturulması ve kovuşturulmasının yapılması istendiği açıkça belirtilmiştir.

Örnek olarak, bir iddiada, isim vermek istemiyorum, bir bakanımız hakkındaki bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen maddi menfaatler karşılığında şeklinde bir ifade geçiyor. Burada miktar ve değeri tespit edilemeyen menfaatler cümlesi önemlidir. Bu şahsın bir ülkeye altın ihracatı yapması işlerinde imtiyaz sağladığı, bir ülkeden kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen oldukça yüksek miktarda altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının başka bir ülkeye çıkışını sağlamaya çalıştığı şeklinde bir ibare ve yine imtiyaz sağladığı şeklinde tamamen soyut iddialar söz konusudur. Burada söz konusu bakan ile ilgili bu iddialar düşünüldüğünde, bırakınız iddiayı ya da şüpheyi, bir hukukçu olarak bende makul şüphe dahi oluşturamamıştır.

Telefon görüşmelerini içeren “TAPE” lerin güvenilirliği konusu

Telefon “TAPE”leriyle ilgili doğruluğu konusunda herhangi bir itirazın yapılmadığı söylenmiştir. Bu konu ile ilgili yaptığım araştırmada, telefon “tape”leriyle ilgili doğru olduğu noktasında raporlar geldiğini görmeme rağmen, gözden kaçırılmak istenen bir husus dikkatimi çekmiştir.

 “Konuşma çözümleri doğrudur” şeklinde bir rapor gelmiştir. Konuşmaların montaj olup olmadığı, ekleme yapılıp yapılmadığı konularında herhangi bir rapor bulunmamakta sadece konuşmaların metinlerinin doğruluğu rapora yansıtılmaktadır. Bu durumda söz konusu iddiaların kesin doğru olduğunu hiçbir hukukçu kabul edemez.

Kolluk Kuvvetlerinin Vazifeleri ve İcra Şekli

Hepimizin bildiği gibi; Kolluk kuvvetlerinin Önleyici Kolluk Hizmetleri ve Suçluları Yakalama Amaçlı Kolluk Hizmetleri bulunmaktadır.

17 ve 25 Aralık operasyonlarında iki yıla yakın süre boyunca dinlemelerin yapıldığı, teknik takip gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Bu takip neden 2 yıl sürmüştür. Adeta 2 yıl boyunca insanların suç işlemesi sağlanmaya çalışılmış, sanki teşvik edilmiş ya da beklenmiştir gibi bir intiba doğmaktadır. Madem söz konusu iddialar doğruydu, öyleyse Önleyici Kolluk Hizmeti gören kolluk kuvvetlerinin derhal devreye girmesi 2 yıl beklememesi gerekirdi.

 

Yasaları çıkaran Milletvekilleri Yasalara Uymak Zorundadır

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapan biz Milletvekilleri, yasal olmayan yollardan elde edilen ve sözüm ona delil olarak değerlendirilmek istenen, sözde delilleri delil olarak nasıl değerlendirebilirdik. Öncelikle kendimize bunu sormamız gerekiyordu. Yasa yapıcı olarak yapılmış olan yasaların uygulanıp uygulanmadığını değerlendirmek önceliğimiz olmalıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak bizler yasaları çiğnememeliyiz, çiğneyemeyiz. Kanuni yollardan elde edilmeyen sözde delillere rağmen soruşturma komisyonunu kurduk. Montaj olduğu söylenen ve montaj olmadığına dair rapor dahi olmayan sözde delil sayılan “TAPE” lerle bazı insanlar  suçlanmak isteniyorlar. Ve yüce divan kararı çıkarmamız konusunda karar bekleniyor.

Tüm şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmiş ve takipsizlik kararına yapılan itiraz dahi reddedilmişken., bu durumla, bu kişilerle irtibatlandırılan bakanlar hakkında kovuşturmanın yasal olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Bu takipsizlik kararları üzerine yapılması gereken yasaları uygulamak ve yasal olmayan bu sürece “DUR” demek olmalıdır diye düşünüyorum.

 

İddialar Makul Şüphe dahi doğurmamıştır

Benim açımdan Bakanlar hakkında miktarı belli olmayan menfaat temin ettikleri ve benzeri ifadelerin kullanılmış olması son derece düşündürücüdür. Ayrıca örneğin bir bakanımızın bir otelle ilgili olarak bir kişi ile görüşme yaptığı söylenmiş, ancak o otelle ilgili iddia gerçekleşmemiştir. Başka bir bakanımızın vize ile ilgili müracaatlarından bahsediliyor ama ortada vize müracaatı yok. Bu durumda şu şekilde düşünüyorum; Söz konusu Bakanlar görüşmeleri yaptıklarını söylemiş olsalar bile ortada gerçekleşmiş bir durum yoktur. Bu durumda bende, Bakanların suç işlediklerine dair herhangi bir makul şüphe oluşmamıştır.

Ayrıca bir istisnai vatandaşlık iddiası vardır. Hepimiz biliyoruz ki istisnai vatandaşlık verme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir, sadece tek bir bakanın uhdesinde olan bir yetki değildir.

Bu Operasyonlar Belli Bir Hedefe Yöneliktir

Bana göre bu operasyonlar belli bir hedefe yöneliktir ve bu amaç uğruna hukuku tesis etmek değildir. Bizler Komisyonun AK Partili Milletvekilleri olarak, komisyonun çalışmaya başladığı günden bu yana sürekli olarak tarafsız olmamakla suçlandık. Ben ve diğer milletvekili arkadaşlarımız komisyon çalışmalarına gelirken AK Parti Milletvekili kimliğimizi salon dışında bırakarak çalışmalara katıldık.

Sürekli olarak üzerimizde kamuoyu baskısı kurulmaya çalışıldı. Ancak unutulan bir şey vardı ki, bizler doğru bildiğimizi ve hukukun evrensel ilkelerini kimse için kurban etmedik, etmeyiz de.  Operasyonun amacının hukuki sonuç alma gayesi dışında olması gibi, üzerimizde kurulmak istenen kamuoyu baskısı da aynı amaca yönelikti.

Komisyonun kurulduğu günden itibaren kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algı, oluşturulmaya çalışılan hava AK Partili Milletvekillerinin sürekli zan altında bırakılması olmuştur.

Komisyon üyeleri olarak bizler; arkadaşlarımızla bir araya gelip neler olacağı ile ilgili hiçbir şekilde istişare yapmadığımız gibi dışarıdan görüş ya da yardım almadan, birer hukukçu olarak dosyaları bizzat kendimiz inceleyerek kendi vicdani kanaatlerimizle karar vermiş bulunuyoruz.

İfade ettiğim gibi, dosyada yer alan deliller ve tapelere göre kişilere menfaat sağlanması veya menfaat elde edilmesi yönünde bir bulgu bulunmamakta, sadece soyut iddialar yer almaktadır. Söz konusu iddiaların bende makul şüphe dahi uyandırmaması sebebiyle, ilgili Bakanların Yüce Divana gönderilmesinin hukuki olmayacağı kanaati oluşmuştur.

Saygılarımla

Av. Ayşe Türkmenoğlu

AK Parti Konya Milletvekili

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim